Önümüzdeki günlerde Trump’ın Çin’e yapacağı ziyaret dünya gündeminde. ABD’nin Çin ile ortak bir noktada buluşup buluşmayacağı dünya siyasetinde ve ekonomisinde bir dengelenme sürecine girilip girilmeyeceği bu ziyaret sonrası belli olacak. Klasik devlet adamlığı ve diplomasinin aksi yönünde hareket eden Trump’ın bu gezide ortaya koyacağı performans, başta ABD olmak üzere dünya için bir dönüm noktası olacak. İran konusunun da masaya yatırılacağı bu ziyarette, Tayvan meselesinin de gündeme geleceği, Tayvan ve İran’ın bir pazarlık konusu olacağı uluslararası yayınlarda ifade edilmekte. İran’da Hürmüz tuzağına düşürülen Trump, Çin ziyareti ile bu tuzaktan kurtulmayı deneyecektir. Al Tayvan’ı ver İran’ı pazarlıklarının olabileceğine ilişkin uzmanlar yorumlar yapmaktalar. Çin’in tarihsel olarak müttefiklerini satma konusunda karnesi bozuk. Çıkarı için en yakın müttefiklerine arkasını rahatlıkla dönebilen bir diplomasi geleneğine sahip olan Çin’in, İran konusundaki tavrı merakla beklenmekte. Tabi Tayvan Çin için bir milli misak konusu. Tayvan için Çin’in yapmayacağı şey yoktur. Trump ise Ortadoğu’da İsrail için İran’ı saf dışı bırakmak uğruna Tayvan’ı gözden çıkarır mı peki? Bu durumda ABD’nin Güneydoğu Asya ve pasifikteki diğer müttefiklerinin durumu ne olur? ABD’nin İran için Tayvan konusunda Çin’e vereceğim tavizler dünyamızı yeniden şekillendirir. Bir ABD’li uzmanın tabiri ile Tayvan’da yaşanacak bir taviz ve geri çekilme çeyrek yüzyılda ABD’nin Sanfrancisko kıyılarına kadar geri çekilmesini ateşleye bilir. Bu nedenle bu ziyaretin diplomasi yönünden çok ticari yönünün ağır olacağını ifade eden yazarlarda bulunmakta. Dünya ve bölgemiz yeniden şekillenirken bizim durumumuz ne? Ülkenin durumu Doğu Roma kilisesinin melekler dişi mi erkek mi tartışmasına ve magazinine boğuluyor. Unutmayalım kişiler ve siyasi partiler gelip geçicidir baki kalan millet ve onun emrinde olan devlettir.
Nusret Anar: Trump’ın Çin Ziyareti: Yeni Bir Yalta mı Yoksa Ticari Bir Gezi mi?

