Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Rus ve Ukraynalı Papaz kavgasında Türkiye taraf mı?

Azərbaycan Sarkisyanın B planından lazımınca istifadə edə bilər

Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?

İRAN ORDUSU, DEVRİM MUHAFIZLARI VE TÜRKİYE-İRAN

İran 14 Ağustos 2017
572

Geride bıraktığımız günlerde haber ajansları, İran ordusu genelkurmay başkanının Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyarete büyük bir önem atfederek yer vermişlerdi. Bölgesel ve küresel konjonktür bağlamında ele alındığında, söz konusu ziyarette hangi konuların gündeme geleceği büyük ölçüde herkes tarafından tahmin edilebilmekte. Fakat bu ziyaretin önemini, gündeme gelmesi muhtemel konulardan çok ziyaretin şekli ve ziyareti gerçekleştirecek olan muhataplar belirlemektedir.
İran’da mevcut olan devrim sonrasında oluşan İran ordusu ve Devrim Muhafızları temelinde ikili bir yapıyı ortaya çıkarmıştır. Devrim sonrasında, Şah’ın etkisinin hissedildiği İran ordusunun olası karşı-devrim hareketlerine karşı oluşturulan Devrim Muhafızları ordusu, o günden bu yana İran’ın temel askeri kurumu ve gücüdür. Teşkilat yapılarına bakıldığında, aynı yapılanma biçimine sahip olan (kara kuvvetleri, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri vd.) İran ordusu ve Devrim muhafızları, rejim ile ilişkileri ve bu anlamda taşıdıkları nitelik yönünden ayrışmaktadır. Buna göre Devrim muhafızları ordusu, doğrudan rejimin ruhunu yansıtan bir kimliğe sahip oluşu, askeri görevlerinin yanı sıra istihbarat ve ekonomik alanda sahip olduğu nüfuz ile rejimin temel taşlarından bir tanesidir. Buna karşın İran ordusu, devrim sonrasında üzerine yapışan şüpheli algıyı hala aşamamış, devrim muhafızlarının gölgesinde kalmıştır.
Burada, İran ve Türkiye arasında kurulacak bir askeri temasın neden İran rejimini doğrudan temsil eden Devrim muhafızları tarafından değil de İran ordusu tarafından gerçekleştirildiği sorusunu sormak gerekmektedir.Özellikle, Suriye krizinin başlangıcından beri karşı saflarda yer alan İran rejimi ve Türkiye’nin yaşamış olduğu siyasal gerilimlerin bu tabloyu ortaya çıkardığı söylenebilir. İran rejim blokunu temsil eden Rehber Hamaney ve bağlı bürokratlar ile Devrim Muhafızları ordusundan gelen Türkiye karşıtı açıklamalar, bölgede Türkiye’nin aleyhine olacak girişimlerde bulunulması gibi sebepler Türkiye ve İran gerilimini artırmış ve diyalog imkanını sınırlamıştır. Bu tabloya İran iç siyasetinde yaşanan Ruhani (muhafazakar)-Rejim(Hamaney) gerilimini de eklemek gerekmektedir. Tüm bu veriler ışığında, İran ordusu genelkurmay başkanının Türkiye ziyaretini bu düzlemde mümkündür. İran’da belirgin biçimde kendisini gösteren Rejim-Ruhani geriliminin bir yansıması olarak, rejim çizgisinden ziyade cumhurbaşkanına daha yakın olan İran ordusu aracılığıyla, Ruhani-Türkiye teması söz konusu olabilir. Ruhani’nin bölgeye ilişkin vizyonu ile paralellik taşıyan Türkiye vizyonu işbirliği yolunda bir imkanı ortaya çıkarabilir. Bu durum bölgede istikrarın sağlanması ve İran rejiminin bölge politikasına alternatif bir vizyonu doğurabilir. Irak Kürdistanı referandumu, bölgede yaşanan mezhep çatışmaları, enerji konuları gibi hayati öneme sahip bir çok konu bağlamında Ruhani’ye yakın İran ordusu aracılığı ile Türkiye arasında bir yol haritası belirlenebilir. Fakat bu yol haritasının, İran rejiminin tepkisine yol açabileceği ve bunun ciddi bir engel oluşturabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu açıdan, genelkurmay başkanı Bakıri’nin Türkiye ziyareti, hem bölgesel anlamda hem de İran iç siyaseti anlamında ciddi sonuçlar gebedir.
Çağatay BALCI/kafkassam

Yorumlar