Bir uçak hikâyesi, bir Nobel tartışması ve sonunda gelen bir barış ödülü…
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bu hafta Almanya’ya yaptığı ziyaret, diplomatik gündemin yanında oldukça sıra dışı bir polemikle de başladı. Paşinyan’ın Almanya’ya hangi uçakla gittiği üzerinden başlayan tartışmaya Ermenistan’daki bazı medya kuruluşları tarafından sorular yöneltildi. Paşinyan ise sorulara alışılmışın dışında bir cevap verdi.
Uçağın kendisine ait olduğunu söyleyen Paşinyan, büyükbabasının kendisine bu uçağı miras bıraktığını ancak bunu geçen hafta tesadüfen öğrendiğini ve şimdi evrakları halletmeye çalıştıklarını söyledi. Ardından da “Ellerinizi uçağımdan çekin” anlamına gelen ironik bir çıkış yaptı. Paşinyan bu medya kuruluşlarını daha önce “üç başlı savaş partisi” olarak tanımladığı muhalif siyasi çevrelerle ilişkilendiriyor. Bu grupta Robert Koçaryan, Samvel Karapetyan ve Gagik Tsarukyan’ı sayıyor.
Fakat asıl ilginç olan, bu uçak şakasının Paşinyan’ın Almanya’ya neden gittiğiyle yan yana gelmesi.
18 Eylül’de Wiesbaden’deki Hessen Eyalet Meclisi’nde Paşinyan’a Hessian Peace Prize, yani Hessen Barış Ödülü verildi. Ödülün gerekçesinde Güney Kafkasya’da barışın tesis edilmesine yönelik çabaları, Ermenistan’da demokratik kurumların geliştirilmesi ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin güçlendirilmesi özellikle vurgulandı. Hessen makamları ayrıca Paşinyan’ın 2025’te Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Washington’da imzalanan barış sürecindeki rolüne dikkat çekti.
Tam bu noktada hikâyenin ironik tarafı ortaya çıkıyor.
Çünkü Paşinyan, 2025 yılında Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini açıkça söylemişti. 8 Ağustos 2025’te Washington’daki üçlü görüşmede Paşinyan, Trump’ın Nobel’i hak ettiğini ve bu yönde çalışacaklarını ifade etmişti. Hatta Aliyev de iki ülkenin birlikte Nobel Komitesi’ne başvurmasını önermişti. Paşinyan’ın cevabı ise yine kendisine özgü bir mizah içeriyordu. Hatta “İmzalamak için taslağımız var mı?” diyerek o anda bile meseleyi espriye çevirmişti.
Bu sözler yalnızca törende kalmadı.
10 Ağustos 2026’da, Washington zirvesinin birinci yıldönümünde yayımlanan ortak açıklamada Paşinyan ve Aliyev’in Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne birlikte aday gösterdiği resmen duyuruldu. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı da bunu açık biçimde teyit etti. Böylece Trump’a verilen destek yalnızca siyasi bir iltifat olmaktan çıkıp iki ülkenin ortak diplomatik tutumuna dönüştü.
Ancak Nobel 2025’te Trump’a gitmedi.
Norveç Nobel Komitesi 2025 Nobel Barış Ödülü’nü Venezuelalı muhalefet lideri María Corina Machado’ya verdi. Ödül, Machado’nun demokratik haklar ve Venezuela’da barışçıl demokratik geçiş için yürüttüğü mücadeleye atıfla verildi.
Sonraki gelişme ise Trump açısından daha da dikkat çekiciydi.
Machado, Ocak 2026’da Beyaz Saray’da Trump ile yaptığı görüşmede Nobel madalyasını ona sundu. Bu hareket ödülün resmi olarak Trump’a devredildiği anlamına gelmiyordu. Nobel Komitesi ödülün sahibinin ve unvanın değişmediğini açıkladı. Fakat sembolik açıdan oldukça güçlü bir görüntü ortaya çıktı. Trump, Nobel madalyasını elinde tutacağını söyledi ve bu jesti kamuoyuna açık biçimde benimsedi.
Şimdi ise sahne değişti.
Trump’ın Nobel’i alamadığı bir dönemin ardından Paşinyan’ın eline bir barış ödülü geçti. Üstelik Paşinyan, bir yıl önce Trump’ın Nobel’i hak ettiğini söyleyen isimlerden biriydi. 2026’da ise kendisi, aynı barış süreci nedeniyle uluslararası bir barış ödülünün sahibi oldu.
Buradan ister istemez şu soru çıkıyor:
Paşinyan, Hessen Barış Ödülü’nü Trump’a verir mi?
Elbette böyle bir şeyin gerçekleşeceğine dair hiçbir işaret yok. Üstelik Nobel ile Hessen Barış Ödülü aynı hukuki ve kurumsal statüye sahip değil. Buradaki mesele ödülün gerçekten el değiştirmesi değil. Siyasi sembolizm.
Çünkü Washington’daki 2025 zirvesinde Paşinyan ve Aliyev, Trump’ın barış sürecindeki rolünü Nobel ile taçlandırmak istemişti. Bir yıl sonra ise Paşinyan, o barış sürecindeki kendi rolü nedeniyle Almanya’da bir ödül aldı.
Diplomaside bazen tarihin ironisi, resmî açıklamalardan daha fazla şey anlatır.
Paşinyan’ın uçağı konusunda yaptığı “büyükbabamdan miras kaldı” şakası da tam bu tabloya oturuyor. İç politikada rakiplerine karşı mizahı bir siyasi silah olarak kullanıyor. Dış politikada ise bir zamanlar Trump’a Nobel verilmesini savunurken bugün kendisi bir barış ödülüyle Almanya’dan dönüyor.
Bir tarafta Nobel’i uzun süre isteyen Trump var.
Bir tarafta Machado’nun sembolik olarak madalyasını Trump’a sunduğu görüntü var.
Diğer tarafta ise Trump’ın Nobel’e aday gösterilmesini birlikte duyuran Paşinyan’ın Hessen Barış Ödülü’nü alması var.
İşte bu nedenle mesele aslında “Paşinyan ödülünü Trump’a verir mi?” sorusundan biraz daha büyük.
Mesele, Güney Kafkasya’daki barış sürecinin artık sadece Yerevan ile Bakü arasındaki bir diplomatik dosya olmaktan çıkması. Washington’ın, Moskova’nın ve Avrupa’nın aynı süreç üzerinde farklı siyasi anlamlar üretmesi. Paşinyan’ın ise bu sürecin merkezindeki aktörlerden biri olarak, bir yıl önce Trump için kullandığı “Nobel Barış Ödülü’nü hak ediyor” cümlesinden bugün kendi aldığı barış ödülüne uzanan bir siyasi hikâyenin içinde bulunması.
Kısacası, Trump Nobel’i beklerken Paşinyan Hessen Barış Ödülü’nü aldı.
Şimdi gözler doğal olarak ödülün kendisinden çok hikâyenin ironisinde.
Acaba Paşinyan, bir gün Hessen madalyasını Trump’ın önüne koyup “Büyükbabamdan kalmıştı ama artık sizin olabilir” diyecek mi?
Muhtemelen hayır.
Ama siyaset ve diplomasi söz konusu olduğunda bazen en iyi manşetler, gerçekleşmeyen ihtimallerden çıkar.
Özer ARSLANPAY
Özer ARSLANPAY: Paşinyan Ödülünü Trump’a Verir mi?

