KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Azerbaycan
  4. »
  5. Azerbaycan, Quzey, Güney, ve Kimlik Qonusu

Azerbaycan, Quzey, Güney, ve Kimlik Qonusu

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 12 dk okuma süresi
20 0

Azerbaycan’ın tarixi topraqlarının Araz’ın quzey bölümünün bir parçası, Soviyet düzeni dağılandan sonra, Azerbaycan Cumhuriyeti veya Quzey Azerbaycan olaraq tanınır. Ancaq, o topraqlar gerçek Quzey Azerbaycan’ın çox küçük bir parçasıdır. Rus istilacılığından qurtulub qalan bir bölge, parça parça olmuş, dünya sularına qapalı, Ruslar, Ermeniler, ve Gürcüler topraqlarında yer alan bu yerlere biz Quzey Azerbaycan deyirik. Elbette ki bu yalnış bir tutumdur. Bizce, Azerbaycan’ın quzeyi, veya Quzey Azerbaycan, Astaraxan’a qeder yeri qapsamaqdadır. Ancaq, tarixi ve siyasi hafizenin ve belleğin az olduğu durumda, ve baş eğib, basqıyı qebul ettiğimiz durumda, milletler de öz topraqlarını elden vererler ve kimlikleri, kültürleri de topraqları kimin istila altına geçer.
Türk kimliğinin çox sistematik olraq siyasi söylemden silinmesi Rusların terefinden başarılı olaraq uyqulanmış durumda, Quzey Azerbaycan dediğimiz yerlerde de yeni bağımsızlıqlarını elde edende, ülkenin adını Quzey Azerbayan, ve dilini de Türkce olraq resmileşdirmediler. Devlet idaresine geçenler hangi siyasi görüşden olur olsun, 150 il Rus istilası ve 80 il Rus ırqçılığın düşüncesel aracı olan Komonism istilası altında yaşayıb, ve bütünlükle Rus yol ve yöntemi ile dünya görüşü gelişdirmiş adamlar olmuşlar. ”Rus”laşmağa ve Rus kimin olmağa özen gösterme ve Rus dünya açısından dünyaya baxma düşünüşü, bir xestelik kimin, hemen hemen bütün Quzey Azerbaycan’lıların üst qatını, ve elit tebeqesini qavramış durumdadır. ”Men Azerbaycan’lıyım, Türk değilim. Dilim Azerbaycancadır, Türkce değil” düşüncesi bu xesteliğin en belirgin simgelerindendir. Bu xestelik adlandırdığımız düşünüş basqısı ve istilasından qurtuluş, değişik quşaqların Rus çarpintisindan arınmaqla olandır. Bu da Türk odaqlı eğitim ve Türk düşünceli ve düşünüşlü ortamda olur. Quzey Azerbaycan alfabesinde Rus qalıntısının olması, resmi dilin ”Azerbaycanca” deyilmesi, ve topraqların adında ”Rispublica” kimin Rus deyişli sözlerin olması, ve genelde Rus yanaşılı siyasi ve kültürel ortam, ve dünya görüşü bir xestelik kimin derman olunmalıdır. Bu iş de quşaqdan quşağa olan işdir ve bir quşaqda olan değildir. Türk mehverli devletlerin işidir. Quzey Azerbaycan bağımsız olduğuna göre, hele de bu geleceğe ve bu sa’adetli Türk odaqlı milli varlığa yetişmeye umud vardır.

Bize göre bu umudun qaynağı Güney Azerbaycan’dır. Ve, bu milletleşmeyin ve yeniden Türkleşmeyin açarı Güney Azerbaycan’da ve İran işqalından qurtulmadadır. Güney Azerbaycan’ın bağımsızlığı, önceden de vurquladığımız kimin, bölgeni, Türk dünysını ve dünya siyasetini değişdirecekdir. Böyle bir durumda, ”Dünya Böyük Gücleri” diye söylenilen ülkelerde, siyasetlerini bizim dirçelmemize göre ve gelişmemize göre düzenleyecekler. Biz, Güney Azerbayan’ın bağımsızlığı ölüm ve dirilik qonusudur diyende, bunu qesd edirik. Güney Azerbayan İran işqalında ve idaresinde qaldıqca, yaşadğımız topraq Azerbaycan’sızlaşır, ve milletimiz de Türksüzleşir. Bu sürerdurum doğru değildir ve heçkese illa heç Türk’e yaraşan değildir.
Güney Azerbaycan’ın tarixi topraqları, üstünden Azerbaycan adı götürülenden sonra, İran’ın içinde bölgelere, Farsca ”ustan”lara bölünmüş ve yavaş yavaş Azerbaycan’sızlaşdırılmış durumdadır. Gene de tarixi ve siaysi belleğin ve hafizenin az olduğundan, bu iş İran-Fars mehverli düşüncelerin terefinden başarıyla olmuşdur. Özünü en azından ”Azerbaycan ustanından” bilmeyen birisinin topraqsal ve vetensel kimliği gerginleşmiş ve elbette ki daha çox İrançılığa sövkenen bir kimlik oluşmuşdur. Bu kimlik gerginliği ve şaşqınlığı, Azerbayan adı geçmiş 100 ilde üstünden qaldırılmış yörelerin insanlarında görünmekdir. Geçmiş 100 ile milyonlar Güney Azerbaycan Türkünün İran’lılaşması ve Fars’laşması, bu uzun süre ve pilanlı olaraq özgeleşmenin sonucudur. Biz milyonlardan söz edende belki bu sayı biraz şişirdilmiş ve abartılmış gele bilir. Ama biraz gerçekci baxış tarixi belgelere ve senedlere bu acı gerçeği daha da yaxçı anlamağa yardım eder. Qacar imparatorluğunun düzeninin dağılışından buyana ve Fars’ların Fars-İran odaqlı, ve basqıyla Fars olmayan milletleri İran’lılaşdırma ve Fars’laşdırma sistemi sürecine yaxçıca incelenende, gerçekden de milyonlar Türkün öz kimliğini itirdiği gün ışığına çıxır. İndi 35 milyon Azerbaycan Türkünnün İran işqalında olduğunu eşitsekde, gerçek budur ki, özünü İran’li bilen ve hetta Fars bilen milyonlrımız da vardır. Bu acı gerçek bir milletin gözümüzün önünde ve bizim yaşadığımız esirde eriyib getdiğidir. Bu kimlik şaşqınlığı ve bu rezalet ve bu uzun süre, her araşdırıcıyı daha da çox sorularla ve çetinliklerle üz üze bıraxır. ”Azerilik” kimliği özü özünde bir xebislik ve şeraret daşımayan bir söz olduğuna göre, doğrudur. Her özünü Azerbayan’lı bilen kişi (insan) elbette ki özünü ”Azeri” tanıta biler. Başqa milletlerin dilinde de bize ”Azeri” deye bilerler, ve bunun heç de saqıncası yoxdur. İşin inceliği onda görünür ki, hetta bu qonu da Azerbaycan ve Türk düşmanları terefinden qullanılmaqdadır. Kimlik şaşqınlığını artırmaq üçün ve çox incelikle pilanlanan bu düzaq, Ruslar ve oların pulsuz nökerleri Farslar terefinden uyqulanmışdır. Nece ki ”Azeri” sözü ”Türk” dememek üçün uydurulmuşdur. Halbuki, bir bağımsız ve özgür millet özü özüne ne deyirse ve özünü ne çağırırsa, o yalnız onu ilgilendirir. Geçmiş yuz ile nece ülkelerin milleti ve devleti onların adını değişdirmişler ve heç ne de olmamış. Özünü nece adlandırmaq, bir bireyin ve bir toplumun ilkel heqlerindendir. Ancaq, Güney Azerbaycan’da bu ”Azeri”ciliğin ve ”Türk”den çekinmekliğin kökü açıqca Azerbaycan ve Türk düşmanlarının bizi yox etme çabalarındandır. Güney Azerbaycan bağımsız olmadığına göre, hal i hazirde orda yaşayan Türk milletine yeni ad biçile bilmez, ve o topraqlara yeni ad seçile bilmez. İşqal başlayan durumda ne imiş öyle olur. Butun Güney Azerbaycan tarixi topraqlarına ”Azerbaycan” ve genelde çoxulnluğu olan millete de ”Türk” milleti deyilir. Yalnız bağımsızlıq elde edilenden sonra bu qonular daha demokratik ve açıq bilimsel alanda danışığa açıq ola biler. Yoxsa esaretde ve işqal altında can veren bir millete yeniden ad yöntanıb ona bir gün ”Azeri” bir gün ”Azeri zeban” bir gün ”İran’lı” demek elbette ki işqalçının ve bizi esir tutan düşüncenin bizi daha da şaşırtmaq ve bir birimize salmaq siyasetidir. Bunu anlamaqda ne var ki? ”İran Türkü” aldatmacasını da unutmayalım. Tarixi olaraq, başqa milletlerin bize ne demelerinden öte, ve bizi ne adlandırdıqlarından daha kenarda, indiki dünya siyasentinde ve bölgenin ve Türk dünyasının indiki ve gelecek yararları anlayışıyla yola çıxdığımızda, Güney Azerbaycan bağımsızlığının ve Türk milletinin milletleşmesinin önünde, ve İran bütünlüğünü ne qiymetine olur olsun qorumasında yaxçı uydurulmuş bir düşüncedir. Demek ”İran Türkü” de ”Azeri” sözü kimin, çox ”yaxçı bir sahte”dir, ve bir esir ve kimlik qarqaşası yaşayan bir milleti daha da şaşdırmaq ve yahaltmaqdan başqa değildir. Bize göre, ”Bağımsızlıq ve Özgürlük” olmadan bu qonular yalnız milletime yararsız ve tersetgilidir.

Sonsöz

Bize göre, kişi (insan) yöresel ve cüğrafisel bir varlıqdır. İndi, bir yerin üstünde yaşayan, özü öz dilinde öz adını öz evine ve eşiğine, çayina, dağına, yoluna, yerine veremezse, işte bu özgürlügün qısıtlanması ve kişiliğin de azalması anlamına gelir. Bize göre kişinin varlıqda değer ölçüsü direk olaraq onun özgürlüğü ile ilgilidir. Özgürlük toplumda çox olduqca, kişilik de o qeder değerli ve üstündür. Özgürlüğün ölçüsü seçeneğin çoxulluğundan geldiğine göre, bireysel özgürlük kişinin seçeneklerinin çoxlüğu anlamındadır. Seçeneklerin çoxluğu güc ile direk ilişgidedir. Güc çox olduqca, seçenekler de artmağa başlar ve özgürlük düzeyi yükseler. İşte güc ilişgileri seçeneklerle ve özgürlükle böyledir, ve kişinin daha çox kişi olduğuyla direk ilişgidedir. Kişilerin eşit olduqları bir istenilen ve yüksek tutulan ilke olsa da, zeminde ve gerçekde böyle değildir. Bize göre kişi ne qeder özgür ise o qeder de çox kişidir. Demek özgürlüğün düzeyi kişiliğin düzeyidir. Bireysel tanımlara benzer, toplumları da böyle deyerlendirik. Toplumlar bir bütün olaraq ne qeder özgür ise, ve öz muqedderatına qadir ise o qeder çox ve ne qeder öz işlerinde söz ve oy sahibi değilse, o qeder az toplumdur. Çoxluq ve azlıq dediğimizde elbette ki değer, elverişlilik, işleyişlilik, ve kişilik uyqarlığına yararlılıq anlamındadır. Bize göre, indiki dünyada 100% bağımsızlığın ve özgürlüğün elde edilmesinin gerçekci ve hetta doğru olmadığını gözde tutaraq, toplumalrin ve onları oluşduran ve biçimlendiren bireylerin varlıq ve değer olçüsü özgürlükdür.

Oğuz Türk

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir