Nataly Aleksanyan: 20 Ocak: Kanın Hafızası Vardır
20 Ocak, Azerbaycan’da bir sükut günüdür.
Binlerce nutuktan daha yüksek sesle haykıran bir sükut.
İçinde hala 1990 yılının Bakü’sünden gelen silah seslerinin duyulduğu bir sükut.
O gece şehre giren bir ordu değil, bir imparatorluk makinesiydi.
Moskova’dan yönetilen Sovyet birlikleri; kadın, yaşlı, genç demeden sivil insanların üzerine ateş açtı.
Bu bir “asayiş” operasyonu değildi. Bu, korku yoluyla yönetmenin klasik bir imzasıydı.
Ben bir Ermeniyim.
Ve tam da bu yüzden bugün konuşuyorum.
Çünkü biz de “büyük ağabeyin” bizi “kurtarmaya” geldiğinde aslında ne anlama geldiğini; geride sadece kurbanlar, mezarlar ve iyileşmeyen yaralar bıraktığını çok iyi biliyoruz.
Bugün Azerbaycan halkına başsağlığı diliyorum.
Siyasi bir hesapla değil, insani bir hafızayla.
Acı, millet tanımaz.
Ve kurban her zaman aynıdır: Sıradan insan.
On yıllar boyunca bizi, Ermeniler ve Azerbaycanlılar arasındaki nefretin “doğal” olduğuna ikna etmeye çalıştılar.
Ama tarih başka bir şey söylüyor.
Aramızdaki uçurum her zaman aynı merkezden beslendi:
Yalnızca komşular birbirine düşman olduğunda hayatta kalabilen o imparatorluk politikasından.
Bakü, Tiflis, Vilnius, Erivan…
Farklı şehirler, aynı el yazısı.
Farklı halklar, aynı acı.
Bugün, 20 Ocak’ta, en azından bir kez olsun kendimize karşı dürüst olmaya değer.
Bizim bölünmemizden her zaman kimin kazandığını hatırlamaya değer.
Aramızda aşılmaz bir duvar gibi duran o gücü unutmamalıyız.
Azerbaycan halkına başsağlığı diliyorum.
Ve hatırlatıyorum: Tarih ne ateş edeni unutur, ne de emri vereni.
Nataly Aleksanyan



Yorum gönder