Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

Türkiyeli İslamcıların Suriye’de İran’la imtihanı!

İran 8 Aralık 2016
1.054

Konyalı hemşerim Namdar Rahmi Karatay’ın yazdığı “İşte geldik gidiyoruz Şen olasın Halep şehri” şiiri, günümüzde Halep’te yaşanan süreci çok net ifade ediyor. Lakin bir farkla; Halep şehrinin şen olacak bir tarafı kalmadı her yanı harabe her yanı virane. Bununla birlikte “harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.” Aşık Dertli’nin (1772, Bolu-1846, Ankara) muhaliflerin Halep savunmasının mağlubiyetle sonuçlanmasını, sivil halkın çoluk çocuğun hayatta kalmasına bağladığı şiirini de hatırlamak gerekir, Aşık Dertli derki; “Tek başıma olsam şaha gedaya kul olmam
Viran olası hanede evlad ü ıyal var” Muhaliflerin Halep yenilgisi aslında Türkiye’nin ABD’nin PKK’nın Suriye kolu PYD güçlerini kendisine stratejik partner kabul edilmesine tepkisinin sonucudur. Bir diğer neden de Türkiye’nin kendi sınırlarına komşu Kürt kantonlarının birleşerek oluşturacakları ABD destekli Kürt Koridoru projesini engellemek, ayrıca sınırdan sızarak Türkiye vilayetlerinde terör eylemi gerçekleştiren IŞİD’i tasfiye edebilmek için planladığı ve uyguladığı Fırat Kalkanı operasyonunun başarıya ulaşması hususunda Rusya ve Suriye yönetimi ile anlaşmasıydı. CIA patentli devşirme muhalif örgütler, Amerika’nın gönüllü lejyonerlerini üstlenmişlerdi. Eğit-donat bu işin kılıfı olmuştu.

Türkiye’nin Suriye politikasında ayak bağı oldukları gibi, Türkiye’nin çıkarlarına zarar veren eylemleriyle Rusya ve Türkiye’yi karşı karşıya getiriyorlardı. Türkiye ile irtibatlı Suriyeli muhalif grupların, Halep’teki savaşın sona ermesi için arabuluculuk yapması konusunda Rusya ile görüşmelerini ilk kez Londra merkezli Financial Times (FT) gazetesinin haber yaptı. Ankara’daki görüşmeler, söylendiğine göre Türk hükümetinin arabuluculuğunda ve son dört yıldır doğu Halep’in bir kısmını kontrol eden ve daha geçen yıl tüm kenti istila etme tehdidi oluşturan İslamcı milislerin giderek artan şekilde kesin bozgunu bağlamında gerçekleşti. Ruslar ile Türkler, ABD olmadan Suriyeli muhaliflerle görüştü. Washington, görüşmelerden bütünüyle dışlanmış durumda ve hatta Ankara’da ne olup bittiğini bile bilmiyor. Bir muhalefet temsilcisi, görüşmeye katılan Rus yetkiliye Moskova’nın neden bu noktada sözde asiler ile bir anlaşmaya varmaya çalıştığını sordu ve Rus yetkiliden, ‘Amerikalıların canı cehenneme’ cevabını aldığını belirtti. (Bkz. Bill Van Auken / 2 Aralık 2016 / Moskova Suriyeli “asiler” ile gizlice görüşüyor / http://www.wsws.org/tr/2016/dec2016/syri-d05.shtml)
Halep’in doğusunda muhalifler açısından birkaç haftadır süren hızlı çözülüş dün akşam itibariyle total bir çöküşe dönüştü. Türkiye’nin kendisini dinlemeyen muhaliflerden desteğini çekmesi, ABD’nin sessizliği, Suriye-İran-Rusya üçlüsünün güç birliği gerçekleşince Halep düştü. Bu de facto durumu en net ifade eden Rusya ve İran’la Suriye’nin geleceğiyle ilgili görüşmeler yaptıklarını söyleyen Başbakan Binali Yıldırım’ın, ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasının ve yeni anayasa hazırlanmasının öncelikli konular olduğu ifadesi. Yaşananlar tam bir trajedi. Esed güçleri, Rusya, İran ve PKK’nın ağır saldırısı altındaki Halep her geçen saat yok oluyor. Halep’teki direniş gruplarından Ebû Amara Tugay Komutanı Muhanne Ceffale, bazı muhaliflerin rejime teslim olduğu bilgisini doğruladı. Buna göre; Halep kenti içindeki bazı mahallelerin ve banliyölerin kontrolünü ellerinde tutan silahlı grupların bir kısmı teslim olarak, bulundukları yerlerden ayrılmaya başladı.
Çeşitli silahlı gruplara mensup militanlar ve ailelerinden oluşan yaklaşık 300 kişinin dün akşam saatlerinden itibaren 48 saat içinde tahliye edilmesi öngörülüyor. Otobüslerle Suriye ordusunun kontrolündeki bölgelere geçen gruptan isteyenlerin İdlip’e gönderileceği belirtiliyor. Silahlı gruplara bağlı militanların teslim olmasını sağlayan sürecin Rusya ile Türkiye arasındaki görüşmelerin ardından geldiği öne sürülüyor. Bu görüşmelere paralel olarak aralarında Türkiye’nin desteklediği silahlı grupların temsilcileri ile BM ve Rusya arasında Türkiye’de görüşmeler yapıldığı savunuluyor. Bu grupların tahliyesinin ardından Suriye ordusunun Halep içinde kontrolü dışında olan bölgenin yüzde 80’ini ele geçirdiği belirtiliyor. ABD kaynakları, bu anlaşma ve tahliyenin Nusra Cephesi ve birlikte hareket ettiği cihatçı grupları kapsamadığını iddia ediyor. Suriye ordusu ile bu gruplar arasında çatışmalar yer yer devam ediyor. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/halepte-teslim-olmalar-basladi/3626896.html) ABD kaynaklarının, bu anlaşma ve tahliyenin Nusra Cephesi ve birlikte hareket ettiği cihatçı grupları kapsamadığını iddiası doğru olmayabilir çünkü Rusya’nın Suriye’deki ateşkes izleme merkezinden Albay Aleksey Leşenko, Suriye’nin başkenti Şam’ın güneybatısındaki Han el Şeyh’te 3 bin militanın teslim olduğunu belirtti. Han el Şeyh Fetih el-Şam Cephesi’nin (eski adıyla El Nusra Cephesi) kontrolünde olduğunu belirtiyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201612071026192134-rusya-sam-yakinlarinda-3bin-militan-teslim-oldu/ ) Bunun anlamı El Nusra güçlerinin bazı bölgelerde Türkiye’nin telkinleri doğrultusunda silah bırakması demek.
Türkiyeli İslamcı gruplara ait sivil toplum örgütlerinin İran’la imtihanı meselesini açmak gerekecek. O nedenle aşağıya alıntılayacağım iki haberin birlikte okunması yorumlanması söz konusu. Birinci haber; DEAŞ’ın Musul’u işgalinden sonra Irak’ın Şii lideri Ayetullah Ali Sistani’nin çağrısıyla kurulan ve Musul operasyonuna katılması ile gündeme gelen Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin, PKK ile ortaklık yaptığı ileri sürüldü. Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin, terör örgütü PKK’ya tanksavar ve uçaksavar verdiği iddia edildi. (Bkz. http://www.sondakika.com/haber/haber-hasdi-sabi-pkk-ya-silah-verdi-iddiasi-9038326/ ) Diğer haber ise Fırat Kalkanı harekâtına katılan Türk askerlerine yönelik saldırıda, İran yapımı bir İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanıldığının iddia edilmesi. Hurriyet Daily News’e konuşan üst düzey bir Türk yetkili, 24 Kasım’da El Bab’da Fırat Kalkanı harekâtında katılan askerlere düzenlenen ve dört askerin hayatını kaybettiği hava saldırısıyla ilgili olarak çarpıcı bir bilgi paylaştı. Adının gizli tutulmasını isteyen kaynak, saldırıda İran yapımı bir İHA kullanıldığını belirtti. Kaynak, söz konusu İHA’nın Hizbullah tarafından mı, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü tarafından mı ya da diğer Şii gruplar tarafından mı kullanıldığının henüz belirlenemediğini de ekledi. (Bkz. http://www.dunyabulteni.net/ortadogu/386661/turk-askerine-saldiri-iran-ihasi-ile-yapildi-iddiasi – Bkz. http://tr.farsnews.com/defence/news/13950917001804 h )

Basında yer aldığı şekliyle eğer Suriye’de Türk ordusuna düzenlenen saldırılarda İran veya Hizbullah’ın parmağı varsa, şehit düşen askerlerimizin sorumluluğu kime ait? Dünyanın bir ucundaki adı duyulmadık bölgelerde öldürülen Müslümanlar için ayağa kalkan İslamcı cemaat veya gruplar ya da sivil toplum kuruluşları, vatanları için hayatlarını feda eden, kanlarını döken askerlerimizi şehit kabul etmiyor mu? Haklarını yememek lazım; İslamcı sivil toplum kuruluşları Halep’te ölenler için birçok ilde gıyabi cenaze namazları kılıyor. Yardım konvoyları gönderiyor. Sosyal medyada farkındalık oluşturan paylaşımlar yapılıyor. Ancak Halep’teki sivil kayıplara Hizbullah ve İranlı askerlerin, danışmanların neden olduğu hiç gündeme getirilmiyor. Şimdiye kadar hangi İslamcı grup, dernek, vakıf veya siyasi parti Suriye’de sivil kayıplardan sorumlu tuttukları, İran hükümetini protesto etti? Protestolar için Mısır ve İsrail büyükelçilik veya konsoloslukların önlerini mesken tutanlar neden İran için aynı eylemleri düzenlemedi? Tek yapabildikleri gıyabi cenaze namazları mı?

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar