Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhammedov’un Azerbaycan’a gerçekleştirdiği resmi devlet ziyareti, hem ikili ilişkilerin gelecekteki mimarisi hem de bölgesel projelerin ortak icrası açısından özel bir stratejik öneme sahiptir. Hâlihazırda tüm dünyanın odak noktası olan “Orta Koridor” projesi fonunda, bu görüşmenin ağırlığı daha da artmaktadır. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle “Kuzey Koridoru”nun şu anda en riskli bölgeye dönüşmesi ve uygulanan yaptırımlar, bu güzergâhın ticari amaçlı kullanımını minimize etmiştir. Diğer taraftan, Orta Doğu’da cereyan eden gergin süreçler nedeniyle Süveyş Kanalı’nda da istikrarsızlık hüküm sürmektedir. Oluşan küresel manzara, Hazar Denizi Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru’nu (Orta Koridor) küresel güçlerin ana ilgi alanına dönüştürmekte ve Bakü ile Aşkabat, bu devasa lojistik zincirin en kritik halkalarını oluşturmaktadır. Bu bakımdan, her iki devlet arasında sıkı ve koordineli bir iş birliğinin kurulması tarihi bir zorunluluktur.
Azerbaycan ve Türkmenistan’ın yakınlaşması, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) güçlenmesi açısından da istisnai bir öneme sahiptir. Son dönemlerde bölgeye dış güçlerin, özellikle de Rusya ve İran’ın müdahale girişimlerinin arttığı gözlemlenmektedir. Doğal olarak, her iki bölgesel aktör de TDT’nin küresel bir güç merkezine dönüşmesinde istekli değildir. Böyle hassas bir dönemde Azerbaycan-Türkmenistan iş birliğinin güçlenmesi, TDT’nin jeopolitik dayanıklılığını doğrudan artıracaktır.
Ziyaret kapsamında ana tartışma konularından birinin enerji alanındaki stratejik ortaklık olacağı şüphesizdir. Uzun yıllar ihtilaflı kalan, ancak 2021 yılında imzalanan tarihi Mutabakat Zaptı ile ortak yönetilmesi kararlaştırılan “Dostluk” petrol ve doğal gaz yatağının ticarileştirilmesi ve pratik sondaj/üretim aşamasına geçilmesi, bu görüşmenin ana ekonomik tezlerinden birini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, Türkmen gazının Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya nakli meselesi de masadaki ana konulardandır. Türkmenistan kendi enerji kaynaklarının ihraç güzergâhlarını çeşitlendirmek, Azerbaycan ise Avrupa Birliği’ne karşı taahhüt ettiği gaz ihracatını artırmak niyetindedir. Bu bağlamda, İran üzerinden gerçekleştirilen “swap” (takas) gaz anlaşmalarının genişletilmesi veya doğrudan Trans-Hazar boru hattının hukuki-teknik detaylarının müzakere edilmesi beklenmektedir.
Lojistik düzlemde ise, her iki ülkenin ana deniz kapıları olan Alat ve Türkmenbaşı limanları arasındaki ilişkilerin senkronizasyonu ön plana çıkmaktadır. Hem Azerbaycan hem de Türkmenistan, Hazar Denizi’nde devasa bir altyapı kurmuşlardır. Şimdiki ana hedef, bu limanlar arasında tarifelerin ünifikasyonu (tek bir forma sokulması), gümrük prosedürlerinin tamamen dijitalleştirilmesi ve “tek pencere” sisteminin uygulanmasına ulaşmaktır. Aynı zamanda, Çin ve Orta Asya’dan gelen yüklerin Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demir yolu hattı ile Avrupa’ya ulaştırılma süresini minimize etmek için resmi anlaşmaların imzalanması da gerçekçi görünmektedir.
İkili ilişkilerin insani boyutu da göz ardı edilemez. Son dönemlerde Aşkabat ve Arkadağ şehirlerinde Azerbaycan Kültür Günleri’nin düzenlenmesi, ayrıca işgalden kurtarılmış Füzuli şehrinde Türkmenistan tarafından inşa edilen cami kompleksi, bu ilişkilerin sadece ekonomik çıkarlara değil, köklü etnik-kültürel kardeşlik zeminine dayandığını kanıtlamaktadır.
Serdar Berdimuhammedov’un bu resmi devlet ziyareti, Bakü ve Aşkabat arasında uzun yıllar devam eden “soğuk rekabet” veya “pasif tarafsızlık” aşamasının tamamen geride kaldığını göstermektedir. Bunun yerine, bölgede artık “Hazar-Avrasya jeoekonomik ekseni” olarak adlandırabileceğimiz yeni bir stratejik ortaklık resmileşmektedir. İki Türk devleti, hem TDT çatısı altında hem de ikili formatta ilişkilerini hızla güçlendirmektedir. Bu ziyaret sırasında imzalanacak belgeler paketi, önümüzdeki 5-10 yıl için Hazar Denizi’ndeki güvenlik ve ticaret dinamiklerini doğrudan belirleyecektir.
Zeynal Emreliyev
Zeynal Emreliyev: HAZAR’DA YENİ JEOPOLİTİK DÖNEM: BAKÜ VE AŞKABAT BÖLGENİN KADERİNİ DEĞİŞTİRİYOR!

