PREZİDENT KİMİN TƏRƏFİNDƏDİR?

Nikol Paşinyan Ermənistanın Saakaşvilisi ola biləcəkmi ?

Rus senatör: Türkiye en doğrusunu yaptı, altını ABD’de bulundurmak çok tehlikeli

Devleti Okumak

İran’da Yeni Lider Adayı Seyyid İbrahim Reisi mi

İran 24 Mart 2017
635

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi 2013 seçimlerinde başarıya taşıyan reformist-ılımlı koalisyonu bu seçimlerde de onun destekleyeceğini açıklamış bulunmakta. Fikir ayrılıklarının yaşandığı muhafazakârlar arasından ise henüz Ruhani’nin karşısına etkili bir aday çıkaramadı. Seçimler için erkenden arz-ı endam eden Mahmud Ahmedinejad ise Devrim Rehberi Ali Hamenei’den veto yedi. Hamenei’nin bu yöndeki görüşünde bölgenin mevcut şartlarında İran’da 2009 seçimlerini takip eden karışıklığa benzer bir kutuplaşmanın ve kaosun istememesinin büyük etkisi oldu. Her halükarda Ahmedinejad’ın denklem dışı kalmasıyla muhafazakârlar önemli bir seçeneği yitirdi.

İslamcı Koalisyon Partisinden Mustafa Mir Selim, İran Radyo ve Televizyon Kurumu Eski Başkanı İzzetullah Zerkami, Ahmedinejad’ın desteklediği eski yardımcılarından Hamid Rıza Bekai, Ahmedinejad’ın eski Petrol Bakanı Rüstem Kasımi, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Eski Sekreteri ve Nükleer Dosya baş müzakerecisi Said Celili şu ana kadar muhafazakarlar arasında isimleri netleşmiş adaylar. Ancak bu aday adaylarından hiçbirisi muhafazakar kesimi bütünleştirici bir aktör değil. Bundan dolayı daha karizmatik ve birleştirici bir aday arayışı ve beklentisi halen devam ederken birkaç kez ismi gündeme gelen ülkenin başsavcılarından ve aynı zamanda İran’daki en güçlü vakıf olan Meşhed’deki İmam Rıza Türbesi’ne vakfedilen mal ve servetleri yöneten Astan-i Kudsi Rezevi’nin başkanı Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi ismi muhafazakarlar arasında heyecan oluşturuyor.

MEZHEPÇİ MİLLİYETÇİLER ÖNE ÇIKTI

Bu heyecanın bir nedeni de Reisi’nin, ilerleyen yaşı ve hastalığı nedeniyle Hamenei sonrası devrim rehberliği için ismi geçen önemli adaylar arasında yer alması. Son dönemlerde İran’da Hamenei sonrasına ilişkin çeşitli senaryolar tartışılmaktadır. Ülkedeki en üst düzey Devrim Rehberliği makamı konusunda ülkedeki daha modern paradigmalara sahip milliyetçiler ile baskın bir mezhep ekseninde hareket eden milliyetçiler arasında önemli bir rekabet sürmektedir. Ancak modern milliyetçilerin manevi liderin olan Haşimi Rafsancani’nin 2017 yılının hemen başlarında gelen beklenmedik ölümü dengeleri tamamen dindar milliyetçiler lehine çevirmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, cumhurbaşkanlığının ve Hamenei sonrası rehberliğin hangi cenahın kontrolünde olacağı kritik önemi haizdir. Bu da, her iki makam için de adı geçen Reisi’yi son derece önemli bir şahsiyet haline getirmekte.

HUZİSTAN’DA GÖREV YAPTI

Elli altı yaşındaki Reisi, Meşhed’de başladığı klasik medrese eğitimini Kum’da tamamlamış ve İran İslam Devrimi sonrası kritik sorumluluklar üstlenmiştir. Devrimin önemli simalarından Ayetullah Muhammed Behişti’nin yeni rejimin yönetici elitlerine katılmak üzere Kum’da Reisi’nin de bulunduğu yetmiş kişilik bir talebe grubunu özel eğitime tabi tutar. Behişti’nin yanısıra eski yargı organı başkanı Ayetullah Musevi Erdebili ve Hamenei’nin de bu kadroyu eğitenler arasında yer almasından ötürü Hamenei ve Reisi arasındaki yakınlık eskilere dayanmaktadır. Reisi’nin yeni rejimdeki kritik rollerinden bir tanesi devrim sonrası ayaklanmaların yaşandığı ve Arapların yoğun yaşadığı Huzistan eyaletindeki göreviydi. Eyalette yer alan Mescidi Süleyman şehri sol örgüt ve grupların kontrolüne girmişti. İmam Humeyni’nin olayları bastırmak üzere gönderdiği Ayetullah Şeyh Hadi Mervi, şehrin kültürel işleri ve yönetiminde yardımcı olması için Reisi’yi göreve davet etmişti.

ÖLÜM KOMİTESİ ÜYESİ

Reisi, henüz on sekiz yaşında Kerec’de savcı yardımcısı olarak yargı organında görev alır ve birkaç ay geçmeden devrim başsavcısı Ayetullah Kuddusi tarafından Kerec başsavcısı olarak atanır ve iki yıl yürüttüğü bu görevin ardından Hemedan Başsavcılığı görevine atanır. İki şehrin işlerini eş zamanlı yürütmek zor olunca 1981-84 yılları arasında yürüteceği Hemedan Başsavcısı olarak devam eder. Reisi yirmi üç yaşında iken bu defa da Tahran Devrim Başsavcısı vekili olarak atanır ve genç Reisi’nin başarısı Ayetullah Humeyni’nin dikkatini çeker 1987 yılında bazı eyaletlerin yargı sorunlarını çözmek üzere özel görevler üstlenir. Reisi’nin en tartışmalı görevi ise Humeyni’nin talimatıyla 1988 yılında hapisteki rejim muhaliflerinin idam kararını vermek üzere oluşturulan ve muhaliflerce “ölüm komitesi” olarak adlandırılan dört kişilik komitede yer almasıdır. Bu tasarrufu Reisi’nin muhalifler arasında ‘Ayetullah-i Katliam’ (Katliam Ayetullahı) olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Resmi rakamlara göre 3-4 bin civarında verdiği idam kararlarının sayısı muhaliflere göre 30 bin dolaylarındadır. Söz konusu komite sonraları Ayetullah Muntazari’nin ‘tarih sizi insanlık suçu işleyen caniler olarak yâd edecektir’ serzenişine muhatap olmuşlardır.

SİYASİ TECRÜBESİ YOK

Devrim Rehberi Hamenei tarafından Tahran Başsavcılığı’na atanan Reisi daha sonra 1994-2004 yılları arasında Ülke Genel Denetleme Kurumu’nun başkanlığına getirilmiştir. Reisi 2004-2014 yılları arasında ise İran Yargı Organı Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir. 2014 yılından ise Reisi başsavcılık görevinin yanı sıra 2012 yılında üstlendiği Din Adamları Özel Mahkemelerinin başsavcılığını da yürütmektedir. Reisi nihayet 7 Mart 2016 tarihinde Hamenei’nin özet atamasıyla ülkenin en güçlü vakfı olan Astan-i Kudsi Rezevi’nin de başkanlığına getirilmiştir. İsminin devrim rehberliği için geçmesi üzerine Ayetullah Muntazari’nin oğlu Ahmed Muntazari’nin babasının 1988 idamlarına ilişkin eleştirilerini içeren ses kaydını yayınlaması Reisi’nin prestijine gölge düşürmüştür. Bunun üzerine önce ses kaydı yayından kaldırılmış Muntazari, Din Adamları Özel Mahkemesi tarafından yargılanarak din adamı kıyafeti giymekten men edilerek 6 yıl hapse mahkum edilmiştir.

Görüldüğü gibi ülke yönetimine dair bütün deneyimini yargı organında geçirmiş Reisi’nin Devrim Rehberliği gibi kritik bir göreve gelebilmesi için siyasi deneyim kazanması yolunda adaylık için isminin çokça geçtiği cumhurbaşkanlığına seçilmesi önemlidir. Reisi 19 Mayıs seçimlerinde aday olmayacağını açıklamış olsa da Hamenei’nin bir iması ile aday olması kaçınılmazdır. Hamenei’nin desteğini alması durumunda Reisi’nin muhafazakarların tam desteğini alacağı gibi devletin bütün imkanlarından da yararlanacağı aşikardır. Bütün bunlara rağmen seçimi kaybetme olasılığı ise Reisi için büyük bir risktir. Hamenei-Reisi ikilisinin bu riski alıp almayacakları ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacaktır.
Mehmet Koç
Yeni Şafak

Yorumlar