Министерство Нефти Ирана бросил вызов Американским санкциям

İdlib’te Bundan Sonra Ne Olacak?

Çavuşoğlu’dan Putin’e: Güzel çalışma oldu!

Cumhurbaşkanlığının dikkatine Resmi Gazete kapatıldı yalanını kim ortaya atıyor?

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA AVRASYACI ARAYIŞLAR “TÜRK EKSENİ” POLİTİKASI

Manşet Üstü, Türkiye 12 Mayıs 2016
986

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA AVRASYACI ARAYIŞLAR “TÜRK EKSENİ” POLİTİKASI

reha hoca
Giriş
Türkiye uluslararası politikada gerek jeopolitik konumu, gerekse uyguladığı politikalarla uluslararası politikada hep gündemde olmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne Batıcılık ve Statükoculuk Türk dış politikasının iki temel eksenini oluşturmuştur. Ancak Türk hükümetleri Batılı müttefikleriyle zaman zaman yaşadığı sorunlar nedeniyle farklı arayışlarına girmiş, farklı eksende, farklı politika ve stratejilere yönelmiştir. Bu eksen arayışları Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Avrasya coğrafyasına yayılmış ve bu bölgelere has Yeni Osmanlıcı, Yeni İslamcı, Türkçü ve Avrasyacı düşüncelerin temelinde yeniden şekillendirilmiştir. Özellikle Sovyetlerin yıkılışından bugüne uygulanan Batıcı, Türkçü, Yeni Osmanlıcı ve Yeni İslamcı politikalarda istenilen başarı elde edilememiştir. Türkiye’nin tarihi arka planına bakıldığında ve medeniyet coğrafyası incelendiğinde Adriyatik’ten Çin Seddine kadar uzanan coğrafyada büyük bir tarihe sahip olduğunu ve bu bölgede medeniyetinden derin izler bıraktığını görmek mümkündür. Bu nedenle Türk Avrasyası olarak adlandırılabilecek bu coğrafyada Avrasyacılık düşüncesi temelinde yeni bir politika geliştirmeye ve buna uygun stratejiler uygulamaya ihtiyaç bulunmaktadır.
Türk Dış Politikasında Avrasyacı Arayışlar
Avrasya coğrafyası Dünya tarihinde önemli bir yeri sahiptir. Öyle ki bu coğrafya kendi adıyla anılan bir ideolojiye dönüşmüş, dünya politikasında etkin olan bir çok devlet bu coğrafyaya ilişkin politika ve strateji geliştirmek zorunda kalmıştır. Bu ideoloji Avrasya coğrafyasını temel alan sosyolojik, felsefi, tarihi, ekonomik, kültürel ve siyasi tanımlara sahiptir. Her ne kadar Avrasyacılık, Ruslara maledilse de gerçekte bu ideoloji Avrasya coğrafyasında yer alan ve bu coğrafyada büyük medeniyet kurmuş her topluma hizmet verecek bir anlayıştır. Temelde var olan ilkeler zamana, mekana ve toplumlara göre uyarlanabilecek özelliklere sahiptir. Bu özelliği nedeniyle Avrasya’da etkin olmuş milletlerin kullanabileceği bir öğreti özelliği bulunmaktadır.
Avrasya’da gerek tarihi geçmişi gerekse de jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir devlet olan Türkiye, bölgede etkin birinci dereceli aktörlerden birisi olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle Soğuk Savaş sonrası dönemde bölgede etkinliğini arttırabilmek için farklı politikalara yönelmiştir. İstenen hedeflere ulaşabilmek için bütüncül bir düşünce, bu düşünceden beslenen politikalara ve bu politikaların uygulanmasını sağlayacak stratejilere ihtiyaç vardır. Avrasyacılık düşüncesi sahip olduğu özellikler nedeniyle Türkiye’yi bölgesel hedeflerine ulaştırabilecek bir anlayış, politika ve stratejiler bütünü olarak gözükmektedir. Bu nedenle Türk dış politikasında Avrasyacı arayışlara yönelmek gerekmektedir. Bu arayışlardan birisi, Adriyatik’ten Çin Seddine, Kırımdan Arabistan Çölüne uzanan coğrafyayı kapsayan, ekonomi merkezli, kültürel politikalarla desteklenen, gevşek siyasi kurumlarla yapılandırılan “Türk Ekseni Politikası” olmalıdır.
Türk Avrasyacılığı ya da “Türk Ekseni” Politikaları
Eski Dünya’nın Doğu-Batı, Kuzey-Güney geçişlerinin merkezinde bulunan Türkiye, Adriyatik’ten Çin Seddine, Rus steplerinden Arabistan çöllerine kadar etki edebilme iktidarına sahiptir. Osmanlının son döneminde başlayan, Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden bu coğrafyaya yönelik ilgi bu sürede birbirinden farklı Avrasyacı düşüncelerin oluşmasına sebep olmuştur. Turanist, Yeni Dünya Düzeniyle Bağdaşır Pragmatik Yaklaşım, Yeni Dünya Düzeni Karşıtı Eleştirisel Yaklaşım ve İzolasyonist Türk Tezi yaklaşımlar gibi akımlar Türkiye’nin bölge politikalarına çeşitli anlamlar yüklemiş ve farklı içerikte politikalar öngörülmüş olmasına karşın kapsayıcı bir Avrasyacı düşünce oluşturulamamıştır. Bu yönelişler Avrasyacı olarak tanımlansa da, Rus Avrasyacılığı gibi bir coğrafi alanı kapsamamış, Avrasya’nın geneline etki edecek bir kapsama sahip olmamıştır. Bu dört temel yaklaşımı, kapsadığı coğrafi alan, tarihi ve kültürel birliktelik, ortak kimlik gibi unsurlar dikkate alındığında, Türk Kültür havzasını kapsayan politikalar olarak ifade etmek yerinde olacaktır.
Türkiye günümüzde kuzeyde Rusya, güneyde ABD ve Arap dünyası, doğuda İran, batıda AB ile çevrelenmiştir. Bu çevreleme her geçen gün daha da daralmaktadır. AB’nin bölgeye özellikle enerji merkezli politikalarla tekrar dönmesi, ABD’nin bölgeye yönelik politikalarında strateji değiştirmesi, Rusya’nın sıcak denizlere inme politikalarına devam etmesi Türkiye’yi her geçen gün daha tehlikeli bir çember içine itmektedir. Bu durumun önlem alınmazsa gelecekte daha tehlikeli sonuçları doğuracağı açıktır. Bu nedenle Türkiye’nin dış politikada yeni açılımlara gitmesi kaçınılmazdır. Bu açılımlar içerisinde Türk Avrasyası olarak betimleyebileceğimiz, “Türk Kültür Havzası” olarak adlandırılan coğrafyayı kapsayan ve siyasi olarak “Türk Ekseni” politikaları olarak tanımlanacak bir alternatife yönelmesi gereklidir.
“Türk Ekseni” Politikasının şekillenmesine öncelikle Türk milleti ile Türk Ekseni bölgesini bütünleştiren bir düşünceyi oluşturarak başlamak gerekmektedir. Zira bu yeni politikanın başarısı öncelikle Türkiye’nin uluslararası sistemdeki konumunu da belirleyecek yeni bir ideolojik temele kavuşturulmasıyla mümkündür. Rusya, Sovyet sonrası dönemde ortaya atılan Batıcılık, Panslavizm, Slavofillik ve Avrasyacılık düşüncelerini harmanlayarak Putinli politikalarının temelini oluşturmuştu. Türkiye’de yeni dönemde ülkenin iç ve dış siyasetine doğrudan ya da dolaylı etki etmiş Batıcılık, Yeni Osmanlıcılık, Yeni İslamcılık ve Türkçülük düşüncelerini harmanlayarak daha kapsayıcı, bütünleştirici, ortak değerlerde birleşmiş ancak farklılıklara da saygı duyulan yeni bir düşünce yapısı oluşturmak zorundadır. Aynı zamanda bu düşünce günümüz toplumlarını doğrudan etkileyen Küresel Sistemin gereklerine göre de şekillendirilmelidir. Bu nedenle Türk Kültür havzasındaki tüm halkları kapsayacak yeni bir kimlik ve kültürel yapı, öncelikle düşünce bazında oluşturulmalı ve belirlenecek politikaların temeli yapılmalıdır. Bu konuda Rus Avrasyacılığının kimlik ve kültür revizyonuna ilişkin çalışmaları örnek alınabilir.
Ekonomi Merkezli Politika Zorunluluğu
“Türk Ekseni” politikalarında öncelikle siyasi anlamda bir birlikteliği dile getirmek çeşitli riskler taşımaktadır. Zira bölgedeki siyasi liderler Sovyet sonrası dönemde büyük zorluklarla elde ettikleri egemenliklerinden taviz verme konusunda son derece isteksizdir. Bu nedenle “Türk Ekseni” politikalarının önceliği ekonomi merkezli olmak zorundadır. Bu politikanın önceliği bölge ülkeleri arasında ekonomik bir birliğin oluşturulması olmalıdır. Bu konuda Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EKİT) örnek alınabilir. Bu birliğin sağlanması için kaynaklar ve pazar arasında iyi bir denge kurulması, kaynak ve pazar ülkeleri arasında ulaşım yollarının geliştirilerek, devletlerin bütünlüğünün sağlanması gereklidir. Bu konuda geçmiş İpek yolu güzergahı ve çağdaş ulaşım yolları ve araçlarının kullanılması, teknolojik yeniliklerle desteklenmesi sürecin hızlanmasını sağlayacaktır. Ayrıca sektörel bazda uyum, ortak serbest ekonomik bölgelerin kurulması, büyük ekonomik değişim merkezlerinin oluşturulması, ortak ekonomik entegrasyon kurumları, mekanizmalarının yaratılması gerekmektedir. Bununla birlikte Türk Ekseni ülkelerinin ortak gümrük birliği çatısı altında birleştirilmesi, birliğe üye devletlere çeşitli imtiyazlar ve bağışıklıklar tanınması kurumun cazibesi ve kabul edilebilirliğini arttıracaktır. Bu şekilde ortak bir ekonomik sistemin oluşturulması, Türk Ekseni ülkelerinin “Kazan Kazan” yöntemiyle sisteme dahil olmalarını, devletlerin ulusal çıkarlarını gerçekleştirebilmeleri ve küresel aktörlerin bölgeye ilişkin ekonomik beklentileri karşılayacak bir mekanizmanın oluşmasını kolaylaştıracaktır.
Bu politikaların entegrasyonu için ortak bir karar alma mekanizmasına ihtiyaç vardır. Bu karar alma mekanizması bu coğrafyanın kalpgahı olan Türkiye’de bulunmalı, bu coğrafyaya yönelik politikalar buradan koordine edilmelidir. Türk Ekseni politikalarının sağlıklı şekilde uygulanabilmesi, kendine has icra kurumların oluşturulması ve karar alma ve yürütme organları arasında uyumun sağlanmasıyla mümkündür.

Reha YILMAZ
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Avrasya Stratejik Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü

NOT: Bu yazı EKOAVRASYA dergisinin 2016/2 nolu sayısında yayınlanmıştır.
http://ekoavrasya.net/dergi/dergi-34/sayi34.pdf

Yorumlar