KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Serdar BOZDOĞAN: MİLLENİUM CHALLENGE 2002 TATBİKATINA KARŞI İVEDİLİ STRATEJİLER HAYATA GEÇİRİLMELİDİR

Serdar BOZDOĞAN: MİLLENİUM CHALLENGE 2002 TATBİKATINA KARŞI İVEDİLİ STRATEJİLER HAYATA GEÇİRİLMELİDİR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 11 dk okuma süresi
177 0

Millenium Challenge 2002: Tüm yönleriyle Türkiye’yi işgal planı olarak ele alınması iki ülke arasında büyük bir krize neden olacak gibi görünse de bu kararlı duruşta taviz vermeden acil bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanlığı ABD büyükelçisine konu üzere NOTA vermesi ve bu tatbikatın amacının açıklanması, o tarihte ele alınan sonuç raporunun neler olduğu hususunda gerekli adımları ivedili bir şekilde uygulamaya almalıdır.

24 Temmuz 2002 de ABD çok kapsamlı bir tatbikat gerçekleştiriyor. Bu tatbikat sürecine dair analize girmeden ezoterizm açısından konuya münhasır gelişmeler nelerdir diye bakmalıyız;
24 Temmuz tarihleri evresinde 911- Hiram Bingham III, Machu Picchu’yu (İnka’ların kayıp şehri) yeniden keşfedildi.
24 Temmuz 1915- Chicago’da yolcu gemisi battı; 845 kişi öldü.  24 Temmuz 1923- Günümüz Türkiye’sinin sınırlarını büyük oranda çizildiği Lozan Antlaşması imzalatıldı.
24 Temmuz 1931- Pittsburgh’ta (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
24 Temmuz 1823- Şili’de kölelik yasaklandı.
24 Temmuz 1936- İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
24 Temmuz 1974- Yunanistan’da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstandinos Karamanlis, hükümeti kurmak üzere geri döndü.
15 Temmuz 2016 FETÖ/PDY darbe girişimi için nihai sonuç alma süresinin 24 Temmuz olduğu iddiaları uzmanlar tarafından dile getirilen hususlar arasında yer aldı.
Ayrıca 24 Temmuz 1862’de ABD’nin 8. Başkanı Martin Van Buren ölmüştür.
24 Temmuz 1885- Baldwin Martin Kittel, Alman bitki bilimci ölmüştür.
24 Temmuz 1974- James Chadwick, İngiliz fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi ölmüştür.
24 Temmuz 934- Avusturya Başbakanı Engelbert Dollfuss, ülkesindeki Naziler tarafından Viyana’da öldürülmesi için suikast planlandı.
24 Temmuz 1950 Fehmi Koru doğdu.
24 Temmuz 1969 Jennifer Lopez Doğdu.
24 Temmuz 1978 Dünyanın ilk “tüp bebeği” Louise Brown doğdu.

Ülkemizde “bin yılın felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli, birçok ilde büyük yaralar açan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Türkiye devlet ve millet olarak seferber oldu. Halkımızın yaralarını sarmak için tarihi bir dayanışma örneği yaşanıyor şu an. Nitekim bu süreçte tüm kuvvet unsurları koordinasyon içerisinde insanlarımızı yaşatmaya çalışırken provakatif eylemlerle bozguncular da sahneye çıkarak psikolojik harp faaliyetlerine hız verdi.

Sırf iktidarı yıpratmak adına siyasi propaganda yaptığını sanan bazı mahfillerinde süreç içinde yer alması düşündürücü bir durumdur.

Türkiye’ye dair hücre biçimde sineye çekilip iç çatışmanın pususuna yatanlar, depremi “fırsat” olarak gördü. Ülkede yabancı istihbarat faaliyetleri birden hızlandı. ABD ordusu, yardım adı altında uçak gemisini kıta sahanlığımıza sevk etti.

Böylece Türkiye’yi işgal planları yeniden gündeme geldi? Ayrıca ülkemizde bilinmeyen yollarla gelenlerin çoğunluk olduğu kişiler şu an sokaklarda çok az rastlanıyor büyükşehirlerde, nerelerde olduğu büyük bir soru işareti değil mi?

Akılda yer edinen soru olarak “Bu afet sürecinde doğal olmayarak karşılaştığımız hadiseler 15 Temmuz’da elde işgal edilemeyen Türkiye’ye bir mesaj mı?” sorusu ön plana çıkarıyor.

ABD ordusu, 2002 yılında Nevada çöllerinde tarihinin en büyük askeri tatbikatını yapmış, adına “Binyılın Meydan Okuması 2002” (Millenium Chalenge 2002) koymuş ve diğer NATO üyelerini davet etmesine rağmen Türkiye’yi çağırmamış. Oysa sağır sultana sorsanız NATO’da en etkin ve aktif ikinci askeri güç Türkiye’dir. Buna rağmen bu tatbikata davet edilmeyen ülke hedef midir? Sorusunu ABD Türkiye büyükelçisine sormak gerekiyor.

Tatbikatın senaryosu Irak’a veya İran’a değil, Türkiye’ye işaret ettiği açık ortadadır. Tatbikata gore; Hedef ülkede büyük kayıplara yol açan şiddetli bir deprem oluyor. Aynı günlerde Uluslararası Mahkeme, o ülkenin sınırlarını ilgilendiren olumsuz bir karar alıyor. Bunun üzerine ülke ordusu, yönetime el koyuyor ve Uluslararası Mahkeme’nin kararına tepki olarak, dünyanın çok stratejik deniz yolunu abluka altına alıyor. Bu durumda Birleşmiş Milletler, ABD’nin girişimiyle o ülkeye yaptırım uygulanması kararı alıyor.

Arkasından ABD ordusu, elinde kitle imha silahları bulundurduğu varsayılan hedef ülkeye karşı sinir merkezlerini tahrip eden bir hava saldırısına geçiyor ve önemli şehirlerini 96 saat içinde işgal ediyor. 250 milyon dolar maliyeti olan, 15.000 askerin katıldığı iddia edilen ve çölde gerçekleşen bir tatbikatın öylesine gerçekleştirilmediği aşikâr bir durumdur.

Türkiye coğrafi olarak deprem bölgesinde yer alıyor. Aynı zamanda ABD’ nin desteklediği PKK, PYD, YPG vb. Terör örgütlerine yönelik çok büyük operasyonlar düzenlendi. Bu yüzden ezoterik ritüellere göre 24 Temmuz 2023 de hedeflenen operasyonlar Türkiye’nin seçim öncesi bir döneme çekildiği ortada. Bir anda birden çok yabancı misyon temsilciliklerinin faaliyetini durdurması normal bir süreç olarak okunmamalıdır. Şu an Türkiye depremle mücadele ederken PKK, YPG, PYD ve FETÖ terör örgütüne karşı son derece hassas olunmalıdır. Özellikle FETÖ sempatizanları özel WhatsApp gruplarında kara propaganda yapmaya hız kazanmıştır. Bu konularda adli ve idari yaptırımlar artırılmalıdır.

Devlet stratejisi olarak bölgemizde seferberlik süresi 96 saat olan yalnız Türkiye’dir. Tüm bu gelişmeler ışığında seferberlik süresini 24 saate harekete hazır olacak şekilde yenilemeliyiz. Hatta şu an her türlü olumsuz sürece karşı milli güvenlik kurulu kararı alınarak hazır kıta hamlelerle karşı atakta beklememiz daha da doğru olacaktır. Devlet meselesi muhalefet partilerinin keyfine göre değil ülkenin ve milletin bekası ön planda tutularak gerçekleşecektir.

Türkiye deprem kuşağında ve daha önemlisi etnik, mezhepsel ve toplumsal deprem kuşağında yer alıyor. Olası bir iç çatışmaya fırsat vermeden hareket etmeliyiz. Etnik olarak farklılık olurken aynı zamanda düzensiz göçle birlikte büyük bir nüfus çoğunluğu içerisinde yer alıyoruz. Uluslararası bir olumsuz durum hedefleniyorsa bu muhtemelen sığınmacılar üzerinden tasarlanma olasılığı yüksektir.

Bu hususta Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından düzensiz göç veren ülkelerin diplomatik misyon temsilcileri faaliyetleri açısından Türkiye’nin milli güvenliğine zarar verecek, toplantı, konferans, yabancı ülkelerden Türkiye’den izinsiz yardım talebi, seyyar diplomasi faaliyetleri vb. alanlarda çalışmalarını durdurmaları yönünde usulü erkana göre adım atmalıdır.

İvedili bir şekilde sınır güvenliği artırılmalıdır. Giriş çıkışlar kontrol altında tutulmalıdır. Deniz Kuvvetleri komutanlığı deniz üstü ve deniz altı olarak Kıbrıs açıklarından Lübnan istikametine doğru milli güvenlik saha kontrol tatbikatlarına hız vermelidir.

Hatay, Adana, Mersin açıklarında deniz üstü ve deniz altı denetim ve asayiş uygulamaları artırılmalıdır.

Tüm maddi gayretlerin yanı sıra Evrensel Hafızlar Derneği tarafından başlatılan hatim kampanyası Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından duyuru eşliğinde desteklenmelidir. İzafiyet teorisine göre kabul görmeyen ve metafiziksel olgularla seyir alan negatif enerjiler yalnızca pozitif enerjilerle etkisiz hale getirilir.

Hem maddi mücadele verirken aynı zamanda manevi atmosferin yoğun bir tempo aynı zaman dilimi ve aynı frekans dalgasında bütünleşmesi ile karşı hamleler artırılmalıdır.
Devlet, emniyet, ordu tüm gücüyle mücadele ederken yardım çalışmalarına katılım sağlayan millet dua ve gayretle tek vücut halinde seyir almaktadır. Özellikle Özel kuvvetler ve milli istihbarat başkanlığı her zamankinden daha aktif bir şekilde faaliyetlere yurt içi ve yurt dışı olarak hız vermelidir.

Doğal bir afet gibi görünen süreçten doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkıyorsa şayet şartların koşullarına hâkim olacak nitelikte gerekli tüm adımlar atılmalıdır. Buradaki en öncelikli adım milletin bütünlüğünün sarsılmaması yönündedir. Sokak röportajlarına OHAL kapsamında acil olarak ülke genelinde yasak getirilmelidir. Birilerinin muhalif duygularını tatmin etmek demokrasi değildir.

Demokrasi şu an ülkedeki huzur ve sükûnetin temini için gerekli olan milli güvenlik stratejilerinin uygulanması doğrultusunda gelişecek veya gelişme ihtimali yüksek olan olumsuz süreçlerin önlenmesinden ibarettir.

Serdar BOZDOĞAN

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir