Fuad Gahramanlı: Trump Tehdit Ediyor, Ayaklanmalar Genişliyor, Rejim Ülke Kontrolünü Kaybediyor
Peki, İran’ı ne bekliyor ve Azerbaycan neye hazır olmalı?
Şu anda İran’da halk protestoları günden güne genişledikçe, rejim de ülke üzerindeki siyasi kontrol imkânlarını kaybediyor. Bir kural olarak İran yönetimi, bu tür protestolarla karşılaştığında kitlesel şiddete ve eşi benzeri görülmemiş bir gaddarlığa başvurarak cemiyeti susturabiliyor, protestoları kan içinde boğabiliyordu. Hatırlatmak gerekirse; 2022 yılında Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra baş gösteren halk protestoları sırasında 500’den fazla kişi öldürülmüş, eylemlere katılan 15 bine yakın kişi ise tutuklanmıştı.
Bu kez ise durumu karmaşıklaştıran ve İran yönetiminin elini kolunu bağlayan şey, ABD’den gelen sert uyarılardır. Trump ve onun yakın adamı kabul edilen Senatör Graham, geleneksel diplomatik çerçeveden dışarı çıkarak çok açık bir şekilde belirttiler ki: Eğer ayetullahlar protestocuları öldürecek olursa, ABD de onları öldürecek. Bu kadar net ve keskin bir uyarıyı muhtemelen hiç kimse beklemiyordu.
Venezuela’da Maduro’nun ele geçirilmesinden sonra özgüveni daha da artan Trump’ın bu beyanı, mollalar için sadece kelimelerden ibaret bir tehdit olmaktan ziyade, havaya kalkmış bir elin gerçek uyarısı gibi görünüyor. Bu yüzden de İran yönetimi, genişleyen halk protestoları karşısında tüm şiddet imkânlarını ve araçlarını uygulamakta şimdilik tereddüt ediyor. Tabii ki protesto eden toplum da yönetimin Trump korkusunu ve tereddütlerini hissettiği için kendi talep ve memnuniyetsizliklerini daha sert formda ifade etmeye, hatta güvenlik güçleriyle çatışmaya eğilim gösteriyor.
Bu bakımdan bugünkü eylemleri öncekilerden farklı kılan yön, protestocuların fırsat buldukları anda yönetim organlarına ve güvenlik güçlerine saldırmasıdır. Bu nedenle İran’daki protestolar sadece sokak gösterileri olmaktan çıkıp; yerel yönetim binalarını yakmak, rejim sembollerine hakaret etmek, ele geçirilen güvenlik gücü temsilcilerinin linç edilmesi gibi daha sert hareketlerle devam ediyor ve ayaklanmaya dönüşüyor. Eğer süreç bu tempoyla devam ederse ayaklanmalar tüm ülke çapına yayılabilir ve ülke tam bir kaosa sürüklenebilir.
Ancak Trump yönetiminin beyanatlarından da görülüyor ki, ABD bir aşamada İran’daki süreçlere doğrudan dahil olmakla ilgili dahili bir karar vermiş. Muhtemelen Trump, süreci İran halkıyla birlikte sonuçlandırıp “zafer çelengini” almaya iddialıdır. Eğer Venezuela’da olduğu gibi işin içinde bir de İran’ın devasa petrol ve gaz rezervleri varsa, o zaman Trump’ın kararlı adımlar atma ihtimali daha da artar.
Ayrıca bu kez İsrail’in İran toplumundaki olumsuz imajı dikkate alınarak Netanyahu’nun biraz arka plana çekildiği görülüyor. Aslında İran rejimi, şu durumda Trump’ın yerine Netanyahu’nun kendilerini tehdit etmesini çok isterdi. Ancak bu gerçekleşmediği için molla yönetimi, geleneksel “Siyonist dış düşman” kartını kullanıp toplumu sakinleştiremiyor veya kendi etrafında birleştiremiyor. Mollalar bu vaziyette ideolojik olarak silahsızlanmış durumdalar.
Trump’ın tehditlerine ise İran toplumu dış düşmandan gelen bir tehdit gibi değil, aksine bekledikleri bir yardım gibi bakıyor. Tesadüf değildir ki, bayrak dahil mevcut İran devletinin sembollerine hakaret eden protestocular, Trump’ın adını bir sokağa verecek kadar onu kendilerine yakın hissediyorlar.
Son olarak şunu da belirtelim ki; halkın ve yönetimin birbirinden bu kadar nefret ettiği bir ortamda, ABD’nin dini yönetimin üst düzey rehber kadrosunu ve güç yapılarını imha etmeye yönelik bir müdahalesi, rejimin çöküşüyle sonuçlanabilir. Bu nedenle bu kez İran’daki süreçlerin gelişim yönlerini değerlendirirken dış müdahale faktörünü de dikkate almak gerekir.
Bu da demek oluyor ki; Azerbaycan yönetiminde az da olsa devletçilik çıkarları ve düşüncesi varsa, güney komşumuzda giden süreçlerin gelişimiyle ilgili mutlaka çok yönlü ve derin bir stratejik planlama yapılmalı; İran’ın parçalanması senaryosunda Güney Azerbaycan Türklerinin kendi tarihi topraklarından bir karış bile ödün vermeden milli kaderini tayin etmesi için gereken tüm çalışmalar yürütülmelidir.



Yorum gönder