Şimdi yükleniyor

Avraham Shmulevich: Azerbaycan, ABD’nin Avrasya Politikasındaki Temel Ülkeler Kategorisine Geçiyor

İsrailli Siyaset Bilimci: Azerbaycan, ABD’nin Avrasya Politikasındaki Temel Ülkeler Kategorisine Geçiyor

 

Güney Kafkasya’daki uzun vadeli istikrar ve ekonomik entegrasyon, jeopolitik rekabetin güçlenmesiyle çelişmemektedir. Mevcut ABD – Azerbaycan – İsrail konfigürasyonunda mesele, dijital ve transit bir merkez olarak Bakü etrafında “yönetilebilir bir rekabete” geçiş yapılmasıdır.

İsrailli siyaset bilimci Avraham Shmulevich, bu görüşlerini AZERTAC ajansına paylaştı.

Shmulevich şunları kaydetti:

“ABD ile Stratejik Ortaklık Şartı’nın imzalanması ve İsrail ile teknolojik iş birliğinin derinleştirilmesi, Azerbaycan için post-Sovyet coğrafyasında nadir görülen bir ‘çift çıpa’ (dual-anchor strategy) modeli oluşturuyor. Çift çıpa stratejisi; bir ülkenin dış politika ve ekonomik bağlarını, farklı türde kritik kaynaklar sağlayan, birbirini tamamlayıcı iki farklı stratejik ortağa aynı anda sabitlemesidir. ABD; jeopolitik meşruiyet, küresel sermaye piyasalarına erişim ve TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası) dahil olmak üzere altyapı garantileri sunarken; İsrail ise yapay zeka (YZ), siber güvenlik, savunma sistemleri gibi ileri teknolojiler ve istihbarat iş birliği sağlıyor. Bunlar birleştiğinde ortaya teknolojik egemenlik ve jeopolitik koruma çıkıyor.”

Siyaset bilimciye göre, ABD Başkan Yardımcısı Vance’in ziyareti ve Stratejik Ortaklık Şartı, Azerbaycan’ı ABD’nin Avrasya politikasındaki temel ülkeler kategorisine taşıyor: Güvenlik, enerji, dijital ve siber alanlar, bölgesel iletişim ve yatırım projeleri bu anlaşmayla sabitlenmiş durumda. TRIPP sadece Nahçıvan’a giden bir koridor değil, Orta Koridor’un daha geniş mimarisinin bir parçasıdır.

“İsrail vektörü, ilişkileri savunma alanının çok ötesine taşıyor. Yapay zeka ve siber güvenlik alanındaki muhtıralar, yüksek teknoloji kümeleri ve eğitim merkezleri planları; Azerbaycan’ı İsrail teknolojileri ve bölgesel dijital hizmetler için bir platforma dönüştürüyor. Bu denklemde; ABD sermaye ve siyasi şemsiye, İsrail kritik teknoloji ve deneyim, Bakü ise altyapı platformu sağlıyor. Bu, klasik bir ‘post-Sovyet müşterisi’ mantığı değil, BAE veya Singapur mantığıdır,” dedi uzman.

İstikrar sağlayıcı etkinin üç unsura dayandığını belirten Shmulevich, şunları ekledi:

“Birincisi, TRIPP ve Orta Koridor bir ‘barıştan yararlananlar kulübü’ oluşturuyor: Artık bir savaş sadece Bakü ve Erivan’ın değil; ABD, Türkiye, AB ve İsrail’in çıkarlarını da doğrudan vuruyor. İkincisi, imzalanan şartlar ve muhtıralar ağı, savaş sonrası düzeni hukuki ve ekonomik olarak sabitleyerek statükonun bozulmasının maliyetini artırıyor. Üçüncüsü, teknolojik iş birliği ve eğitim projeleri, Azerbaycanlı ve potansiyel olarak Ermeni gençliğini küresel bilgi ve katma değer zincirlerine entegre ederek topyekûn seferberlik savaşı mantığını zayıflatıyor.”

Shmulevich’e göre Azerbaycan’ın ABD ve İsrail ile ortaklığının eş zamanlı olarak derinleşmesi, belirli koşulların yerine getirilmesi halinde uzun vadeli istikrar ve entegrasyon için bir iskelet oluşturabilir. Özellikle koridorlar tüm bölgenin çıkarına çalışmalı ve komşular üzerinde bir baskı aracına dönüşmemelidir.

Uzman sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki 5-10 yıllık ufukta bu, klasik bir barış değil, Bakü etrafında entegrasyonun sağlandığı yönetilebilir bir rekabet olacaktır.”

Yorum gönder