İngiltere’nin Gazprom kararının perde arkası!

Հայաստանի տնտեսական ակտիվության ցուցանիշը հունվար-մայիսին աճել է 8.6 տոկոսով

İsrail-İran kəşfiyyat müharibəsinin yeni cəbhəsi-Afrika…

Olası ABD – İran çatışmasında Türkiye’nin izleyeceği strateji ne olur?

Trump gardını aldı Erdoğan’ı bekliyor!

Gündem 10 Mayıs 2017
799

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya, Hindistan temasları ile 14-15 Mayıs’ta Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’ın davetiyle katılacağı ‘Bir Kuşak, Bir Yol” adlı “modern İpekyolu” projesinin hayata geçirilmesi töreni sonrasında Çinli yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerin ne kadar başarılı olduğu, 16-17 Mayıs’ta ABD ziyaretinde ortaya çıkacak. Görüşme öncesinde ABDli yetkililer nezdinde gündem oluşturmak, Türkiye’nin tezlerini anlatmak ve Amerikalıların nabzını ölçmek için bir heyet yollara düştü gerekli temasları başlattı. Bu çerçevede Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ABD’li mevkidaşı ile Washington’da bir araya gelirken, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Beyaz Saray’daydı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Herbert Raymond McMaster başkanlığındaki ABD heyeti ile bir araya geldi. Görüşmede, Suriye ve Irak’taki gelişmeler, terörle mücadele, ikili ilişkiler ve diğer güvenlik konuları ele alındı. (Bkz. http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrk-yetkililerden-abdde-%C3%BCst-d%C3%BCzey-temaslar/a-38762331 )

Sonuç yine hüsran yine hüsran! Neden mi? Türk heyeti ABD temaslarını sürdürürken ABD’de alınan iki karar, Türk heyetinin çabalarını boşa çıkardığı gibi onları etkisizleştirdi. Bunlardan birincisi ABD yönetiminin, 2004’ten beri “Ülke çıkarlarına tehdit teşkil ettiği gerekçesiyle” Suriye’ye uyguladığı ve Trump’ın da imzaladığı ulusal acil durum uygulaması ile tedbirlerin 1 yıl daha devam etmesi. Diğeri ABD Başkanı Donald Trump’ın, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’yi silahlandırma planını onaylaması. Pentagon’dan yapılan açıklamada alınan kararın, PKK/YPG’nin çatı örgütü Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka’ya girecek olması fikrini desteklemesi bakımından kayda değer bir hareket olarak nitelendirildi. (Bkz. http://qha.com.ua/tr/savas-guvenlik/trump-teror-orgutu-ypg-yi-silahlandirma-planini-onayladi/155677/ ) Şimdi sormak lazım Türkiye Cumhuriyetini temsilen ABD’de temaslarda bulunan zevatın, bu karar çıkarken eli armut mu topluyordu? Bence ABDli yetkililer nezdinde temaslarının bir işe yaramamasının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından öngörülmemiş olması mümkün değil. Çünkü üçlü heyetin Türkiye’deki karşılığı TSK, MİT ve Cumhurbaşkanlığı demek. Nedense bu üç kişilik heyet bana, Triumvirlik çağrıştırdı. Roma’da buna benzer bir uygulama var. Sezar, İÖ 60 yılında, Pompey (Gnaeus Pompeius Magnus) ve Krassus’la (Marcus Licinius Crassus), devleti birlikte yönetmek üzere özel bir antlaşma yapmıştı. Tarihçiler bu ittifakı Latince üçlü yönetim demek olan triumviratus sözcüğünden yola çıkarak ‘Birinci Triumvirlik’ diye adlandırır. Triumvirlik; “üç adamdan oluşan” anlamında. Demem o ki Türkiye adına ABD’de görüşmeler gerçekleştiren bu üç adam sıradan kimse değil.

Bizim üçlüye karşı Trump’ın da üçlüsü var. Trump’ın triumviratus’u deyim yerindeyse feleğinden çemberinden geçmiş kulağı kesiklerden müteşekkil. Trump’ın kabinesinin üç generali, (soldan sağa) Savunma Bakanı James Mattis, Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster ve İç Güvenlik Bakanı John Kelly’nin ortak özelliği, 2003-2007 yılları arasında Irak’ta Mattis’in komutanlığında birlikte görev yapmaları. Savunma Bakanı James Mattis, nabza göre şerbet vermeyi iyi biliyor. Daha birkaç gün önce “NATO müttefiki Türkiye ile askeri ve diplomatik alanda çok yararlı görüşmeler yaptıklarını” belirtmişti. Tamam, Türkiyeli triumviratus (üçlü) sıradan değil ama Beyaz Saray’da görüştükleri Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Herbert Raymond McMaster’da deve dişi gibi adam. Türkiyeli triumviratus’tan daha tecrübeli, daha deneyimli. Saz çalması bilmiyor ama silah estrümanlarından çok iyi anladığı bir gerçek. Sesinin güzel olup olmadığı, Türkü söyleyip söylemediği de malûmum değil. Ama ağzını açtığında sesi Suriye’den, Iraktan, Afganistan’dan, Kore’den duyuluyor. 15 Temmuz darbesinde boğazı kemerle sıkılan komutan karşısında o Amerikan ordusunda bir efsane ve Trump’ın ifadesiyle ‘muazzam bir yeteneğe ve deneyime sahip, ordudaki herkes tarafından saygı gören bir kişi’. Merak ediyorum acaba Türk Cumhurbaşkanı Amerika’ya gönderdiği heyette yer alan hangi görevli hakkında böyle övgüde bulunabilir?

McMaster, ordu içerisinde önde gelen ve görüşlerine geniş kesimlerce saygı duyulan entelektüellerinden. Vietnam Savaşı sırasında Amerikalı genelkurmay başkanlarının performansına sert eleştirileriyle adını duyuran McMaster, daha sonra eski başkan George W.Bush yönetiminin Irak’ta savaşı başlatma biçimini de eleştiren bir isim. Geçmişte Irak ve Afganistan’da görev yapan McMaster, ABD’nin Irak’ta ağır kayıplar yaşadığı bir dönemde, bu ülkede komutanken, kendi sorumluluk bölgesinde izlediği terörle mücadele stratejisiyle övgü almış, bu strateji ülkedeki diğer operasyonlarda da model teşkil etmişti. McMaster’ın stratejisi, ABD’nin aleyhine ilerleyen savaşın ivmesini değiştirmede, o dönemde Irak’taki çok uluslu güçlerin komutanı David Petraeus’un yaklaşım değişikliğinin temelini oluşturmuştu. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/trump-yeni-ulusal-guvenlik-dansmanini-secti/3732526.html )

Ezbere konuşmuyor. Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Herbert Raymond McMaster’in, Ulusal Güvenlik Konseyi çalışanları ile yaptığı ilk toplantısında ‘radikal İslami terör’ şeklinde yapılan tanımlamaların yanlış olduğunu söylemişti. Çünkü dünyanın tek boyutlu olmadığının farkında olduğu gibi İslam dünyasının da tek boyutlu olmadığının farkında. Bu farkındalık nasıl oluştur derseniz, McMaster’ın teröre karşı askeri stratejisinin ilk prensibinin ‘halkı dinlemek’ olduğu belirtiliyor. McMaster’ın, Irak’ta komutanlığı döneminde askerlerine, “Bir tek Iraklıya bile saygısızlık yaptığınız her zaman düşmana hizmet ediyorsunuz” demesi, ulusal güvenlik danışmanlığına niçin seçildiğinin göstergesi. McMaster, ABD ordusunun, 11 Eylül 2001’den beri önceliği olan ‘terörle mücadele’ evresinden, Rusya’nın Ukrayna işgalinde kullandığı sofistike ‘hibrit savaş tehdidi‘ni öncelemeye geçişinin liderlerinden biri. Korgeneral McMaster, Colin Powell’ın Reagan döneminde atanmasından beri bu göreve atanan ilk muvazzaf asker. (Bkz. Cemal Tunçdemir/ Trump, generaller ve Amerikan demokrasisi/ 2 Mart 2017 / http://amerikabulteni.com/2017/03/02/trump-generaller-ve-amerikan-demokrasisi/ )

Trump yönetiminin Türkiye’nin sert itirazlarına rağmen Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki Rakka’ya yaklaşan Kürtlere daha ağır silahlar vermeyi kararlaştırmasına, ABD içinden verilen tepkiler dikkat çekiyor. ABD’nin eski Türkiye büyükelçilerinden James Jeffrey’ın, ABD’nin YPG’yi silahlandırma kararını ‘Türkiye açısından ihanet’ diye nitelemesi ve Türkiye’nin misilleme olarak bölgedeki Amerikan politikalarına desteğini azaltabileceğini söylemesi bence önemli ve bir kenara not edin. Yine bir başka Amerikalı yetkili, eski bir Pentagon görevlisi, Afganistan gibi ülkelerde görev yapan ABD’li eski komutan Luke Coffey’ın Trump’ın terör örgütü PKK/PYD’ye ağır silah verilmesi konusundaki talimatını sert bir dille eleştirerek “ABD, PKK ile bağlantılı ve Marksist YPG’ye silah vererek ateşle oynuyor” demesi de önemli ve onu da bir kenara not edin!

O notlar ne işe yarayacak biliyor musunuz? Çünkü Trump yönetiminin Türkiye’nin sert itirazlarına rağmen Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki Rakka’ya yaklaşan Kürtlere daha ağır silahlar verme kararı, bu kararın hemen uygulanması anlamına gelmiyor. Bu kararın sahada icrasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile 16-17 Mayıs’ta görüşmesine kadar rafa kaldıracaklar. Neden mi? Çünkü ABD bu kararı Türkiye’ye karşı pazarlık meselesi yapacağı gibi, Türkiye’yi Rakka konusunda ikna etmek şantaj amaçlı kullanmayı düşünüyor. Vallahi billahi ben uydurmuyorum, ABD Savunma Bakanı James Mattis söylüyor. Ne mi diyor? ABD Savunma Bakanı James Mattis, Savunma Bakanı Fikri Işık ile telefon görüşmesinde Türk mevkidaşına “Amacımız Rakka’yı almak için Türklerle beraber çalışmak. Bunu nasıl yapacağımızı çözeceğiz” demişti. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/abd/201705091028400147-abd-savunma-bakani-mattis-bakan-isik-ile-gorustu/ )

Ve benim öngörüm, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile görüşmesinde bu konu gündeme geldiğinde, ABD tarafı Türkiye’ye jest yapacak ve bu karar uygulanmayacak. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın temaslarında hayır dedikleri bütün konulara, Erdoğan söz konusu olunca evet diyecekler. Dünya Yahudi Kongresi’nin Türkiye desteğini unutmayın!

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar