Поставка С-300 в Сирию повысит безопасность в регионе, считает эксперт

Siber Güvenilir Bir Türkiye Olmak Çok Mu Zor!

Rusya İsrail’i vurmaya hazırlanıyor!

Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Fransız casusunun derdi Fransa Cumhurbaşkanını neden gerdi?

Gündem 16 Ağustos 2017
323

Fransa denilince aklıma ilk gelen Fransızların “Muhteşem Süleyman” dediği Kanuni’nin 1526 yılının ocak ayı sonunda gönderdiği mektup oluyor. Mektubun önemi Osmanlı diplomasisinin Fransa’ya bakış açısını yansıtmasından kaynaklanır. Kanuni der ki; “Ben ki, Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Azerbaycan’ın Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve Diyarbekir’in ve Kürdistan’ın ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân’ın torunu, Sultan Selim Hân’ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım. Sen ki, Françe vilayetinin kralı Françesko (François, Fransuva)’sun.” (1) Sultan II. Bayezid’in, Fransa’da rehin tutulan kardeşi Cem Sultan hakkında bilgi almak amaçlı XI. Louis’ye Limni adasından Yunan kökenli bir Elçi göndermesi Türk-Fransız diplomatik ilişkilerin başlangıcı kabul edilir. Osmanlı İmparatorluğu nezdinde yerleşik ilk Fransız Büyükelçisi Jean de la Forest 1535’te İstanbul’da göreve başlamıştı. 1535 yılında kapitülasyonların verilmesiyle Fransa, Osmanlı Devleti nezdinde en ayrıcalıklı devlet konumuna gelmiş, Kanuni Sultan Süleyman’ın, siyasi ve askeri olarak Alman tehlikesine karşı bir çok defa Fransa’ya yardım etmişi ve Fransa Kralı’nı esaretten kurtarmasıyla iki ülke arasında başlayan dostluk ilişkileri 1535’te taraflar arasında imzalanan Kapitülasyon Antlaşması (İmtiyaz-ı Mahsusa) ile daha da gelişmişti. Kapitülasyon, ayrıcalık anlamına gelmektedir. Bu antlaşmayla Fransızlara ticari, hukuki ve dini ayrıcalıklar verilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu da Fransa nezdinde ilk Büyükelçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’yi 1721’de atamıştır.

Günümüzde Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin temelini Kurtuluş Savaşı sırasında imzalanan 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması oluşturur. Türkiye’de toplam 1.366 Fransız sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Türkiye’de en fazla yabancı sermayeli şirket bulunduran 10. ülke arasında Fransa’da var. 2002-2015 arasında Fransa’nın Türkiye’deki yatırımlarının toplamı 6 milyar 759 milyon Dolar’a yükselmiş olup, Fransa bu dönemde ülkemize en çok yatırım yapan ülkeler arasında 10. sıradaydı. Fransa’da 300 bini Fransız vatandaşlığına sahip, 650 bin civarında vatandaşımız yaşıyor. İçişleri Bakanlığının verilerine göre, Türkiye’de 508’i çalışma, 411’i öğrenim ve 2.233’si muhtelif nedenlerle olmak üzere toplam 3.152 Fransız vatandaşı ikamet etmektedir. 2015’te Türkiye’ye ziyaret eden Fransız turist sayısı 847.259, 2016 yılında ülkemizi ziyaret eden Fransız turist sayısı, 2015 yılına göre % 34,48 oranında azalarak 555.151 olmuştur. Bu açıdan bakıldığında Fransa, beş asırlık köklü ilişkilerimiz temelinde, önemli bir ticari ve ekonomik ortağımız ve nüfusu 650 bini aşan Türk toplumunun yaşadığı önde gelen bir müttefikimizdir. İşte bu tarihi ve ekonomik ilişkilerin farkında olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Habur Sınır Kapısı’nda gözaltına alınan ‘terör örgütüne yardım ve yataklık’ suçlamasıyla Şırnak’ta tutuklanan Fransız gazeteci Loup Bureau’un serbest bırakılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede iki liderin Suriye’deki gelişmeleri ve terörle mücadele gündemlerini masaya yatırdıkları belirtildiyse de Macron’un Erdoğan’a Fransız gazetecilik öğrencisi Loup Bureau’nun Türkiye’de tutuklanmasından dolayı endişeli olduğunu söylediği ve Bureau’nun kısa süre içerisinde Fransa’ya dönmesini temenni ettiği belirtildi.(2) Fransız gazeteci Loup Bureau’nun Twitter hesabında, gazetecilik öğrencisi olduğu, Arapça öğrendiği ve TV5Monde, ArteJournal ve Slate’e haber geçtiği yazıyor. Erbil’e gazeteci olarak çalışmaya giden Bureau’nun Habur sınır kapısından geçip İzmir’e, oradan da İstanbul’a tatil yapmaya gideceği söylense de asıl amacının Kuzey Irak’a geçmek olduğu belirtiliyor.

Bureau’nun üzerinde Suriye’de PYD/YPG’lilerle yapılmış röportajlar ve çekilmiş fotoğraflar bulundu. Geçen mayıs ayında Batman’da gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edilmek için bir aydır Gaziantep’te bekleyen Fransız gazeteci Mathias Depardon serbest bırakılmıştı. Brüksel’deki NATO zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la bir araya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Depardon’un durumunu sormuş, Erdoğan’dan “İvedilikle ilgileneceğiz” yanıtını almıştı. Fransız gazeteci bu görüşmeden kısa bir süre sonra serbest bırakılıp ülkesine dönmüştü. (3) Loup Bureau’nun haber yaptığı sitelerin Türk istihbaratının dikkatini çekmemek için özenle seçildiği anlaşılıyor. Örneğin 1984 yılında yayına başlayan Fransız televizyon kanalı TV5MONDE, uluslararası yayın yapıyor, Türkiye’de Digitürk, D-Smart, Kablo TV ve Tivibu aracılığıyla yayınlarını sürdürüyor. ArteJournal Fransız ve Alman gazeteciler ekibinden oluşuyor. 19 yıldır yayında. Slate ise Fransızca yayınlanan liberal muhafazakâr çizgide bir haber portalı. (4) Kuzey Irak’a geçmek için Şırnak’a giden, ‘örgüte yardım ve yataklık ettiği’ suçlamasıyla tutuklanan Fransız gazetecinin dosyasına gizlilik kararı konulmuştu. Loup Bureau’nun üzerinde çıkan dijital materyallerde üniversitede YPG üzerine hazırladığı tez ve bazı fotoğraflar tutuklanmasına gerekçe sayılmış, dosyada gizlilik kararı olduğu için CMUK tarafından görevlendirilen avukatlar açıklama yapmak istememişti. Şırnak Barosu avukatlarından Filiz Ölmez, gazeteciyi cezaevine ziyaret ederek durumuyla ilgili şu bilgileri aktarmıştı. “Şu an cezaevinin geçici bölümünde kalıyor. Tedirgin görünüyordu. Ailesi ile telefon irtibatı daha sağlanmamış. Erbil’e gitmek üzere Türkiye’ye gelmiş ama gitmeden arkadaşlarıyla bir hafta tatil yapmış. Erbil’e giderken de Habur sınır kapısında gözaltına alınmış”. (5) Gazetecilik yüksek lisans öğrencisi olan Bureau’ya Fransa konsolosluk erişimi sağlamaya çalışıyor. Bureau’nun özgürlüğüne kavuşması için Ağustos ayı başında uluslararası gazeteci örgütleri ortak çağrı yapmıştı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun aralarında olduğu çok sayıda grup, 27 yaşındaki gazetecinin acilen serbest bırakılmasını istemişti. Gazeteci örgütleri, Bureau’nun özgürlüğü için Fransız hükümetinden elinden gelen çabayı sarf etmesini de talep etmişti. (6) Türk istihbaratı bu konularda şerbetli, her gördüğü sakallıyı dedesi sanmıyor. Benden söylemesi; diğerlerinin kulağına küpe olsun, Ankara’da istiklal mahkemesinde yargılanıp idam edilen İngiliz casusu Mustafa Sagir’i unutmasınlar!
Bakınız:
1- http://aa.com.tr/tr/kultur-sanat/ben-ki-hakanlar-hakani-sen-ki-fransa-vilayeti-krali-fransuvasin/228408
2- http://www.haber7.com/guncel/haber/2402261-macrondan-erdogana-telefon-endiseliyiz
3- http://www.diken.com.tr/habur-sinir-kapisinda-gozaltina-alinan-fransiz-gazeteci-loup-bureau-tutuklandi/
4- http://www.wikiwand.com/fr/Arte_Journal
5- https://www.cnnturk.com/turkiye/fransiz-gazeteci-loup-bureau-ypg-suphesiyle-tutuklandi
6- http://www.basnews.com/index.php/tr/news/world/371130?highlight=WyJsb3VwIiwiYnVyZWF1IiwiYnVyZWF1cyIsImJ1cmVhdSdudW4iLCJidXJlYXUneWEiXQ==

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar