Dilnoza Jamolova: Bizim İçin Vatan Namustur – Duginlere Cevap
Rus filozof ve propagandacı, “Rus Dünyası” (Russkiy Mir) fikrinin ana ideoloğu Aleksandr Dugin, “dünyanın yeni modeli” üzerine verdiği bir mülakatta Özbekistan ve Orta Asya ülkelerinin egemenliğini şüphe altına alarak, buraların Rusya tarafından “kontrol edilmesi gerektiğini” ileri sürdü. Dugin, “üç kutuplu bir dünya” şekillendiğini, Rusya’nın bu sistemde ana güç merkezi olması gerektiğini ve bu ülkeleri denetim altına alması gerektiğini savundu. Bu çıkış, Özbek kamuoyunda büyük bir öfke uyandırırken, bu sözlerin arkasındaki asıl niyetin sorgulanmasına neden oldu. Sosyal medyada pek çok farklı görüş dile getirildi. Oyina.uz, Özbek aydınlarının bu konudaki özel görüşlerini sunar:
Eshqobil Shukur
Özbekistan Emektar Kültür Çalışanı, Şair:
“Birkaç gün önce gazeteci Solovyov’un fitne dolu hakaretlerine karşı görüşlerimi yazmıştım: Kremlin propagandacısı Vladimir Solovyov’un Orta Asya devletlerine ve Ermenistan’a karşı sözleri utanç vericidir. Bir de kendilerini ‘aydın’ sanıyorlar, dünyayı onlar yaratmış gibi kibirli bir üslupla konuşuyorlar. Bu aydınlık değil, vicdansızlıktır. Bu şahsın bağımsız devletler hakkında böyle konuşmaya ne hakkı var? ‘Uluslararası hukuk ve normlara tükürmek gerekir’ demesi faşizme özgü bir çağrıdır. Orta Asya ve Ermenistan’da ‘askeri operasyonlar’ hayali kurup ağzınızdan salyalar saçarak konuşacağınıza, kendi namusunuzu düşünseniz iyi olur.
Dugin de şimdi Solovyov’un ardından daha da çirkin bir üslupla sahneye çıktı. Ak sakalıyla karanlık fikirler öne sürmekten utanmıyor. Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Azerbaycan halkları için en aziz duygu bağımsızlık ve özgürlüktür. Başka halkların mukaddesatına saldırmak filozofluk değil, alçaklıktır.
Şunu unutmasınlar: Bizim insanımızda vatana göz dikmeyi; annesine, eşine göz dikmekle eşdeğer gören bir namus anlayışı vardır. Vatan meselesi, annenin, eşin ve kızının iffetiyle birdir! Bizim için vatan namustur. Dugin’in küçümsediği bu halkların gücü buradadır. Bu güce nükleer silahlar bile karşı duramaz, çünkü namus Allah’ın mümin kullarına verdiği bir silahtır.”
Anvar Boronov
Yazarlar Birliği Üyesi:
“Aleksandr Dugin’in Özbekistan’ın egemenliğini sorgulayan fikirlerini gördüm. Bu zatın geçmişini araştırdığımda, doğru dürüst bir eğitimi bile olmadığını, havacılık enstitüsünden kovulduğunu ve neo-faşist hareketlere katıldığını gördüm. Sovyet generali olan babası sayesinde ceza almadan bu günlere gelmiş.
Kendini felsefe ve siyaset bilimi doktoru olarak tanıtan bu adam, aslında kuralsızlığın hüküm sürdüğü 90’lı yılların bir ürünüdür. Ünlü olmak için her şeyi yapan, ahlaki değerleri hiçe sayan bir ‘boş boğazdır’. Onun sözleri, halkın birliğini ve devlete olan güvenini sınamaya yönelik bir siyasi provokasyondur. Özbekistan’ın egemen bir devlet olduğu gerçeği tartışılamaz bir vakadır. Bir fitnecinin sözüyle yeni tartışmalara yol açmamak gerekir.”
Dilnoza Jamolova
Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Müdür Yardımcısı:
“Ceditçilik hareketinin temsilcisi Çolpan, ‘Basın güçlü bir devlettir’ derken haklıydı. Son günlerde Rus propagandacılar sırayla Orta Asya ve Kafkasya devletlerine saygısızlık yapmaya başladılar. Dugin, açıkça ‘Egemen Ermenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan varlığına razı olunamaz. Egemenlik bitti, ulusal devletler geçmişte kaldı, bunlar çöptür’ diyerek uluslararası hukuku hiçe saymıştır.
Şunu belirtmek gerekir ki; Orta Asya ve Kafkasya devletlerinin bağımsızlığı onun dediği gibi ‘çöp’ değildir, bunu tüm dünya toplumu görmektedir. Onun bu ‘saçmalamaları’ boğulan bir adamın yılana sarılmasıdır. Çok güçlü bir filozofsa, Rusya’ya uygulanan yaptırımları ve Batı’yı tartışmasını tavsiye ederim.”
Farrukh Jabbarbek
“Dil ve Edebiyat Eğitimi” Dergisi Genel Yayın Yönetmeni:
“Siz ne bekliyordunuz ki? ‘Güle güle gidin, yine bekleriz’ diye el sallamalarını mı? Hangi köle sahibi kölelerini kolayca bırakır? (Bu tanımı kullanmak acı verici ama durumumuz bu.) Altın yumurtlayan tavuklarından kim vazgeçer?
Rusya’da devlet sistemi değişti ama ideoloji hep aynı kaldı. 34 yıldır yaralı bir ayının inlemesini ve hırlamasını duyuyoruz. Bu ne ilk ne de son olacak. Ama bilinsin ki, eğer can havliyle saldıracak olurlarsa, onları durdurmak için sadece değnek yetmez; o ayıyı durduracak mühimmat gerekir. Ordumuzdaki reformlar ve askeri gücümüzün sergilenmesi halkımıza güven vermektedir.
Asıl mesele şudur: Halkın birliği ordudan daha büyük bir güçtür. Eğer biz güç olursak, dik durursak ve kenetlenirsek, gerisi teferruattır. Sonucum hoşunuza gitmedi mi? Siz başka ne bekliyordunuz?”



Yorum gönder