Muhammed Alp Turan Gezer: TÜRK MİTOLOJİSİ; YÖNETSEL, İKONOGRAFİK VE YAPISAL ANALİZE GİRİŞ

-Yaşar Çoruhlu’nun Türk Mitolojisinin Abc’si Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme-
Giriş
Mitoloji, bir topluluğun yalnızca erken dönem evren tasavvurlarını, doğa olaylarını açıklama çabalarını ve metafizik sığınaklarını içeren soyut anlatılar bütünü değildir. O, aynı zamanda bir milletin tarih boyunca inşa ettiği kültürün, toplumsal yapının, dil örüntülerinin ve estetik değerlerinin kök hücrelerini barındıran canlı bir organizmadır. Türk mitoloji sahası; coğrafi genişliği, tarihsel derinliği ve temas ettiği medeniyet havzalarının çeşitliliği (Gök Tanrı inancı, Budizm, Maniheizm, Nestorilik, İslamiyet vb.) nedeniyle disiplinlerarası bir metodolojiyi zorunlu kılan en karmaşık alanlardan biridir.
Türkiye’de Türk mitolojisi çalışmaları, uzun süre filolojik metin çözümlemeleri, tarihsel kaynak taramaları ve etnografik alan araştırmaları kıskacında şekillenmiştir. Wilhelm Radloff, Grigori Potanin ve Andrey Anohin gibi Rus ekolünün derlemeleriyle başlayan, Cumhuriyet sonrasında Abdülkadir İnan’ın tarihsel-etnografik yaklaşımlarıyla yerlileşen ve Bahaeddin Ögel’in anıtsal külliyatıyla filolojik-kültürel bir zirveye ulaşan bu saha, genellikle “yazılı ve sözlü metin” merkezli bir eksende yürütülmüştür. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Mitolojisinin ABC’si adlı eseri, bu geleneksel akademik birikimden yararlanmakla birlikte, sanat tarihi, ikonografi ve görsel malzemeyi merkeze alan farklı bir bakış açısı ortaya koymaktadır.
Bu incelemenin amacı, Yaşar Çoruhlu’nun Türk Mitolojisinin ABC’si adlı eserini yapısal, içeriksel ve yöntemsel yönleriyle değerlendirmek ve Türk mitolojisi araştırmalarındaki yerine ilişkin bazı gözlemler ortaya koymaktır. Bu doğrultuda eserin ikonografik yaklaşımı, Fuad Köprülü, Emel Esin ve Fuzuli Bayat gibi araştırmacıların görüşleriyle ilişkilendirilerek ele alınacak; eserin literatüre katkıları ve bazı sınırlılıkları üzerinde durulacaktır.
Bu doğrultuda, eserdeki ikonografik yaklaşım çeşitli araştırmacıların görüşleriyle ilişkilendirilerek eser hakkında akademik bir değerlendirme yapılacaktır. Fuad Köprülü’nün tarihsel-sosyolojik süreklilik tezi, Emel Esin’in kozmolojik sanat tarihi analizleri ve Fuzuli Bayat’ın sistemsel mitoloji teorisiyle ilişkilendirilecek; güncellenmiş kaynakça ışığında edindiğim izlenimler kamuoyuyla paylaşılacaktır.
1. Yöntembilimsel Yaklaşım ve Eserin Ayırıcı Nitelikleri
1.1. Metin Merkezli Yaklaşımdan Görsel-İkonografik Yaklaşıma Geçiş
Yaşar Çoruhlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü bünyesinde uzun yıllar yürüttüğü akademik çalışmaların ve derslerin birikimiyle bu eseri inşa etmiştir. Eserin önsözünde bizzat müellif tarafından ortaya konan metodolojik manifesto, kitabın yapısal omurgasını anlamak adına kritiktir: “Ancak burada, konuyu bir tarihçi, sosyolog ya da etnolog gözüyle değil, bir sanat tarihçisinin bakış açısıyla ele almamız ayrıca sözü edilmesi gereken bir yenilik olarak ele alınabilir.” Bu ifade, Türk mitolojisi çalışmalarında sanat tarihi merkezli bir bakış açısının önemini vurgulaması bakımından dikkat çekicidir.
Geleneksel mitoloji araştırmaları destan metinleri, şaman duaları veya yabancı (Çin, Arap, Süryani, Bizans) kroniklerin satır aralarında mitolojik unsurları ararken; Çoruhlu, mitosun somutlaştığı, plastik bir forma büründüğü arkeolojik malzemeyi, kurgan buluntularını, kaya resimlerini (petroglyph), dikilitaşları, minyatürleri ve halı-kilim motiflerini merkeze alır. Çoruhlu, mitolojik unsurların yalnızca sözlü ve yazılı anlatılarda değil; sanat eserleri, mimari yapılar ve çeşitli maddi kültür unsurları aracılığıyla da izlenebileceğini göstermektedir.
Dolayısıyla, Hun dönemine ait Pazırık Kurganı’ndan çıkan bir eyer örtüsündeki hayvan mücadelesi sahnesi, sadece bir tezyinat (süsleme) öğesi değil; evrenin dikotomik yapısını (hayat-ölüm, aydınlık-karanlık, yer-gök) anlatan görsel bir mit metnidir. Müellif bu kuramsal zemini, literatürdeki diğer başucu eserleri olan Erken Devir Türk Sanatı ve Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi çalışmalarıyla da destekleyerek plastik biçimlerin kozmolojik arka planını tahkim etmiştir. Bu bağlamda Çoruhlu, tasvirlerin biçimsel çözümlemesini inanç dünyasının kodlarıyla birleştirerek Türk sanat tarihi ve mitoloji araştırmalarının birlikte değerlendirilmesine katkı sağlayan bir yaklaşım ortaya koymuştur.
1.2. Disiplinlerarasılık ve Dinler Tarihi Kuramlarının Adaptasyonu
Eser, her ne kadar “ABC” alt başlığıyla genel okuyucuya hitap eden şematik bir el kitabı algısı yaratsa da, arka planında Mircea Eliade’nin Kutsal ve Dindışı ayrımı ve Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı çalışmasında temellendirdiği “monomit” kuramı gibi dinler tarihi ve antropoloji kuramlarının izlerini taşır.
Çoruhlu, evrensel mitoloji kuramlarını körü körüne Türk malzemesine dayatmak yerine, Türk bozkır kültürünün kendine has dinamiklerini (göçebelik, atlı-bozkır yaşantısı, yarı-yerleşik nizam) göz önünde bulundurarak esnek bir adaptasyon geliştirir. Kitabın sistemli yapısı, Türk mitolojisini kronolojik ve dinsel coğrafyalara göre bölerek inceler. Bu durum, dağınık haldeki malzemeyi disipline etmek adına pedagojik ve akademik bir başarıdır. Yazar filoloji, arkeoloji, etnologya ve sanat tarihini tek bir potada eriterek disiplinlerarası çalışmanın erken ve başarılı bir örneğini sunmaktadır.
2. Eserin Yapısal ve İçeriksel Analizi
Eser üç ana kozmolojik daire (Şamanist/Eski Türk Dini, Budist ve Maniheist) ve bir ek bölüm (Türk Hayvan Takvimi) üzerinden yapılandırılmıştır. Bu bölümlenme, Türk kültür dünyasının uğradığı inançsal transformasyonları ve bu transformasyonların sanatsal üsluplara nasıl yansıdığını izlemek adına işlevseldir.
2.1. Şamanist Mitoloji ve Gök Dini Çerçevesi
Çoruhlu, eserin en geniş kısmını “Eski Türk Dini Mitolojisi” başlığı altında Şamanist unsurlara ayırmıştır. Yazar, Şamanizmi müstakil, katı bir din olmaktan ziyade, Gök Tanrı inanç sistemi etrafında şekillenmiş, büyüsel ve ritüelistik bir pratikler bütünü (bir kült) olarak konumlandırır. Bu bölümdeki yapısal tasnif üç katmanlı evren modeline dayanır:
• Üst Dünya (Gök) ve İyilikçil Ruhlar: Kozmosun en üst katmanında soyut, mekândan münezzeh ve mutlak yaratıcı güç olan Gök Tanrı yer alır. Ancak mitolojik anlatıların somutlaşabilmesi için bu soyut güç, alt mitolojik figürlerle (Ülgen ve yedi oğlu/kızı) ilişkilendirilir. Çoruhlu, Ülgen figürünü incelerken onun ak giysiler içinde tasvir edilişini ve aydınlık dünyasını sanat tarihindeki “gök tasvirleri” ile temellendirir. Ülgen’in oğullarından biri olan Kara Kuş (kartal) motifini ele alışı, kitabın metodolojik gücünü gösterir: Kartal, Altay şamanizminde göksel bir habercidir; Çoruhlu bu soyut anlatıyı alır ve Hun kurganlarındaki altın kartal aplikelerinden Selçuklu çift başlı kartal kabartmalarına kadar uzanan zincirleme bir ikonografik süreklilik hattına yerleştirir.
• Orta Dünya (Yeryüzü) ve Yer-Su (Yersu) Kültleri: İnsanların yaşadığı, kutsal dağların, nehirlerin, ağaçların ve orman ielerinin (koruyucu ruhlar) bulunduğu alandır. Çoruhlu, Türklerin doğayla kurduğu ontolojik bağı bu kültler üzerinden açıklar. Özellikle Dünya Ağacı (Hayat Ağacı/Bayterek) mitosu, evrenin üç katmanını (gök-yer-yeraltı) birbirine bağlayan dikey eksen (axis mundi) olarak sunulur. Yazar, bu ağaç motifinin Türk halı dokuma sanatında, mezar taşlarında ve Uygur fresklerindeki biçimsel yansımalarını morfolojik olarak inceler. Ağaçtan türeme ve hayvandan türeme (Asena/Kurt miti) efsaneleri, bozkır insanının tabiatla soy kütüksel bir akrabalık kurma arzusunun sanatsal tezahürleri olarak okunur.
• Alt Dünya (Yeraltı) ve Şer Güçler: Yeraltı dünyasının hâkimi Erlik Han ve onun karanlık ordusudur. Erlik, insanlığın günah işlemesine sebep olan, kötülüğü temsil eden ama aynı zamanda kozmik dengenin sağlanması için varlığı zorunlu olan bir ktonik (yeraltı) figürdür. Çoruhlu, Erlik’in tasvirlerindeki canavarvari hatları (kara gözler, domuz dişleri, yılan bıyıklar) bozkır hayvan üslubunun fantastik ve yırtıcı ögeleriyle bağdaştırır.
• Umay Ana İkonografisi: Eserde Türk mitolojisinin az sayıdaki dişil figürlerinden biri olan Umay Ana’ya özel bir yer ayrılmıştır. Çocukların ve hamile kadınların koruyucusu olan Umay, Orhun Yazıtları’nda bilge hatunlarla eş değer tutulur. Çoruhlu, Umay’ın soyut bir bereket iyesi olmaktan çıkıp plastik sanatta nasıl form bulduğunu, Taraz bölgesinde bulunan taş heykellerdeki kuş kanatlı, üç köşeli taç giymiş kadın figürleri üzerinden ispatlamaya çalışır.
2.2. Budist ve Maniheist Mitoloji Daireleri: Uygur Sentezi
Kitabın ikinci ve üçüncü bölümleri, Türk mitoloji çalışmalarında genellikle “ihmal edilen” veya “asli unsur sayılmayan” Budist ve Maniheist dönem mitolojilerine ayrılmıştır. Bahaeddin Ögel’in daha çok Göktürk ve Altay-Saha dönemi sözlü anlatılarına odaklanan hacimli çalışmasına karşın, Çoruhlu’nun Uygur dönemi yazılı metinleri ve Turfan, Hoço, Bezeklik vahanlarındaki duvar resimleri (freskler) üzerinden bu iki dini daireyi esere dahil etmesi ufuk açıcıdır.
• Budist Mitoloji: Uygurların Budizm’i kabulüyle birlikte, Sanskritçe ve Çince Budist jatakalar (Buda’nın hayat hikâyeleri) Eski Uygur Türkçesine tercüme edilmiştir. Ancak Çoruhlu’nun tespiti nettir: Türkler, Buda mitolojisini aynen kopyalamamış, kendi egemenlik ve cihan hâkimiyeti mefkûreleriyle birleştirerek “Çakravartin” (Evrensel Hükümdar) mitini yaratmışlardır. Kalyanamkara ve Papamkara (İyi Düşünceli Prens ile Kötü Düşünceli Prens) hikâyesi gibi metinler, Uygur minyatür sanatı eşliğinde tahlil edilir.
• Maniheist Mitoloji: 762 yılında Bögü Kağan’ın Mani dinini resmi devlet dini ilan etmesiyle Türk kültür dünyasında köklü bir kırılma yaşanmıştır. Eserlerde, Maniheizm’in düalist yapısı (Işık ve Karanlık, Ruh ve Madde savaşı) incelenir Çoruhlu, Maniheist kozmolojideki “Gök çarkını çeviren ejderha” sembolizmini, Türk ikonografisindeki burçlar kuşağı ve zaman döngüsü tasvirleriyle ilişkilendirir. Maniheizm’in getirdiği hayvansal gıda yeme yasağı, savaşçı bozkır mitolojisini zayıflatmış görünse de, sanatın, kitap çoğaltma (fresk ve minyatür) tekniklerinin ve soyut mitolojik tefekkürün gelişmesinde muazzam bir sıçrama yaratmıştır.
3. Teorik ve Yöntemsel Genişletme: Farklı Ekollerin Perspektifinden Bir Analiz
Yaşar Çoruhlu’nun Türk Mitolojisinin ABC’si eserinde ortaya koyduğu bu kıymetli çerçeve, Türk bilim dünyasının diğer kurucu figürlerinin kuramlarıyla yan yana getirildiğinde, akademik ağırlığı çok daha belirgin hale gelen ve tahkim edilmesi gereken bir yapıya kavuşur.
3.1. Fuad Köprülü’nün Tarihsel-Sosyolojik Süreklilik Tezi ve Senkretizm
Türk akademik tarihçiliğinin kurucusu Mehmed Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar ve Türk Dini Tarihi adlı çalışmalarında, din ve kültür değiştirme süreçlerinin göründüğü kadar ani ve keskin olmadığını, eski inanç yapılarının yeni inançlar içinde gizlenerek varlığını sürdürdüğünü (senkretizm) metodolojik bir ilke olarak ortaya koymuştur. Köprülü’ye göre, Orta Asya’daki şaman (kam/baksı), İslamlaşma sürecinde “ata”, “baba” ya da “eren” figürüne (Ahmet Yesevî, Barak Baba vb.) evrilmiştir; eski mitolojik kültler ise tasavvufi menakıbnamelerin satır aralarında mucizeler ve kerametler formunda yaşamaya devam etmiştir.
Çoruhlu’nun eserindeki Budist ve Maniheist daire incelemeleri, Köprülü’nün bu süreklilik ve senkretizm tezi için görsel birer kanıt niteliğindedir. Uygur Türkünün Budist duvar resminde Buda’nın etrafına yerleştirdiği Türk tipli alp tasvirleri veya göksel hükümdar sembolleri, köklü bir kültürel kalıbın yeni bir dinsel form içinde kendini yeniden üretmesidir. Çoruhlu’nun plastik malzeme üzerinden kurduğu bu köprü, Köprülü’nün metinler ve sosyal kurumlar üzerinden kurduğu tarihsel süreklilik köprüsüyle kusursuz bir biçimde eklemlenmektedir.
3.2. Emel Esin’in Kozmolojik ve Formel Sanat Tarihi Analizleri
Çoruhlu’nun yöntem olarak en çok yaklaştığı, esinlendiği ve referans verdiği isimlerin başında hiç şüphesiz Emel Esin gelmektedir. Esin, İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giriş ve Türk Kozmolojisine Giriş adlı anıtsal çalışmalarında, Türk sanatının formel gelişimini tamamen evren tasavvurları ve mitolojik kozmoloji üzerine temellendirmiştir. Esin; Türklerin yönlere atfettiği renklerden çadır mimarisinin kubbe formunun gökyüzünü taklit etmesine kadar her sanatsal çıktıyı kozmik bir simge olarak okumuştur.
Çoruhlu, Türk Mitolojisinin ABC’sinde, Emel Esin’in bu yoğun, ağdalı ve oldukça girift kozmolojik analizlerini daha rafine, tasnifçi ve anlaşılır bir dizgeye oturtmuştur. Örneğin, kitapta ele alınan “Türk Hayvan Takvimi” bölümü, Esin’in zaman ve mekân kozmolojisi teorilerinin somut birer uygulaması gibidir. On iki hayvanlı takvim, sadece bir zaman ölçme aracı değil; her yıla atfedilen mitolojik karakterler, uğurlar, uğursuzluklar ve o yılların sanatsal sembolizmleriyle örülü komple bir dünya görüşüdür.
3.3. Fuzuli Bayat’ın Yapısalcı ve Sistemsel Mitoloji Teorisi
Çağdaş mitoloji araştırmacılarından Fuzuli Bayat, Türk Mitolojik Sistemi I ve Türk Mitolojik Sistemi II adlı eserlerinde Türk mitolojisine yapısalcı (structuralist) bir eleştiri getirir. Bayat’a göre Türk mitolojisi, Batı (Yunan-Roma) mitolojileri gibi baştan sona yazılmış, tanrılar panteonu kesin hatlarla belirlenmiş homojen bir metin değildir. Türk mitolojisi parçalıdır, göç yolları boyunca dağılmıştır ve epikleşerek destanların içine gömülmüştür. Dolayısıyla yapılması gereken, bu parçaları alıp işlevsel bağlamlarına göre “sistemsel” olarak yeniden inşa etmektir (rekonstrüksiyon).
Bayat’ın ortak kuramsal çerçeveyi besleyen “Kutsal Dişi-Mitolojik Ana ve Umay Paradigması”, Çoruhlu’nun Umay Ana ikonografisini çözümleme biçimiyle derin bir paralellik gösterir. Çoruhlu’nun çalışması, Bayat’ın bahsettiği bu rekonstrüksiyon ihtiyacına yapısal ve görsel bir cevap niteliğindedir. Eser, dağınık haldeki Şamanist, Budist ve Maniheist mitleri parça tesirli anlatılar olmaktan çıkarıp, her birini kendi dinsel-kozmolojik sistemi içinde anlamlandıran işlevsel kompartımanlara ayırır.
Çoruhlu’nun tasnif mantığı, mitolojinin kaotik bir masallar yığını değil, yapısal bir mantığı olan semboller sistemi olduğunu kanıtlar. Ayrıca Bayat’ın Anahatlarıyla Türk Şamanizmi eserinde vurguladığı vecid ve ritüel süreçleri, Çoruhlu’nun şaman giysileri ve davulları üzerindeki çizimsel analizleriyle morfolojik olarak adeta bütünleşmektedir.
4. Eserin Kaynakça ve Literatür Açısından Değerlendirilmesi
Çoruhlu’nun çalışmasının bibliyografik altyapısı, Cumhuriyet dönemi Türk mitolojisi çalışmalarının, tarih yazımının ve uluslararası Türkoloji literatürünün nitelikli bir sentezidir. Yazarın faydalandığı kaynak gruplarını şu şekilde genişleterek kategorize etmek mümkündür:
4.1. Kurucu Yerli Literatür ve Tarih Yazımı
Müellif, Abdülkadir İnan’ın Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar adlı eserindeki etnografik malzemeyi, şaman dualarını ve ayin betimlemelerini sıklıkla kullanır. Bahaeddin Ögel’in Türk Mitolojisi I ve Türk Mitolojisi II adlı iki ciltlik dev eseri ise Çoruhlu için hem bir hareket noktası hem de aşılması gereken (özellikle sanatsal verilerle tahkim edilerek) bir referans metindir. Ögel’in Türk Kültür Tarihine Giriş II çalışması da maddi kültür unsurlarının mitolojik arka planını besler.
Ayrıca İbrahim Kafesoğlu’nun Türk Milli Kültürü adlı eseri, bozkır toplumunun sosyal yapısı, devlet felsefesi ve hukuki nizamı hususunda Çoruhlu’nun tarihsel zeminini sağlamlaştırır. Ahmet Taşağıl’ın Göktürkler I çalışması ise siyasi ve coğrafi verilerin, özellikle Göktürk soy kütüklerinin ve türeme mitlerinin ilk el kaynaklar (Çin yıllıkları) üzerinden doğrulanmasında kritik bir rol oynar. İslamiyet öncesi mitlerin sonraki tasavvufi dönemlere taşınması bahsinde ise Ahmet Yaşar Ocak’ın Bektaşi Menâkıbnâmelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri (güncel baskısı Alevi Ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri) çalışması arka plan teorisini besleyen en önemli kaynaktır.
4.2. Yabancı Türkoloji ve Dinler Tarihi Ekolü
Eserde, Fransız Türkoloji ekolünün kurucularından Jean-Paul Roux’nun Türklerin ve Moğolların Eski Dini adlı eseri ile sinolog Wolfram Eberhard’ın Çin’in Şimal Komşuları adlı çalışmaları, bozkır kültürünün dış kaynaklar üzerinden kontrol edilmesinde temel dayanaklardır. Ayrıca Sibirya ve Altay kavimleri üzerine çalışan Uno Harva’nın Altay Panteonu: Mitler, Ritüeller, İnançlar adlı anıtsal çalışması, yeryüzü ve yeraltı ruhlarının tasnifinde eserin etnografik ve dinler tarihi derinliğini garantiler.
4.3. Sanat Tarihi Literatürü
Müellif, başta Emel Esin olmak üzere, Türk sanatına dair monografileri ve malzeme çalışmalarını kılavuz edinerek yazılı mitoloji verilerini arkeolojik-görsel kanıtlarla doğrular. Bu durum, kaynakçanın sadece soyut inanç tarihi ile sınırlı kalmayıp somut nesne dünyası ve sanat tarihi kütüphanesiyle tam anlamıyla entegre olmasını sağlamıştır.
5. Eleştirel Değerlendirme ve Eserin Sınırları
Her klasik eser gibi, Türk Mitolojisinin ABC’si de kendi dönemi ve hacmi bağlamında bazı metodolojik sınırlılıklara ve eleştiriye açık yönlere sahiptir:
5.1. Hacim ve Derinlik Paradoksu
Eserin “ABC” serisi (popüler/giriş düzeyi el kitabı) içinde yayınlanmış olması, yazarın birçok derinlikli konuyu (örneğin Maniheist kozmolojideki karmaşık ışık-karanlık dualizmini veya Budist felsefedeki boşluk kavramının Türk mitolojisindeki karşılığını) oldukça kısa ve şematik geçmesine neden olmuştur. Popüler bir monografi hacminde tartışılabilecek konular, yer yer ansiklopedik birer madde özetine dönüşmüştür.
5.2. Coğrafi ve Kronolojik Kopukluklar

Çalışmanın kapsamı ağırlıklı olarak Altay-Saha ve Uygur çevresindeki mitolojik malzemeye odaklanmaktadır. Bu nedenle Oğuz-Türkmen mitolojik dairesi, Dede Korkut anlatıları ve Anadolu sahasındaki bazı mitolojik unsurlar daha sınırlı biçimde ele alınmıştır. Gelecekte yapılacak çalışmaların Batı Türklerine ait mitolojik dönüşümlere daha ayrıntılı biçimde yer vermesi, alan açısından faydalı olabilir.

5.3. Çizimlerin Analitik Çözümlenmesi Sorunu
Eserde yer alan çizgisel görsel reprodüksiyonlar (kaya resimleri, heykel çizimleri) görsel hafıza açısından çok değerlidir. Ancak, bu çizimlerin metin içindeki analitik çözümlenmesi bazen tasvir düzeyinde kalmış; biçimlerin arkasındaki derin toplumsal, dönemsel ve simgesel kökleri tüm boyutlarıyla çıkarma aşamasına tam anlamıyla ulaşılamamıştır. Motif gösterilmiş, mitolojik karşılığı söylenmiş ama o motifin neden o tarihsel momentte o formla üretildiğinin derin estetik tahlili yer yer eksik bırakılmıştır.
Bu noktada Ernst Cassirer’in insanı “sembol üreten varlık” (animal symbolicum) olarak tanımlayan yaklaşımı hatırlanabilir. Cassirer’e göre mitolojik düşünce, yalnızca bir inanç sistemi değil, insanın dünyayı anlamlandırma biçimlerinden biridir. Bu açıdan değerlendirildiğinde kaya resimleri, kartal tasvirleri, hayat ağacı ya da ejderha motifleri yalnızca belirli bir mitolojik anlatının görsel karşılığı değil; aynı zamanda dönemin insanının evren, zaman, ölüm ve kutsallık hakkındaki düşüncelerinin sembolik ifadeleridir. Çoruhlu’nun çalışması bu sembolleri görünür kılmakta başarılı olsa da, bazı örneklerde bu sembollerin ortaya çıktığı tarihsel ve düşünsel bağlamın daha ayrıntılı biçimde ele alınması, görsel malzemenin yorum gücünü artırabilirdi.
Sonuç
Yaşar Çoruhlu’nun Türk Mitolojisinin ABC’si adlı çalışması, yayınlandığı dönemden bugüne kadar Türk mitolojisi araştırmalarında bir köşe taşı olma özelliğini korumuştur. Eserin en büyük başarısı, Türk mitolojisini sadece “okunan ve dinlenen” arkaik birer masal veya destan ögesi olmaktan çıkarıp; “görülen, dokunulan, taşa kazınan, halıya dokunan ve tapınak duvarına resmedilen” canlı bir görsel kültür ve estetik form olarak tescil etmesidir.
Çoruhlu’nun sanat tarihsel yaklaşımı; Fuad Köprülü’nün tarihsel süreklilik ilkesiyle birleştiğinde kökleri derinlere giden bir kültür ağacı, Emel Esin’in kozmolojik yaklaşımlarıyla birleştiğinde estetik bir evren formu ve Fuzuli Bayat’ın yapısalcılığıyla birleştiğinde rasyonel bir mitolojik sistem halini almaktadır. Eser, sunduğu sistematik tasnif ve görsel malzemeye dayalı yaklaşımıyla Türk mitolojisi alanında çalışacak araştırmacılar için önemli başvuru kaynaklarından biri olmayı sürdürmektedir.
Kaynakça
• Bayat, Fuzuli. Anahatlarıyla Türk Şamanizmi. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2006.
• Bayat, Fuzuli. Türk Mitolojik Sistemi I: Ontolojik ve Epistemolojik Bağlamda Türk Mitolojisi. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2007.
• Bayat, Fuzuli. Türk Mitolojik Sistemi II: Kutsal Dişi-Mitolojik Ana, Umay Paradigmasında İlkel Mitolojik Kategoriler. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2007.
• Campbell, Joseph. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu. Çev. Sabri Gürses. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2010.
• Cassirer, Ernst. İnsan Üstüne Bir Deneme. Çev. Necla Arat. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2019.
• Çoruhlu, Yaşar. Türk Mitolojisinin ABC’si. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 1999.
• Çoruhlu, Yaşar. Erken Devir Türk Sanatı. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2007.
• Çoruhlu, Yaşar. Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2014.
• Eberhard, Wolfram. Çin’in Şimal Komşuları. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1996.
• Eliade, Mircea. Kutsal ve Kutsal Dışı. Çev. Ali Berktay. İstanbul: Alfa Yayınları, 2023.
• Esin, Emel. İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giriş. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1978.
• Esin, Emel. Türk Kozmolojisine Giriş. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2001.
• Harva, Uno. Altay Panteonu: Mitler, Ritüeller, İnançlar. Çev. Ömer Suveren. İstanbul: Doğu Kütüphanesi Yayınları, 2014.
• İnan, Abdülkadir. Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar. İstanbul: Altınordu Yayınları, 2020.
• Kafesoğlu, İbrahim. Türk Milli Kültürü. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2014.
• Köprülü, Mehmed Fuad. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. İstanbul: Alfa Yayınları, 2025.
• Ocak, Ahmet Yaşar. Alevi Ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. İstanbul: İletişim Yayınları, 2015
• Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi I-11. İstanbul: Altınordu Yayınları, 2020.
• Ögel, Bahaeddin. Türk Kültür Tarihine Giriş II. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2025.
• Roux, Jean-Paul. Türklerin ve Moğolların Eski Dini. Çev. Aykut Kazancıgil. İstanbul: Dergah Yayınları, 2024.
• Taşağıl, Ahmet. Göktürkler I. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.