KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. ŞİNASİ ASLAN; TÜRKİYE YÜZYILI GÜÇLÜ BİR ADALET SİSTEMİYLE TEMİN EDİLECEKTİR

ŞİNASİ ASLAN; TÜRKİYE YÜZYILI GÜÇLÜ BİR ADALET SİSTEMİYLE TEMİN EDİLECEKTİR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 7 dk okuma süresi
158 0

Adalet tüm hayat sisteminin dengesini ayakta tutan bir denge unsurudur. Bu yüzden hangi işi yaparsak yapalım başarılı olmanın ana etkeni adalettir. Ticarette, siyasette, kamu yönetiminde, sosyal hayatta ve uluslararası ilişkilerde bizleri koruyan, güven veren ve geleceğe aydın bir şekilde bakmamıza vesile olan güç merkezi adalettir.

Nitekim adaleti temin eden, koruyan ve güçlendiren bir devlet sistemi güçlü bir yapıya sahip olur. Kamu kurum ve kuruluşlarında düzen ve intizam, yönetmelik esaslarına riayet ve toplumsal bakış açılarında sükunet, suhulet ve bilimsel paylaşım yer alır.

Adaleti temin edemeyen devlet sistemleri tartışma ve kargaşanın bol olduğu, yönetmelik esaslarının göz ardı edildiği, güven duygusunun zedelendi bir toplumsal sorun olarak ortaya çıkar.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda güçlü bir tarih deneyimine, kurumsal hafızaya ve tecrübeye sahiptir. Bu yüzden adaleti temin eden ve denge kontrol politikalarında meydana gelen sorunlar kısa süre içerisinde çözüme ulaşacak ve mutlak hakikatin gün yüzüne çıkmasına vesile olacak mütekabiliyete sahibiz. Ülkemizde adalet birden fazla alana sirayet eder.

Yargısal adalet, kamusal adalet, toplumsal adalet vb. olarak şekil alabilir. Yargısal adalet devleti ve Cumhuriyeti temsil eder. Bu yüzden savcıların başında cumhuriyet gelir.

Savundukları adalet, aldıkları kararlar ve nihayete eren konularda Cumhuriyeti ve devleti temsil ederler. Bu yüzden taraf olma, ideolojik ve menfi beklentiler ile hareket etme hakkı yoktur. Kanun esasları ve yasaların çerçevesinde süreçlere odaklanmak ve sonuca ulaşmak temel vazifedir.

Kamusal adalet büyük veya küçük ölçekte sorumluluğu ayırt etmeksizin bürokrasi ve kanun yönetimi çerçevesinde görev ve yetki alanlarında sınırları koruyan ve kanun esaslarına göre vazifesini ifa etmesi temel ilkesini ele almaktadır.

Toplumsal adalet sosyal dengeyi bozan, huzur ve sükunete zarar veren, kamusal yetkileri kötüye kullanıp toplumun dokusunu sarsan konuların olmaması hassasiyetini ön planda tutmaktır.

Genel manada bakıldığı zaman yargısal adalet,  kamusal adalet ve toplumsal adalet ülkemizin ve milletimizin muasır medeniyetler seviyesine erişmesi için öncelikli korunması gerekilen alanlardır.

Adalet için yerel, bölgesel ve merkezi bir yaklaşım çerçevesinde konuya bakılmalıdır. İlçede alınan bir adli veya kamusal uygulama direk hayata geçmeden bir üst mercie intikal ettiğinde genel manada konuya bakılmalıdır. Kararın neden alındığı, kararın neden verildiği, kararı verenin savunması, karar verilerin savunması her iki merciinde incelenmesi ve sorgu ve delil eksenli gerçek ve reel süreçlerin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Bu minvalde bir adım yerel yönetimlerden kamu yönetimine, sivil toplum kuruluşlarından halk kitlesine doğru bir şekilde sirayet edecektir.
Delili olmayan her atıf gerçeği ortaya çıkarılma zorunluluğu olan bir süreçtir.

Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti köklü bir medeniyet geçmişinden geldiği için günlük ortaya atılan iddiaları mutlak gerçeklerle ortaya çıkaracak kurumsal hafızaya sahiptir.

Nitekim devletimiz mütekabiliyet gereği iddiada ispattan kaçan, kasıt ve hedef odaklı olaylara kamunun gücünü kullanarak olumsuz süreçlere sebep olanlara karşıda her zaman tedbirlidir. Bu süreç içinde olan kişi ve gruplar önce yargısal adalet ile cezalandırılır, sonra kamusal adaletle ihtar edilir ve toplumsal adaletle gerçek gün yüzüne çıkarılarak sosyal ceza ile ıslah süreci gerçekleşir.

Bu yüzden kimse adaletten üstün değildir. Kimse adil yargının, kamu bürokrasinin ve toplumun sosyal dokusunun bozulmasına sebep olamaz. Bu süreçlere  dolaylı veya dolaysız dahil olan her kim olursa gün gelir adalet tecelli eder ve devletimiz kurumsal hafızasında süreçlere tarihe not eder.

Bu gerçeklerden yola çıkarak adalet mülkün temelidir, ama mülk kimsenin tekeli değildir. Çünkü mülkün temelini koruyan adalettir. Adaleti koruyan devlettir. Devletin devamlılığı cumhuriyettir.

Cumhuriyet cumhuru yani halkı temsil etmektedir. Yani adalet bireyselden genele yayılan ve herkesin makam ve mevkisi her ne olursa olsun uyum esaslarına riayet etmesi gereken temel kuraldır.

Ülkemizde hücre yapılarıyla sirayet eden FETÖ/PDY örgütünün devlet sisteminde zarar vermek istediği en öncelikli konu adalettir.

Yargı, emniyet, mülkiye ve yerel yönetimlere sızmalarla bir çok gerçek dışı iddialar ve sanal davalara sebep olsalardı aziz milletimizin devletimize tek vücut olarak 15 Temmuz süreci ardından bu hain yapılara dur diyerek engel olmuştur. Sonrasında Adalet Bakanlığında hakim ve savcılık makamını tahkiye yaparak işgal edenler, İçişleri Bakanlığında kaymakamlık ve mülki amir olarak görevi kötüye kullanan, yerel yönetimlerde devletin imkanlarını örgüt yapılarına sevk edenler kadim devletimiz tarafından bir bir tutuklanıp cezai adalet ile sükunet temin edilmiştir.
 
Adalet mülkün temelidir diyerek göreve geldiği günden beri uyuşturucuyla mücadele eden, üretim yapan, sevkiyat ve finansal trafiği yöneten zehir tacirlerine göz açtırmayan, bu suç unsurlarıyla kimin bağlantısı varsa adaletin önüne çıkaran, terörle mücadele konusunda son derece hassas politikalar izleyen İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’ya teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir