Asif Nerimanlı: İran’a yönelik askeri operasyon planı rafa kaldırılmadı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına (CENTCOM) önümüzdeki ay boyunca 24 saatlik hazırlık emri verildi. Amerikalı yetkililer de “Abraham Lincoln” uçak gemisinin Orta Doğu’ya gönderildiğini ve önümüzdeki hafta bölgeye ulaşacağını doğruluyorlar.
Bu, İran’a yönelik askeri operasyon planının rafa kaldırılmadığı anlamına geliyor. Son açıklamalar ışığında; Washington’ın, Tahran’ın infazlarla ilgili vaadine uymaması nedeniyle “saldırı senaryosunu” yeniden güncellediği fikri oluşuyor; ancak bu “söz düellosu” sürecin sadece görünen kısmıdır.
ABD’nin İran’da mevcut sistemin değişmesi hedefindeki olası senaryolar ise farklı görünüyor. Bunu özellikle Trump’ın İran’a askeri müdahale senaryosunu erteleme nedenlerinde aramak mümkündür.
Trump’ın “yolda olan yardımı”nın gelmemesinin üç muhtemel sebebi tartışılıyor:
* İran yönetiminin infazları durdurma vaadi;
* Türkiye, İsrail ve Körfez ülkelerinin saldırıya karşı çıkması;
* Askeri müdahale ile rejim değiştirmenin zorluğu.
İlk iki sebeple kıyaslandığında üçüncüsü daha güçlüdür; özellikle İran’da rejimin değişmesini en çok isteyen İsrail’in muhalif pozisyonunu bununla temellendirmesi göz önüne alındığında. Bu durum, ABD ve İsrail’in İran’da rejimi değiştirme planında iki olası senaryo üzerinden hareket edebileceği fikrini öne çıkarıyor. Bu bağlamda, saldırının ertelenmesinden önce MOSSAD Başkanı David Barnea’nın Washington ziyareti de dikkat çekicidir.
Birinci Senaryo: Rejimin İçeriden Değiştirilmesi
ABD ve İsrail, sonuçlarını öngörmenin zor olduğu bir saldırı yerine Hamaney sonrası (post-Hamaney) döneme hazırlık senaryosunu tercih ediyor. İran’da Hamaney’den sonra iktidarı ele geçirmek için gruplar arası bir mücadelenin sürdüğü biliniyor (eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin bu mücadelenin kurbanı olduğuna dair ihtimaller var). Birleştirici bir figür olan Hamaney’in yokluğu (ölümü ya da süreçten tasfiyesi), bu mücadeleyi şiddetlendirebilir ve İran’ı dış müdahaleye daha açık hale getirebilir. Burada iki muhtemel versiyon görülüyor:
* a) İran-ABD temaslarında Hamaney sonrası dönemle ilgili belirli anlaşmalar sağlandı ya da tartışılıyor: Rejim reformlara gidiyor, nükleer program ve diğer talepler kabul ediliyor; karşılığında İran’ın toprak bütünlüğü korunuyor. Bu anlaşmaya rejim içindeki belirli bir grubun dahil olduğu ihtimal dışı bırakılmamalıdır.
* b) Hamaney etkisiz hale getiriliyor ve yönetimi, ABD’nin taleplerinin kabul edilmesi çerçevesinde yeni bir gruplaşma devralıyor.
Trump’ın “İran’da yeni lider aramanın zamanı geldi” açıklaması ve Pezeşkiyan’ın “Dini lidere saldırı, savaş demektir” uyarısı da dikkatleri Hamaney sonrası planlara çekiyor. ABD’nin askeri güçlerini Orta Doğu’ya yönlendirmesi ve İsrail ordusunun hazırlığı, Hamaney ile ilgili plana İran’ın vereceği olası tepkiye karşı bir önlem olabilir.
İkinci Senaryo: İran’a Karşı Etkili Operasyonlar
ABD ve İsrail’in aceleci bir saldırının sonuç vermeyeceğini hesaplayarak, rejimin değişmesine yol açacak daha etkili operasyonlar hazırlıyor olması ihtimal dahilindedir. Askeri hazırlıklar da bununla bağlantılıdır.
Trump, askeri hazırlıklar tamamlanana kadar diplomatik alanda da adımlar atabilir; İran’a müdahaleye karşı çıkan müttefiklerini ikna etme yönünde çalışabilir. Askeri ve diplomatik hazırlıklar bittikten sonra İran rejimi önüne bir seçenek konulması ihtimali yüksektir: Ya taleplerin kabul edilmesi (nükleer program ve ülke yönetimiyle ilgili) ya da askeri müdahale.
Tüm bunlar, İran planının devam ettiğini söylemek için yeterli gerekçe sunmaktadır.
Kafkassam’da yer alan bu analiz, bölgedeki aktörlerin (Trump, CENTCOM, MOSSAD) sadece askeri değil, aynı zamanda rejim içi siyasi boşlukları kollayan stratejik hamlelerini çok net özetliyor. İsterseniz bu metindeki “Hamaney sonrası senaryolar” veya “Türkiye’nin tutumu” üzerine daha derin bir analiz yapabiliriz. Ne dersiniz?



Yorum gönder