NURİ CEM TABANLI: Kitlesel Göçlerin Sosyo-Kültürel Anatomisi

Küreselleşme ve ekonomik zorunluluklar, modern dünyada kitlesel insan hareketliliğini kaçınılmaz hale getirmiştir. Ancak devletlerin ve ekonomi yönetimlerinin yalnızca iş gücü veya nüfus takviyesi olarak gördüğü bu süreç, sosyolojik düzlemde yalın birer istatistikten ibaret değildir. Doğa kanunlarındaki mantık, toplumsal hareketliliğin kaçınılmaz sonuçlarını anlamak için güçlü bir metafor sunar. Nasıl ki biyolojik bir organizma kendi doğasından ayrıştırılamazsa, insan toplulukları da şekillendikleri kültürel habitustan, normlardan ve davranış kalıplarından bağımsız düşünülemez.
Ekonomik piyasalar veya demografik ihtiyaçlar doğrultusunda planlanan insan hareketlilikleri, sıklıkla sadece mekansal bir yer değiştirme olarak kodlanır. Oysa insan, fabrikadan çıkan standart bir ham madde değildir; doğduğu, büyüdüğü ve sosyalleştiği coğrafyanın değer yargılarını zihninde taşır.
Habitus kavramı, bireyin içine doğduğu toplumsal yapının onun davranışlarını, düşünme biçimlerini ve reflekslerini nasıl kalıcı hale getirdiğini açıklar. Birey yeni bir ülkeye göç ettiğinde, bu habitusu da yanında götürür. Dolayısıyla, belirli bir kültürel arka plana sahip insan gruplarını sınırların içerisine dahil etmek; onların suç algısını, kadına bakış açısını, kamusal alan disiplinini ve hijyen alışkanlıklarını da o sınırların içine dahil etmek demektir.
Toplumsal düzlemde kültürler, köklü bir içsel sürekliliğe sahiptir: Yüzyıllar boyunca kabile asabiyesiyle, sert ataerkil normlarla veya zayıf bir hukuk devleti bilinciyle yoğrulmuş coğrafyalardan gelen bireyler, hedef ülkenin sınırını geçtikleri an modern seküler hukukun normlarını anında içselleştiremezler. Bireyler kriz anlarında veya gündelik yaşam pratiklerinde eğitildikleri ilk kültürel reflekslere geri dönerler. Göç alan toplumların “biz onları zamanla kendi kurallarımıza uydururuz” şeklindeki doğrusal yaklaşımı, köklü kültürel kodların direncinin hafife alınmasından kaynaklanır. İnsanın kültürel genetiği, sadece coğrafi mekân değiştiği için hızla mutasyona uğramaz.
Bir toplumdan diğerine insan akışı gerçekleştiğinde, görünmez bir sosyo-kültürel paket de sisteme dahil olur. Bu paket üç temel katmandan oluşur:
A. Kültürel Kodların ve Değerlerin Transferi Her kültürün adalet, namus, hiyerarşi ve din algısı farklıdır. Kaynak ülkede meşru veya tolere edilebilir görülen bir davranış (örneğin; çocuk yaşta evlilik, çok eşlilik veya aşiret içi hesaplaşmalar), hedef ülkenin modern ceza hukukuyla doğrudan çatışır. Kontrolsüz göç, bu normatif çatışmayı doğrudan yerli toplumun kılcal damarlarına taşır.
B. Kamusal Alan Davranışları Trafik kurallarına riayet, çevre temizliği, kuyrukta bekleme kültürü ve gürültü kontrolü gibi kamusal alan refleksleri, toplumların gelişmişlik düzeyini belirler. Bu alışkanlıkların gelişmediği kültürlerden gelen kitleler, ulaştıkları yeni merkezlerde de eski yaşam pratiklerini sürdürerek kamusal düzenin aşınmasına yol açabilirler.
C. Gettolaşma ve Paralel Toplum İnşası Kültürel entegrasyon politikalarının yetersiz kaldığı durumlarda, içe kapanma (gettolaşma) kaçınılmazdır. Kendi alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen göçmen grupları, hedef ülke içinde mikro vatanlar kurarak kendi hukuklarını ve geleneklerini yaşatmaya devam ederler. Bu durum, ev sahibi devletin egemenlik alanında yasal ve kültürel yarılmalara sebebiyet verir.
“Belirli kültürleri olan insanları kabul ettiğinizde, onların alışkanlıklarını da kabul edersiniz” aksiyomu, göç yönetiminin en çıplak gerçeğidir. Bir ülkenin kapılarını kontrolsüzce açması, sadece nüfus yapısını değil, o ülkenin gelecekteki toplumsal huzurunu, suç oranlarını ve medeniyet seviyesini de doğrudan etkiler.
Son tahlilde; insanı kültüründen soyutlayarak sadece ekonomik bir girdi olarak görmek, toplumsal mühendisliğin en büyük hatasıdır. Bir toplum, sınırlarından içeri aldığı insanların kültürel yükünü yönetmeye ve dönüştürmeye hazır olmadığı müddetçe, kendi sosyolojik güvenliğini ve kimliğini koruyamaz.
NURİ CEM TABANLI

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.