Hasan Oktay: Bölgesel Kriz ve Türkiye Üzerindeki Dezenformasyon Süreci
Altı gün önce ABD ve İsrail’in İran’daki askeri hedeflere yönelik başlattığı müşterek saldırılar, İran dini rehberinin vefatıyla sonuçlanınca bölgedeki gerilim hat safhaya ulaşmıştır. İran, bu saldırıya misilleme olarak başta Körfez ülkeleri olmak üzere Irak, Suudi Arabistan ve İsrail’deki Amerikan üslerine saldırılar düzenlemiştir. Dini rehberin öldürülmesine tepki olarak başlatılan bu “intikam harekatı”, İran’ın bölgesel kararlılığını açıkça ortaya koymuştur.
ABD ve İsrail, bu çatışmayı sadece kendi savaşları gibi göstermemek adına stratejik bir hamleyle Körfez ülkeleri ve Irak’taki Kürt grupları da sürece dahil ederek İran’a karşı çok yönlü bir cephe açma gayreti içindedir. Özellikle Irak’taki Kürt yapılar üzerinden bir kara harekatı planının konuşulması, savaşın yerelleştirilmesi ve Arap-Kürt-Batı ittifakı görüntüsünün verilmesi amacını taşımaktadır. Doğal olarak İran’ın da saldırıların çıkış noktası olan bu topraklara misilleme yapması kaçınılmaz bir hale gelmiştir.
Bu noktada, Türkiye’nin NATO üyesi olması ve topraklarında stratejik NATO tesislerini barındırması, İran’ın Türkiye’yi de hedef alabileceği beklentisini (veya provokasyonunu) doğurmuştur. İngiliz üslerinden kalkan uçakların İran’ı bombalamasına tepki olarak İran’ın Güney Kıbrıs’a füze atması, bu beklentiyi basın yoluyla daha da körüklemiştir.
Güney Kıbrıs’a fırlatılan bir füzenin Türkiye yakınlarından geçerken NATO savunma sistemleri tarafından imha edilmesi ve parçalarının Türkiye topraklarına düşmesi, hem dünya hem de iç basında “İran Türkiye’ye saldırdı” şeklinde manipülatif bir dille servis edilmiştir. Ancak Türkiye, bu heyecanlı atmosfere kapılmayarak soğukkanlılığını korumuştur. Olayın mahiyetini anlamak adına İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak konu müzakere edilmiştir.
İran makamlarının bugün yaptığı “Türkiye’ye yönelik bir saldırı gerçekleştirilmediği” yönündeki açıklama; olayın bir yanlış anlaşılmadan öte, Türkiye’yi İran’a karşı kışkırtmaya yönelik Batı merkezli bir spekülasyon olduğunu kanıtlamıştır. Türkiye’nin yapılan saldırıları kınadığı bir ortamda, İran’ın Türkiye’yi karşısına alması stratejik olarak mümkün değildir. Ankara’nın sergilediği bu rasyonel duruş, bölgedeki Arap-Kürt organizasyonu sonrası Türkiye’nin de bir çatışma içine çekilme planını boşa çıkarmıştır.
Hasan Oktay


Yorum gönder