PAŞİNYANIN 17 AVQUST MİTİNQİ KİMLƏRƏ MESAJ İDİ?

Rus milletvekilinden Türkiye’ye tavsiye: Boğazları Amerikan gemilerine kapatınız

ABŞ-ın Türkiyəyə hücumunun ŞİFRƏLƏRİ: Qalib kim olacaq?

Fas’taki Fetöcüler PKKlılar IŞİDci Türkler ve Türk mafyası!

Musa Carullah ve Maturidilik

Gündem 29 Mayıs 2017
458

Musa Carullah, hüsün ve kubuh (ahlâki iyi ve kötü) ile ilgili İslam düşünce tarihindeki görüşleri Eşarilerin şer‘î, Mutezilîlerin ise sadece aklî temelde ele aldıklarını söylemekte ve iman-şükür gibi bazı konularda Hanefîlerin de: “Yaratıcının varlığına iman ve nimet sahibinin nimetlerine şükür, aklın hükmüyle vaciptir” diyerek Mutezilîleri takip ettiklerini söylemektedir. Ancak Hanefîlerin bu görüşünün Mutezilîlerin yapmaya çalıştıkları Allah’ı mecbur bırakma temelinde olmadığını da belirtme ihtiyacı duyan Carullah, Mutezilî görüşü değerlendirirken bu görüşün de aslında kısmen hak olduğunu, emir ve yasaklardaki maslahatları aklın idrak edebileceğini ve aklın hilafet şerefiyle şeriatte tasarrufta bulunabileceğini ifade etmektedir. İbn Arabî’nin de Futuhât’ta bunu savunduğunu ifade eden Carullah, bu görüşüyle, aklın, eşyanın, yani duyulur nesnelerin hakikatini ve hikemî manalarını bilebileceğini söyleyen İmam Maturidi’nin çizgisini devam ettirmektedir. Nitekim Carullah, hüsün ve kubuh konusunda esas olarak zikrettiği, kendisinin de savunduğunu söylediği ve “imamların imamı”na, yani Ebu Hanife’ye ait olarak nitelediği üçüncü bir görüşten bahsetmektedir. Buna göre hüsün ve kubuhun aklîliği esastır, fakat akıl bu konuda hükmedici değildir. Aklın, hükümlerin maslahatlarını idrak edebileceğini söylemekle beraber, bunu daha çok toplumsal maslahatların gözetilmesine bağlayan Carullah, burada icab ettirme yönünün bulunmadığını da ilave etmektedir. Mutezile’nin görüşündeki, aklın bazı ameli içtimai meselelerde hüküm verememesi durumundaki zorluğu ve şaşkınlığı bu mezhebin, yani Hanefîlerin ve hatta Eş‘arîlerin aştığını ifade eden Carullah, Hanefîlerin görüşünü, “insanın hürriyetine, aklın içtihadına ve her hususta tefekkürüne en müsait mezhep” olarak görmektedir. Prof dr İbrahim Maraş

Yorumlar