NURİ CEM TABANLI: İNGİLİZ BASININDA 1939 ERZİNCAN DEPREMİ

Giriş
27 Aralık 1939 tarihinde meydana gelen Erzincan Depremi, geniş bir coğrafyada yol açtığı can ve mal kaybı nedeniyle Cumhuriyet döneminin en büyük doğal afetlerinden biri olmuştur. Erzincan başta olmak üzere Sivas, Tokat, Amasya, Samsun, Ordu ve çevresindeki birçok yerleşim merkezini etkileyen deprem, ulaşım ve haberleşme altyapısında da ciddi tahribata neden olmuştur. Depremin meydana geldiği dönemde II. Dünya Savaşı’nın devam ediyor olması ve Erzincan’ın askeri açıdan stratejik bir konuma sahip bulunması, felaketin insani boyutunun yanı sıra dönemin siyasal ve güvenlik koşulları açısından da önem taşımasına neden olmuştur.
1. 1939 Erzincan Depremi’nin Tarihsel ve Stratejik Arka Planı
Erzincan Depremi’nin İngiliz basınındaki yansımalarını değerlendirebilmek için öncelikle depremin meydana geldiği dönemin siyasal ve stratejik koşullarının ortaya konulması gerekmektedir. 1939 yılı, Avrupa’da savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye’nin dış politika ve güvenlik politikalarının yeniden şekillendiği bir dönemdir. Türkiye savaşın dışında kalmaya çalışırken özellikle doğu sınırlarının güvenliği ve askeri hazırlıklar önemini korumaktaydı. Bu durum, Erzincan’ın yalnızca önemli bir yerleşim merkezi değil, aynı zamanda askeri ve ulaştırma bakımından stratejik bir merkez olmasını daha anlamlı hale getirmektedir.
Erzincan’ın Doğu Anadolu’daki askeri konumu, kentin deprem sonrasında yaşadığı yıkımın sonuçlarını da ağırlaştırmıştır. Kentte bulunan askeri birlikler ve tesisler, depremin yarattığı can kaybının önemli unsurlarından biri olurken, bölgenin ulaşım ağındaki konumu yardım faaliyetlerinin yürütülmesi açısından da belirleyici olmuştur. Bu nedenle deprem, savaşın başlamasından kısa süre sonra meydana gelmesi nedeniyle yalnızca doğal bir afet olarak değil, Türkiye’nin askeri ve lojistik kapasitesini de etkileyen bir kriz olarak ortaya çıkmıştır.
Bu tarihsel çerçeve, İngiliz basınındaki haberlerin değerlendirilmesi açısından önemlidir. Gazetelerin deprem haberlerinde can kaybı ve yıkımın yanında ulaşım, askeri birlikler, demiryolları ve hükümetin bölgeye yönelik müdahalesi gibi unsurların da yer alması, Erzincan’ın dönemin Türkiye’sindeki stratejik konumunu göstermektedir.
2. İngiliz Basınında Depremin İlk Haberleri ve Bilgi Belirsizliği
27 Aralık 1939 tarihinde meydana gelen deprem, İngiliz basınında kısa süre içerisinde geniş yer bulmuştur. Bununla birlikte ilk haberlerin ortak özelliği, afetin gerçek boyutlarının henüz tam olarak belirlenememiş olmasıdır. Haberleşme hatlarının zarar görmesi, demiryolu ve kara ulaşımının kesintiye uğraması ve özellikle Erzincan ile doğrudan iletişim kurulamaması, gazetelerin büyük ölçüde Ankara, İstanbul ve diğer merkezlerden gelen ikinci el bilgilere dayanmasına yol açmıştır.
Bu nedenle depremin hemen ardından yayımlanan haberlerde can kaybına ilişkin rakamlar arasında önemli farklılıklar görülmektedir. İlk tahminlerde birkaç bin kişiden söz edilirken, sonraki haberlerde bu rakamların hızla yükseldiği görülmektedir. Bu farklılıklar, İngiliz basınındaki haberlerin güvenilirlik açısından değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken önemli bir unsurdur. Rakamların kısa süre içerisinde değişmesi, yalnızca depremdeki gerçek can kaybının henüz belirlenememesiyle değil, afet bölgesinden haber alınmasını güçleştiren iletişim koşullarıyla da bağlantılıdır.
Dolayısıyla İngiliz basınındaki ilk haberler, depremin kesin bilançosundan ziyade afetin yarattığı ilk şoku ve belirsizliği yansıtmaktadır. Haberlerde yıkılan binalar, enkaz altında kalan insanlar, devam eden artçı sarsıntılar ve halkın açık alanlarda yaşamaya başlaması öne çıkarılmıştır. Böylece deprem, daha ilk haberlerden itibaren yalnızca meydana gelen sarsıntının kendisi üzerinden değil, ardından ortaya çıkan insani sonuçları üzerinden de okuyucuya aktarılmıştır.
3. Yıkımın Boyutları ve Deprem Bölgesindeki İnsani Kriz
İlk haberlerdeki belirsizlik zaman içerisinde yerini daha kapsamlı bir yıkım tablosuna bırakmıştır. İngiliz gazetelerinde Erzincan’ın yanı sıra Tokat, Sivas, Amasya, Samsun, Ordu, Kemah ve çok sayıda köy ve kasabada meydana gelen hasara ilişkin ayrıntılar giderek artmıştır. Camiler, minareler, kamu binaları, bankalar, okullar, konutlar ve askeri tesislerin yıkılması, depremin farklı yapı türleri üzerindeki etkisini ortaya koymuştur.
Depremin yarattığı yıkımın boyutlarını ağırlaştıran en önemli unsurlardan biri ise kış şartları olmuştur. Evlerini kaybeden binlerce insanın kar ve dondurucu soğuk altında açık alanlarda veya geçici barınaklarda yaşamaya çalışması, depremi doğrudan sarsıntının neden olduğu yıkımın ötesinde bir insani krize dönüştürmüştür. İngiliz basınında soğuk hava, kar fırtınaları, barınma sorunu, açlık ve sağlık hizmetlerine ulaşamama gibi unsurların sürekli olarak vurgulanması bu açıdan dikkat çekicidir.
Yangınlar ve artçı sarsıntılar da kurtarma çalışmalarını güçleştirmiştir. Gaz borularının patlaması ve gaz lambalarının devrilmesi sonucu meydana gelen yangınlar, enkaz altındaki insanlara ulaşılmasını zorlaştırırken, devam eden sarsıntılar hasarlı yapıların tamamen yıkılmasına neden olmuştur. Böylece deprem sonrasında kurtarma ekipleri aynı anda enkaz, yangın, soğuk hava ve ulaşım sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
4. Devlet Müdahalesi, Kurtarma Çalışmaları ve Toplumsal Dayanışma
İngiliz basınının deprem haberlerinde öne çıkan bir diğer konu, Türk devletinin afet sonrasında yürüttüğü yardım ve kurtarma faaliyetleridir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün deprem bölgesine gitmesi ve hükümet üyelerinin bölgeye hareket etmesi, afetin Ankara tarafından ülke çapında bir kriz olarak değerlendirildiğini göstermektedir. İçişleri ve Sağlık Bakanlıklarının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında çadır, gıda, ilaç ve diğer temel ihtiyaç malzemelerinin bölgeye gönderilmesi için çeşitli ulaşım imkanlarından yararlanılmıştır.
Ancak yardım faaliyetlerinin önünde önemli lojistik engeller bulunmaktaydı. Deprem sonucunda demiryolu hatlarında meydana gelen hasarlar, kar fırtınaları ve ulaşım güzergahlarının kapanması, yardım malzemelerinin afet bölgesine ulaştırılmasını güçleştirmiştir. Buna rağmen demiryolu, askeri araçlar ve diğer kara taşıtları kullanılarak yardım sevkiyatı sürdürülmüş, vatandaşlar ve askerler ulaşım hatlarının yeniden açılması için çalışmıştır.
Afet sonrasında yalnızca devlet kurumları değil, toplumun farklı kesimleri de yardım faaliyetlerine katılmıştır. Öğrenciler, öğretmenler, kamu ve özel sektör çalışanları, tüccarlar ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların depremzedeler için bağışlarda bulunması, felaketin toplum genelinde yarattığı dayanışmayı göstermektedir. İngiliz basınında bu tür girişimlere yer verilmesi, deprem haberlerinin yalnızca yıkım ve ölüm üzerinden değil, Türk toplumunun afet karşısındaki dayanışması üzerinden de şekillendiğini göstermektedir.
5. İngiliz Basınında Uluslararası Yardım ve Dayanışma
Erzincan Depremi, kısa süre içerisinde Türkiye’nin sınırlarını aşan bir insani mesele haline gelmiştir. İngiliz basınında yalnızca deprem bölgesindeki gelişmelere değil, farklı ülkelerden Türkiye’ye gönderilen taziye ve yardım mesajlarına da geniş yer verilmiştir. İngiltere Kralı VI. George ve Başbakan Neville Chamberlain’in Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Türk hükümetine gönderdikleri mesajlar, İngiltere’nin felakete yönelik diplomatik tepkisinin önemli unsurlarından biri olmuştur.
Benzer şekilde Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Romanya ve diğer ülkelerden gelen destek ve taziye mesajları da uluslararası dayanışmanın boyutunu göstermektedir. İngiltere’nin maddi yardımda bulunması ve Mısır’da bulunan İngiliz birliklerinin çadır göndermesi, savaş koşullarının hüküm sürdüğü bir dönemde Türkiye’ye yönelik yardım girişimlerinin yalnızca diplomatik ifadelerle sınırlı kalmadığını göstermektedir.
Bu durum, Erzincan Depremi’nin İngiliz basınında uluslararası bir insani olay olarak konumlandırıldığını göstermektedir. Türkiye’nin savaş dışında kalmaya çalıştığı bir dönemde meydana gelen deprem, İngiliz kamuoyunun dikkatini Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı insani sorunlara yöneltmiş; haberlerde depremzedelerin ihtiyaçları, yardım faaliyetleri ve uluslararası dayanışma birlikte ele alınmıştır.
6. Deprem Sonrası Yeniden Yapılanma ve Devlet Politikaları
Depremin ilk günlerinde temel mesele kurtarma ve yardım faaliyetleri iken, sonraki süreçte afetin uzun vadeli sonuçlarının giderilmesi gündeme gelmiştir. Erzincan’ın ağır hasar görmesi, şehir merkezinin yeniden oluşturulmasını zorunlu kılmış, yeni yerleşim alanlarının belirlenmesi ve depremzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması devletin öncelikleri arasında yer almıştır.
1940 yılında çıkarılan 3773 sayılı Kanun, deprem sonrasında devletin sosyal ve ekonomik müdahalesinin hukuki çerçevesini oluşturan önemli düzenlemelerden biri olmuştur. Kanun kapsamında depremden zarar gören vatandaşların ekonomik yüklerinin azaltılması, kamu çalışanları ve işçilere yönelik mali destek sağlanması, yeni yerleşim alanlarının oluşturulması ve konut yapımında kullanılacak malzemelerin temini gibi çeşitli tedbirler uygulanmıştır.
Bu gelişmeler, Erzincan Depremi’nin yalnızca kısa süreli bir kurtarma operasyonu olarak değerlendirilmediğini, aynı zamanda uzun vadeli bir yeniden yapılanma sürecini beraberinde getirdiğini göstermektedir. Böylece afet sonrasında devletin müdahalesi, acil yardım faaliyetlerinden ekonomik ve sosyal düzenlemelere doğru genişlemiştir.
Sonuç
27 Aralık 1939 Erzincan Depremi, İngiliz basınında Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük bir doğal afet ve insani kriz olarak geniş biçimde ele alınmıştır. İlk haberlerde iletişim ve ulaşım sorunları nedeniyle can kaybına ilişkin farklı tahminler verilmiş, sonraki günlerde bölgeden daha fazla bilgi ulaşmasıyla depremin yarattığı yıkımın boyutları daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.
İngiliz gazetelerinde deprem haberlerinin temel unsurlarını can kaybı ve yıkımın yanı sıra ağır kış koşulları, barınma sorunları, ulaşım ve haberleşme güçlükleri ile kurtarma faaliyetleri oluşturmuştur. Bunun yanında Cumhurbaşkanı İnönü ve hükümet üyelerinin bölgeye gitmesi, devlet kurumlarının yardım faaliyetleri ve toplumun farklı kesimlerinin yürüttüğü dayanışma girişimleri de haberlerde önemli yer tutmuştur.
Depremin uluslararası boyutu da İngiliz basınında öne çıkan konulardan biridir. İngiltere başta olmak üzere farklı devletlerin taziye ve yardım girişimleri, felaketin uluslararası kamuoyunda yarattığı yankıyı göstermektedir. Deprem sonrasında gerçekleştirilen yeniden yapılanma faaliyetleri ve 1940 yılında çıkarılan 3773 sayılı Kanun ise afetin Türkiye açısından uzun vadeli sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak İngiliz basını, Erzincan Depremi’ni yalnızca meydana gelen yıkım üzerinden değil, Türkiye’nin afet karşısındaki müdahalesi, toplumsal dayanışması ve uluslararası destek arayışı bağlamında da ele almıştır. Bu yönüyle dönemin İngiliz gazeteleri, 1939 Erzincan Depremi’nin hem Türkiye’deki hem de uluslararası kamuoyundaki algısını incelemek açısından önemli birincil kaynaklar niteliğindedir.
“Anatolia’s Day of Terror.” Daily Telegraph, 28 Aralık 1939, 1.
“Day by Day War Talks.” Aberdeen Journal, 30 Aralık 1939, 1.
“Earthquake Shocks May Recur.” Western Daily Press, 30 Aralık 1939, 7.
“Grave New Ordeal for Turkey.” Western Daily Press, 1 Ocak 1940, 8.
“Floods Add to Turkey’s Distress.” Aberdeen Journal, 1 Ocak 1940, 1.
“Floods Devastate Zones That Earthquake Spared.” Dundee Courier, 1 Ocak 1940, 3.
“Many Turks Buried Alive.” Aberdeen Journal, 3 Ocak 1940, 1.
“Many Feared Dead in Earthquake.” Dundee Courier, 28 Aralık 1939, 5.
“7 Turk Towns Shattered by Earthquake.” Daily Mail, 28 Aralık 1939, 2.
“Many Killed in Turkish Earthquake.” Aberdeen Journal, 28 Aralık 1939, 8.
“The Anatolian Earthquake.” Times, 29 Aralık 1939, 6.
“Late News.” Daily Telegraph, December 28, 1939, 8.
“8,000 now Dead in Earthquake.” Daily Telegraph, 29 Aralık 1939, 7.
“Earthquake Death Roll Now 8,000.” Daily Mail, 29 Aralık 1939, 2.
“Grave New Ordeal for Turkey.” Western Daily Press, 1 Ocak 1940, 8.
“A Disastrous Earthquake.” Times, 29 Aralık 1939, 7.
“Havoc In Anatolia.” Times, 30 Aralık 1939, 6.
“‘quake Toll Now up to 45,000.” Aberdeen Journal, 2 Ocak 1940, 6.
“Many Ships Feared Lost.” Dundee Courier, 2 Ocak 1940, 4.
“First Earthquake Relief Trains Get through.” Daily Telegraph, 30 Aralık 1939, 1.
“Hundreds of Villages Marooned.” Western Daily Press, 2 Ocak 1940, 8.
“Blizzard and Fire Sweep Earthquake Terror Zone.” Daily Mail, 30 Aralık 1939.
NURİ CEM TABANLI

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.