Trita Parsi: İran’ın İsrail’e Saldırısının Derin Jeopolitik Yansımaları

Yaşananların kapsamını ve stratejik ağırlığını tam olarak idrak etmek zaman alacaktır. Ancak şu bir gerçek ki; İran, İsrail’in üçüncü bir ülkeye yönelik saldırılarına ilk kez doğrudan karşılık vererek çatışma dinamiklerini kökten değiştirmiştir.

Caydırıcılık Denkleminin Değişimi
İran, daha önce İsrail’in doğrudan kendi topraklarına yönelik saldırılarına karşılık vererek caydırıcılığını yeniden tesis etmişti. Şimdi ise bu caydırıcılığı bir adım öteye taşıyarak, İsrail’in üçüncü taraflara (örneğin Lübnan’a) yönelik askeri eylemlerine de müdahil olabileceğini kanıtladı. Son on yıllardır ilk kez bölgesel bir gücün, İsrail’in üçüncü taraflara karşı yürüttüğü saldırganlığı durdurmak için gerekli olan askeri kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olduğu tescillenmiş oldu.
Trump Faktörü ve Diplomasi Arayışı
Bu tablo, ABD’nin gerilimi yönetmeye çalıştığı hassas bir dönemde kritik bir önem taşıyor. Trump, İsrailli gazeteci Barak Ravid’e yaptığı açıklamalarda, İsrail’in misilleme yapmaması gerektiği mesajını vererek, sürecin kronik bir savaşa evrilmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Trump, İran ile olası bir “nihai anlaşmaya” çok yaklaşıldığını ve yaşanan çatışmaların bu diplomatik süreci baltalamasından kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Yeni Bir Dönem: Filistin ve İsrail’in Stratejik Çıkmazı
İran’ın bu doğrudan müdahale modelini Filistin özelinde de uygulayıp uygulamayacağı henüz belirsizliğini koruyor. Ancak bu yönde bir adım, oyunun kurallarını tamamen değiştirebilir.
İsrail, Batı’nın verdiği açık çek ve bölgedeki askeri dokunulmazlığı sayesinde bugüne kadar ciddi bir bedel ödemeden toprak ilhakı, savaş suçları ve insani krizlere imza atabildi. Eğer bu “cezasızlık” denklemi kırılırsa, İsrail-Filistin çatışmasının geleceği köklü bir dönüşüme uğrayacaktır. İsrail’in statükoyu korumak adına tüm imkanlarını seferber etmesinin temel sebebi de bu jeopolitik korkudur.
ABD İçin Stratejik Bir Yol Ayrımı
ABD açısından İsrail’e verilen geleneksel destek, Washington’ı bölgedeki eski ve maliyetli politikalara hapsetmektedir. İsrail’in bölgesel hakimiyetini garanti altına almaya dayalı bu politika;
Bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmış,
İsrail’in giderek daha pervasız politikalar izlemesine yol açmış,
ABD’nin uzun vadeli çıkarlarıyla açıkça çelişir hale gelmiştir.
Gelinen noktada, İsrail’in mutlak hakimiyetini koruma çabası, ABD’yi İran ile sürekli bir çatışma sarmalına sürüklemektedir. Eğer ABD dış politikası rasyonel bir ulusal çıkar eksenine oturtulsaydı, Orta Doğu’daki bu tür bölgesel rekabetlerden geri çekilmek çok daha makul ve zorunlu bir tercih olurdu.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.