Suriye’nin 14 yıllık aradan sonra Akdeniz
Birliği’ne yeniden katılması, yalnızca diplomatik
bir gelişme değil, ülkenin bölgesel konumunu
yeniden tanımlama çabasının önemli bir
göstergesidir. Uzun yıllar boyunca savaş,
güvenlik ve insani kriz başlıklarıyla anılan Suriye,
bugün kendisini kalkınma, ticaret ve bölgesel iş
birliği ekseninde yeniden konumlandırmaya
çalışmaktadır.
Bu dönüşümün merkezinde ise limanlar ve
ticaret koridorları yer almaktadır. Lazkiye ve
Tartus limanları, Doğu Akdeniz’in önemli lojistik
merkezleri arasında yer alma potansiyeline
sahiptir. Avrupa ile ekonomik ilişkilerin yeniden
canlanması, bu limanların uluslararası ticaret
ağlarına daha güçlü biçimde bağlanmasını
sağlayabilir. Böylece Suriye, Körfez, Irak ve
Ürdün’den gelen ticaret akışının Akdeniz’e
ulaştığı stratejik bir geçit haline gelebilir.
Kara gümrük kapılarının yeniden etkinleşmesi de
bu sürecin tamamlayıcı unsurudur. Türkiye,
Ürdün, Irak ve Lübnan’a uzanan ticaret hatları,
Suriye’yi Avrupa ile Asya arasındaki doğal
bağlantı noktalarından biri haline getirebilir. Bu
durum yalnızca gümrük gelirlerini artırmakla
kalmayacak, aynı zamanda ulaştırma, depolama
ve lojistik sektörlerinde yeni ekonomik fırsatlar
yaratacaktır.
Suriye’nin Akdeniz Birliği içindeki varlığı aynı
zamanda ekonomik entegrasyon açısından da
yeni imkanlar sunmaktadır. Liman ticaretinin
genişlemesi, gümrük sistemlerinin
modernleşmesi ve Avrupa pazarlarıyla düzenli
ticari ilişkilerin kurulması, ülkenin Avrupa’nın
ticari ve finansal mekanizmalarıyla daha uyumlu
hale gelmesine katkı sağlayacaktır. Bu açıdan
bakıldığında, deniz ticaretinin geliştirilmesi
yalnızca ekonomik bir hedef değil, aynı zamanda
Suriye’nin Avrupa ekonomik çevresine meşru ve
sürdürülebilir biçimde entegre olmasının da
önemli araçlarından biridir.
Diplomatik düzeyde ise Akdeniz Birliği, Suriye’ye
bölgesel meselelerde yeniden söz sahibi
olabileceği bir platform sunmaktadır. Göç, enerji
güvenliği, ticaret ve yeniden yapılanma gibi
başlıklarda Avrupa ile kurulacak iş birliği, ortak
çıkar alanlarını genişletebilir. Bu durum, siyasi
ilişkilerin güçlenmesine ve karşılıklı güvenin
yeniden inşasına katkı sağlayabilir.
Sonuç olarak Suriye’nin Akdeniz Birliği’ne
dönüşü, yalnızca diplomatik bir açılım değil;
limanlar, gümrükler ve ticaret ağları üzerinden
şekillenen daha geniş bir yeniden konumlanma
sürecidir. Şam yönetimi, coğrafi avantajını
ekonomik ve diplomatik kazanımlara
dönüştürebildiği ölçüde, Doğu Akdeniz’in yeni
dengelerinde daha görünür bir aktör haline
gelebilecektir.
YAKUPHAN OKUT
Yakuphan Okut: Akdeniz’e Dönüş: Suriye’nin Yeni Ekonomik ve Diplomatik Rotası

