PAŞİNYANIN BİZƏ QARŞI ARTAN TƏXRİBATLARINA NƏ ZAMAN CAVAB VERİLƏCƏK?

İran’la İsrail mi Anlaştı ?

“Macedonia: what happened, what’s happening, what might happen”

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Rus savaş uçağının “pilotu” oldu

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE BİLİMSELLİK SORUNSALI ÇERÇEVESİNDE COW PROJESİ

Gündem 3 Haziran 2018
37

Uluslararası ilişkiler disiplininin temel yaklaşım ve bakış açılarından biri olan davranışsalcılık, temelinde faaliyet gösteren “correlated of war”-COW projesi savaşın bağlantıları ve korelasyonu hakkında bilgi toplamaya, yaymaya, güvenilir ve doğru miktarda bilginin kullanımına yönelik bir çalışma olarak ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere, davranışsalcılık yaklaşımının kökleri 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında psikoloji alanında yapılan bazı çalışmalara kadar uzanmaktadır. Yaklaşım özellikle 1950’lerin başlarından itibaren sosyal bilimlerin birçok dalında kendisini hissettirmeye başlamıştır. Uluslararası ilişkiler açısından ise davranışsalcılık akımının temsilcileri “tarihi, hukuki alanda öne çıkarılan olay ve olguların kendine özgü ve eşsiz olmaları” nedeniyle bu konularda teori ve bilimsellikten bahsetmenin doğru olmayacağı iddiasıyla yola çıkmışlardır. Davranışsalcıların bakış açısıyla bilhassa gerçekçi yaklaşımca geliştirilen teoriler bilimsellikten uzak, muğlak ve doğrulanabilir özellikten yoksundurlar. Bununla birlikte davranışsal akımın uluslararası ilişkiler alanında bilimsellik anlayışının temel öğeleri, pozitivist bir perspektifle bilimsellik ölçülerinin doğa bilimlerinde olduğu gibi sosyal bilimlerde de uygulanabilirliğidir. Başka bir deyişle, sosyal bilimlerin gelişimi doğa bilimlerinin izledikleri metotları izlemeye bağlıdır
İşte tam da bu açıdan yola çıkılarak COW projesi 1963 yılında Michigan Üniversitesi siyaset bilimcisi J. David Singer tarafından kuruldu. Projenin ana ve devam eden amacı savaşlar hakkında bilimsel bilginin sistematik olarak toplanmasıdır. Kuruluştan sonra projenin çalışmalarına tarihçi Melvin Small da katıldı. Napolyon dönemi sonrası için olayların ülke içindeki yayılımına ve ekstra sistemik savaşlara yönelik doğru bilgiyi toplamaya başlayarak ilk adım atılmış oldu. Singer ve Small bilimsel anlamda bu çalışmaya başladıklarında devlet ne demek ve tam olarak savaş nedir gibi bazı zor soruların operasyonel çözümlemelerine ihtiyaç duydular. Çalışmayı yapılandırırken de Pitirim Sorokin, Lewis Frye Richardson, ve Quincy Wright vb. öncülerin yaptığı gibi Singer ve Small da savaşın standart çözümü üzerine kurulu olan The Wages of War (Savaşın Bedelleri) adını taşıyan yayını çıkarttılar. Bu yapıt yayınlandığı günden beri yüzlerce lisansüstü araştırmaya da rehberlik etti. Yayın aynı zamanda COW projesinin temeli idi. Projenin asıl amacı ise savaşın geçici ve afaki varyasyonlarını ölçmek değil sistematik olarak savaşı açıklayacak faktörleri belirlemekti. Projenin yukarıda bahsedilen ana amacından yola çıkarak ampirik metot tümevarımcı akıl yürütme ve üretilen hipotezlerin yaygın şekilde test edilmesine yönelik bir çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre de proje içerisindeki ilk çalışmalar savaşın ölçülebilirliği çerçevesinden yola çıkılarak Napolyon sonrası dönem için savaşın öne sürülen faktörlerini ölçmeye yönelikti. Üzerinde çalışma yapılan bu faktörler; coğrafya, ulusal kapasite, kutuplaşma, çıkar ittifakları ve statüler olarak belirlenmişti. Çalışmalar proje için toplanan verilerin her yıl artmasından ibaretti. Bilgi toplamaya ek olarak proje, birçok savaş ve çatışmaların da ampirik çalışmalarını yaptı. Rassel Leng’in başını çektiği “Savaşın Davranışsal Korelasyonları” COW projesinin bu bağlamda önemli bir ürünü olarak düşünülebilir. Öyle ki bu çalışma bugün uluslararası ilişkiler alanında en iyi bilinen geniş çaplı akademik çalışmalara ana eğitim zemini sağlamıştır. Aslında daha genel olarak siyaset bilimi çalışmaları henüz emekleme aşamasında iken, Savaşın Davranışsal Korelasyonu adındaki bu çalışma uluslararası ilişkilerde kümülatif birikimli bilgi ile alanda önemli bir yükselme sağladı.
Tüm bu çalışmalar devam ederken, proje; savaş üzerine çalışmanın geleceğinin ele alındığı konferansla, 2001 tarihinde Penn State Üniversitesi’ne Dr. Bremer önderliğinde transfer edildi. COW’un data arşivi halihazırda Pensilvanya Devlet Üniversitesi’nden yürütülmektedir.
Uluslararası ilişkilerin teorik tartışmalarında normatif yaklaşımların yerini realizmin aldığı bilinmektedir. 1960’lı yıllarda ise realizm düşüncesinin gelişmesi ve genç realist yaklaşımcıların kullanılan analiz yöntemlerine yönelik eleştirileri artmaya başlamıştı. Tıpkı doğa bilimleri alanında çalışan bilim adamları gibi sosyal bilimler alanında da kantitatif yönteme bir ilginin arttığı görülmekte idi. İkinci Dünya Savaşı’nı önlemeye muvaffak olamayan idealistler gibi betimleyici tasvir edici analiz yöntemini kullanan gelenekselciler de artık yoğun şekilde eleştiriye maruz kalmışlardı. İdealist paradigmanın yerini alan realist paradigmanın öncülerinden Carr, gerçek bir bilimsel çalışmanın uluslararası politikanın doğasını iyi bir şekilde kavramak ve devletlerin davranışlarına yön veren nedenleri tespit ederek ortaya konulmasını ileri sürmüştü. Ancak 1960’lı yıllarda realist paradigma da, sosyal bilimlerde matematik ve fizik gibi doğa bilimlerinin yöntemleri ile çalışmaların yapılabileceğini öne süren davranışsalcılar tarafından eleştirildiklerinde kendilerini yenileme ve reforme etme zorunluluğu hissetmişlerdi. Davranışsalcılar sınırları açık bir şekilde çizilmiş varsayımları kullanmakta, aynı zamanda veri kullanımına da çok önem vermekteydiler. Değerlerden arınmış, nicel (kantitatif nitelikli) araştırma yöntemini benimseyen davranışsalcılar olgusal önermelerle ve bu önermelerin sınanmasına gösterdikleri değerle uluslararası ilişkileri yorumlama çabasına girdiler. Davranışsalcı paradigmaya göre bir kavram ne denli karmaşık ise analizin açıklayıcılığı o denli artacaktır. Ampirik teori nesnel olduğu için keyfiyetten uzaktır ve bu şekilde çalışmalarda yapılacak olan hatalar da önlenmektedir. Oysa geleneksel ve felsefi açıdan uluslararası ilişkileri yorumlayan paradigmalar savaş, barış gibi alanın temel konuları olarak benimsenen olguları analiz ederken değer unsurları üzerinden yorumlar yapacaktır ve her olayı genelleyecektir. Davranışsalcılar ise elde ettikleri olguların modellerini karşılaştırmalı olarak analiz yapmayı tercih ettiklerini ileri sürerler. Bu durumda karşılaştırmanın yapılabilmesi için bir hipotezi test edilebilir, bilimsel değerlere sahip bir önerme olarak kabul edilebilir hale getirmek gerekir. Bu nedenledir ki uluslararası politikada genel teoriden çok, kısmi teorilere ulaşabilir; çünkü uluslararası ilişkilerin çerçevesinde meydana gelen tüm olayları etkileyen ve meydana çıkaran birçok olay ve değişken söz konusudur. Bu nedenle, bu alanlarda çalışan bilim adamları, belirli sayıdaki değişkeni ele alıp kısmi teoriler geliştirerek bilimselliğin gereklerini nispeten yerine getirebilirler. Özellikle, yukarıda belirtilen davranışsalcı akımın içerisinde yer alan bilimsellik anlayışının temel öğesi göz önünde bulundurularak ortaya çıkarılan COW projesi de kültürel, diplomatik alan, doğrudan veya kolonial komşuluk, hükümetler içi kuruluşlar, iç ve dış savaş, sınır değişimleri gibi alan ve konular hakkındaki bilgilerin toplanmasını bu alanda çalışan akademisyenler tarafından şekillendirmeye gayret etmiştir.
Ne var ki projenin içeriği verilerin toplanması ile sınırlı kalmıştır. Ancak bunu söylerken bu proje içerisinde daha önce bahsi geçen yayın ve CQ Yayıncılık işbirliği ile basılmış yayın serisini göz ardı etmemek gerekir. Bu kitap serisi COW’un veri ve bilgilerini içermektedir ve üç kitap şeklinde yayınlanmıştır. Bu kitaplar 1648-2008 yılları arasındaki Uluslararası İttifaklar (Douglas M. Gibler – 2008), Ulusların ne zaman son çare olarak savaşa başvurdukları temelinde savaşın tarihini inceleyen ve analiz eden Savaşa Başvurmak (1816-2007 verileri ile Meredit Reid Sarkes ve Frank Whelon Wayman- 2010) ve son olarak da tarihsel yenişememenin ve sürekli karşılıklı çıkar çatışmalarının en berrak şekilde ele alındığı Uluslararası Rekabetin El Kitabı (William R. Thompson ve David Dreyer – 2011) şeklindedir.
Görüldüğü üzere Hempel ve Popper’den etkilenen davranışsalcı akım, uluslararası ilişkileri bir bilim dalı olarak kabul ettirmenin yolunun ampirik verilerle, gerçek bilginin sınanmasından geçtiğini öne sürmüşlerdir. Bu açıdan bakıldığında ortaya atılan varsayımlar olgularla sınanabiliyor ise bu teoriler bilimsel olarak kabul edilebilir. Reynold’a göre bu tür bilimsel teoriler değişkenler arasında nedensel ilişki kuran ve uygun öngörülerde bulunulabilen önermelerdir. Sistem teorisi bu teorilere örnek verilebilir. Davranışsalcılara yöneltilen en önemli eleştiri ise uluslararası ilişkilerde sorunlara cevap verecek hiçbir çalışmayı ortaya koyamadıkları ve felsefe yerine teori, analiz yerine veri toplama, anlamlandırma yerine rakamsallık üzerinde ısrar etmekle sadece teknik bir uğraştan öteye gidemedikleri yönündedir. Bu bağlamda, COW projesi her ne kadar savaşın nedenlerini açıklamak amacıyla savaşlar hakkında bilimsel bilginin sistematik olarak toplanması amacıyla yola çıkmışsa da parçadan bütüne doğru hareket eden tümevarımcı yöntemle bunu başarmaları pek olanaklı görülmemektedir. Çünkü her zaman bütün, parçaların bir araya gelmesinden ibaret değildir. Doğa bilimlerinde bir parçayı gözlemlemek, bütün hakkında bilgi almaya olanak sağlayabilir. Ancak, sosyal bilimlerin her dalında bu mümkün olmayabilir. Zaman ve mekanın farklı olması, bununla birlikte toplum bilimlerinin kontrol edilemeyen özellikte olması her zaman parçadan bütüne ulaştırmamaktadır. Projenin başladığı yıldan beri de savaşların nedenine ya da çözümüne yönelik bir teori üretememiş olması bu durumu destekler niteliktedir.
Z .Deniz ALTINSOY /KAFKASSAM UZMANI
Kaynakça:
SÖNMEZOĞLU Faruk, Uluslararası İlişkilere Giriş, Anadolu Üniversitesi Yayını, No: 2146, 1. Baskı, Eskişehir, 2010, S. 11.
2ARI Tayyar, Uluslararası İlişkiler Teorileri Çatışma, Teori, İşbirliği, MKM Yayıncılık, Bursa, 8 Basım, 2013, S.90-91.

1

Yorumlar