ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinin gündeminde İran konusunun tartışılmayacağını belirtse de Batılı analistler asıl müzakerelerin Hürmüz Boğazı etrafında yoğunlaşacağını vurguluyor. Uzmanlar, mevcut Amerikan yönetiminin, özellikle boğazın abluka altına alınması meselesinde Çin’in İran üzerindeki nüfuzundan yararlanmaya çalışacağına inanıyor. Pekin, Trump’a boğazın açık tutulmasını sağlamaya yönelik kendi vizyonunu sunabilir ve hatta birkaç somut girişim önerebilir.
Ancak Trump’ın Çin ziyareti ve Pakistan’ın ABD ile İran arasındaki diplomatik arabuluculuğunun aktifleşmesine rağmen siyasi gözlemciler mevcut durumu “fırtına öncesi sessizlik” olarak nitelendiriyor. ABD ile yapılan görüşmelerde ülkeyi temsil eden İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın hitabı da Tahran’ın yeni bir savaşa hazırlandığını doğruluyor. Uzmanlara göre Galibaf’ın konuşması ilk bakışta ulusal birlik çağrısı gibi görünse de asıl amacı, toplumu psikolojik olarak uzun bir belirsizlik dönemine hazırlamak.
İranlılar Daha Sert ve Karanlık Bir Geleceğe Hazırlanıyor
Galibaf’ın sözlerinden, Tahran’ın uzun vadeli ekonomik baskı, güvenlik tehditleri ve sosyal gerilim varsayımı üzerine kurulu yeni bir devlet modeli oluşturmaya çalıştığı anlaşılıyor. Vurguladığı kilit noktalardan biri, kitlesel protestolar sırasında vatandaşlara yönelik şiddet uygulamalarıyla bilinen “Besic” güçlerinin yetkilerinin genişletilmesi oldu. Besicler pratik olarak sokakları ve mahalleleri kontrol eden yarı-sosyal bir mekanizmaya dönüşüyor. Galibaf’a göre bu güçler, insanların günlük sorunlarını takip etmeli, STK’ları yönetmeli ve toplumsal protestoları kontrol altında tutmalı. Uzmanlar, bu yaklaşımın İran’ın gelecekteki güvenlik konseptini yansıttığını düşünüyor.
Galibaf’ın konuşmasında “tasarruf füzesi” ifadesi de dikkat çekiyor. Analistlere göre İran rejimi, gelirlerin düşmesi nedeniyle vatandaşların yaşadığı ekonomik zorlukları “ulusal direnişin” bir parçası gibi sunmaya çalışıyor. Böylece yoksulluk ve hükümetin ekonomik başarısızlıkları birer fedakarlık sembolüne dönüştürülüyor. Bu durum aynı zamanda yetkililerin, her türlü ekonomik çöküş için dış güçleri suçlamasına ve iç sorunları gizlemesine olanak tanıyor. Galibaf’ın hitabındaki psikolojik ton da dikkate değer: Topluma “zor zamanların” geçici bir fenomen olmadığı, yoksunluk ve öz kısıtlamanın yeni siyasi sistemin bir parçası haline geldiği mesajını veriyor.
Galibaf tarafından ilan edilen yeni İran devlet modelini yorumlayan emekli Tuğgeneral ve akademisyen Osman Gazi Kandemir, Tahran için uzun süreli bir ateşkesin, savaş nedeniyle ertelenen ekonomik ve sosyal sorunların yeniden gündeme gelmesine yol açabileceğine dikkat çekiyor. İran ekonomisi ağır bir durumda: Temel gıda fiyatlarında keskin artışlar, derinleşen döviz krizi ve dış ticaretin daralması söz konusu.
Emekli Tuğgeneral Osman Gazi Kandemir: Savaşın Uzaması Tahran’ın Aşil Topuğunu, Yani Ekonomik Sorunları Açığa Çıkaracak
Savaş döneminde bu durum “direniş” retoriği ile yönetildi ve güvenlik tehdidi ekonomik memnuniyetsizliği gölgeledi. Ancak çatışma temposu yavaşladıkça toplumun öncelikleri değişmeye başlayacak ve insanlar gelir kayıplarına daha fazla dikkat edecekler. Türk general, İran rejiminin asıl sorununun tam burada ortaya çıktığını vurguluyor.
Kandemir’e göre, İran rejimi ateşkes döneminde sosyal refahı değil, askeri potansiyeli yeniden tesis etmeyi amaçlıyor. Sonuçta paradoksal bir tablo ortaya çıkıyor: Toplum ekonomik normalleşme beklerken, devlet savaş ekonomisini sürdürmeyi planlıyor.
Türk general, İran rejiminin bir yandan mevcut ateşkesi geçici olarak gördüğünü ve bu nedenle Galibaf’ın hitabı aracılığıyla İranlıları savaşın yeni aşamasına hazırladığını düşünüyor. Diğer yandan rejim, Besic güçlerinin yetkilerini genişleterek ve sosyal hayatı askerileştirerek, uzun süreli bir ateşkes durumunda bile “direniş” retoriğini sürdürmeyi hedefliyor.
Kandemir, “Rejim artık sadece dış tehditlerle sınırlı kalmıyor; gençler arasında yayılabilecek potansiyel iç protestoları da bir güvenlik tehdidi olarak görüyor. Sonuç olarak güvenlik aygıtı günlük hayata daha derinden entegre oluyor,” dedi. Ancak Kandemir’e göre Galibaf tarafından önerilen bu yeni devlet modeli kısa vadede rejim kontrolünü artırabilse de uzun vadede askerileşmiş bir toplum oluşma riskini taşıyor.
Analistler, Galibaf’ın son hitabının sadece rejimin geleneksel tabanına değil, aynı zamanda orta sınıfa, savaş karşıtı gruplara, diasporaya ve ekonomik baskı altındaki geniş sosyal kesimlere de hitap ettiğini düşünüyor. Bu nedenle güvenlik yapıları, muhafazakar çevreler ve devlet kurumlarıyla aynı anda etkileşim kurabilen Meclis Başkanı ön plana çıkarıldı. Amacı, mesajı toplumun tüm katmanlarına ulaştırmak. Temel mesaj ise değişmeden kalıyor: İran, uzun bir gerginlik dönemine hazırlanıyor…
Ruslan Başirli: İranlılar Fakir ve Karanlık Bir Geleceğe Hazırlanıyor

