Irak, hükumet ve halk olarak bir sınavdan geçiyor

İngiliz istihbaratından Munaiyir’in torunu Suudi Arabistan’ın ”Ermeni Prensi”

MUHATAP

Yunanistan’a adaları tahliye etmesi için nota verildi!

Muhammet Mağat: Güney Kafkasya’da Gecikmiş Bir Zaferin Ardından: “İyi Diplomasi” ve “İyi İstihbarat” Arayışı

Gündem 10 Aralık 2020
108

Dünya, son 30 yılda çok hızlı değişimlere sahne oldu. Devlet kavramının yeniden tanımlanması, yeni kuramlara zemin hazırladı. Ortaya çıkan yeni kuramlar yeni uygulamalara ilham oldu. Çoğu hususta, insan kaynağının yerini ağ teknolojileri aldı. Savunma sanayi içeriği, çağın teknolojik gelişmelerinin seyrinde etkileyici bir kapasiteye ulaştı. Savaş, diplomasi ve bürokrasi, algoritmik bir mekanizma çehresi kazanmaya başladı. Doğal olarak, istihbarat kurumsallaşması ve uygulaması da bu değişim ve dönüşümlerden etkilenmektedir. İstihbaratta kurumsal yapı ve mekanik profesyonelleşmenin peyderpey sağlandığı görülmektedir. Savaşta ve barışta, bilgi en önemli klasördür. Sürdürülebilir teknoloji birikimi, komutan ve karar mercilerine yapılan analizler, daha iyi istihbarat için gereklidir. Bu vesileyle, “iyi yönetişim”, “iyi bürokrasi”, “iyi diplomasi” gibi kavramlara “iyi istihbarat”ın da eklenebileceğini ifade etmek gerekir. İyi teşkilatlanmış bir istihbarat sisteminin durum farkındalığı, erken ikaz sistemi, belirsizliği idare etme gibi fonksiyonları, bölgesel ölçekte simüle edilebilmektedir. Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kafkasya’da Azerbaycan Cumhuriyetinin meşru egemen varlıklarından rahatsızlık duyan ve bu rahatsızlığı Türkiye bağlamında uluslararası kamuoyuna ilan eden çevrelerin önceliği, “örtülü ittifaklar” ve hukuki boyutu olmayan IRINI gibi operasyonları oluşturmak ve icra etmektir. Devletlerin her türlü eylemlerini ulusal çıkar ve ulusal güvenlik arka planında, uluslararası güvenlik angajmanı olarak lanse etmeye çalışması doğaldır. Ancak bunun, meşru hak ve gerekçe zırhıyla donanmış olması, devletin bürokratik belleğinde ve uluslararası örgütlerin anlaşma kuralları çerçevesinde kalınmasında bir “olumlu katkı” sonucunu doğuracaktır. 44 gün boyunca süren 2. Karabağ Savaşı’nın haklı olarak Azerbaycan lehine sonuçlanmış olması, farklı mülahazalara ortam sağlamıştır. Tartışmalı (disputed) olarak gösterilmeye çalışılan Dağlık Karabağ bölgesi, aslında işgal edilmiş (occupied) statüde idi. 30 yıla yakın süredir, devlet olabilme (statehood) mücadelesini ancak olgunluk düzeyine getirmiş olduğu söylenebilecek olan Azerbaycan, savunma yatırımları ile 10 yıla yakındır önemli bir yol kat etmiştir. Askeri akreditasyon anlaşmaları, reelpolitik paradigmalar açısından devletlerarası işbirliğinin gerektirdiği yakınlaşmalar, Türkiye-Azerbaycan arasında “yüksek işbirliği” kapasitesini oluşturmuştur. Güney Kafkasya bölgesinde, Rusların tesis ettiği ateşkes rejimlerinin ve barış gücü oluşumlarının; dolayısıyla “Rus hakem rolü”nün belirsizlikler getirdiği, yıllarca tecrübe edilmiştir. “İki devlet bir millet” mefkûresinin, sadece savunma olgusu ve operasyonel çerçevede değil; hususen “diplomasi” ve “istihbarat” alanında da yoğunluklu olarak uygulamaya geçirilmesi beklenmektedir. Azerbaycan’ın diplomatik yüksek masalarda ve bölgesel istihbarat ekolünde, Türkiye’den politika transferi yapması ve Türkiye ile politika koordinasyonu çerçevesinde işbirliği yapması, tarihi bir zorunluluktur. “Rusya’nın uydusu olma” zoraki yörüngesinden sıyrılıp; bölge ile ilgili tüm yüksek masaların “Bakü inisiyatifi” doğrultusunda tasarlanması, özgün diplomatik belge yönetimi gibi hususlar, Azerbaycan için önemli sayılmaktadır. Diğer yandan, 2. Karabağ muharebeleri neticesinde geri alınan topraklarda, muhtemel “terör eylemleri” ve “ayaklanma hareketleri” gibi durumlara karşı “güçlü bir istihbarat ağı” ve “sınır güvenliği yönetişimi” kusursuz çalışabilmelidir. İran’ın Tebriz eyaletindeki Azerbaycan Türkü yoğun topluluğun çıkarları da bu doğrultulardaki uygulamalar minvalinde Tahran yönetimi ile eşgüdüm ve işbirliği içinde gözetilebilmelidir. DTX (Azerbaycan Devlet Tehlikesizlik Hizmeti) ve MİT (Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı) arasında “topyekûn meşveret”e dayalı protokollerin iyileştirilmesi ve garanti edilmesi beklenmektedir. Teknik olarak, tahmin ve ikaz istihbarat sistemi yöntemli; politika odaklı istihbarat üretimine önem verilmelidir. Siyasi olarak, öncelikli olarak “barışı gözeten” ve uluslararası toplum nezdinde meşru profilli olarak “tam motivasyonlu egemen” bir diplomasi, Azerbaycan devlet kültüründe içkin olmalıdır. Sonsöz olarak; asırlardır varoluş mücadelesi veren, dünyanın Türk inisiyatifine göre düzen, güvenlik, özgürlük ve refah içinde olmasına yön verme gayretinde olan büyük Türk milletinin zaferi kutlu olsun. Devlet, millet ve hâkimiyet tuğları ilelebet kaim olsun.
Muhammet Mağat
Doktorant-Uludağ Üniversitesi
Kafkassam uzmanı

Yorumlar