Şimdi yükleniyor

Turan Rzayev: ABD ve Danimarka arasında Grönland ile ilgili gerginlik devam ediyor

ABDve Danimarka arasında Grönlandile ilgili gerginlik devam ediyor. Problemin çözümü yönünde çeşitli teklifler ileri sürülüyor. Örneğin, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ülkesinin ABD ile Grönland’ın savunmasına dair 1951 tarihli anlaşmanın yeniden gözden geçirilmesini tartışmaya hazır olduğunu, ancak adanın egemenliğinin başka bir tarafa devredilmesi ihtimalini dışladığını belirtti. Frederiksen’e göre, egemenliğin devri Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için “kırmızı çizgi”dir.

Aslında, ABD’nin Grönland’ı Danimarka’dan para karşılığında satın almak istemesi ilk kez yaşanan bir olay değil. Yani Başkan Donald Trump bu karara aniden varmadı. Bilinenin aksine, Danimarka’nın ABD’ye ada satma tecrübesi bulunuyor. Şöyle ki; 1917 yılında Danimarka, Batı Hint Adaları’nı (Amerikan Virjin Adaları ABD’ye 25 milyon dolarlık altın karşılığında satmıştı. Danimarka bu adaları 17. yüzyılın sonlarında, Karayip Denizi’nde şeker plantasyonları kurmak ve Avrupa ticaret ağına katılmak amacıyla ele geçirmişti. Adalar o vakitten 1917 yılına kadar, yani yaklaşık 246 yıl boyunca Danimarka sömürgesi statüsünde kalmıştı.

1. yüzyılın sonlarına doğru Danimarka artık büyük sömürgeci gücünü kaybetmeye başladı. Özellikle köleliğin kaldırılması sonrası adaların gelirleri önemli ölçüde azaldı. Diğer bir problem ise adaların Danimarka’dan çok uzakta yer almasıydı. Küçük bir Avrupa devleti için binlerce kilometre uzaktaki tropikal toprakları korumak hem askeri hem de diplomatik açıdan giderek zorlaşıyordu.

I. Dünya Savaşı yaklaştıkça problem daha ciddi bir hal aldı. Bu dönemde Kopenhag için temel öncelik Avrupa’daki tarafsızlığını korumaktı. Adaların Danimarka’da kalması, Karayip Denizi’nde potansiyel çatışma riskiyle ek bir yük yaratıyordu. ABD ise bu adalara tamamen farklı bir prizmadan bakıyordu. 20. yüzyılın başlarında Washington artık bölgesel bir güç değil, bir yarımküre hegemonuna dönüşmüştü. Panama Kanalı’nın açılmasıyla Karayip Denizi, ABD için hayati önem taşıyan bir güvenlik bölgesi oldu. Batı Hint Adaları, Birleşik Devletler’in deniz yollarını korumak ve Avrupa güçlerinin yarımküreye geri dönmesini engellemek için ideal bir askeri-stratejik mevkiydi. İşte çıkarların kesişmesi, o dönemde satış sürecini mümkün kıldı.

ABD şimdi bu mantıkla Grönland’ı da Batı Hint Adaları gibi satın almak istiyor. Fakat yaşananların aynı şekilde tekrarlanma ihtimali düşüktür. Çünkü niyet aynı olsa da şartlar ve uluslararası durum tamamen farklıdır.

Temel fark şudur: O dönemde Danimarka adaları kaybetmekten korkmuyordu, aksine onlardan kurtulmak istiyordu; ABD ise satın almak için acele ediyordu. 1916 yılında ABD’nin sunduğu 25 milyon dolarlık altın teklifi Danimarka için sadece finansal bir kazanç değil, aynı zamanda uzun vadeli bir riskten sigortalanmaydı. Grönland’ın değeri ise yıldan yıla artıyor. Ada etrafında gelişen jeopolitik olaylar Kopenhag’ı rahatsız etmediği gibi, aksine ona manevra imkanı yaratıyor.

Analiz Notu

Trump’ın Grönland ilgisi aslında “Arktik Jeopolitiği” ile doğrudan bağlantılıdır. Buzulların erimesiyle açılan yeni ticaret yolları ve bölgedeki zengin nadir toprak elementleri, adayı 1917’deki Virjin Adaları’ndan çok daha stratejik bir konuma getiriyor.

Yorum gönder