Şimdi yükleniyor

Mikhail Krutikhin: İran’ı Kim Havaya Uçuruyor?

iran atom

İran’ın farklı bölgelerinde neredeyse eş zamanlı olarak meydana gelen bir dizi patlama, resmi açıklamalarda öne sürüldüğü gibi münferit kazalar ya da iç karışıklıklar zinciri olmaktan ziyade, koordineli sabotaj eylemlerini andırıyor. İran analisti Mikhail Krutikhin, Tahran üzerindeki ABD baskısının arttığı bir dönemde yaşanan bu gelişmeleri, YouTube’daki The Breakfast Show kanalında değerlendirdi.

Krutikhin’e göre İranlı yetkililerin “gaz patlaması”ndan “kamış yangını”na kadar uzanan açıklamaları teknik incelemelere dayanmıyor. Hatta bazı vakalarda, devlet televizyonunda gösterilen gaz borusunun patlamanın yaşandığı yapıyla bağlantısının dahi olmadığına dikkat çekiyor. Bu durumu dış müdahale ihtimaliyle ilişkilendiren Krutikhin, “Bütün bunların kendiliğinden gerçekleşmiş olma ihtimali yok denecek kadar az,” diyor.

Analiste göre patlamaların zamanlaması da dikkat çekici. Olaylar, bölgede Amerikan askeri varlığının güçlendirildiği bir döneme denk geliyor. Krutikhin, Trump’ın askeri operasyonlara bakışını şu sözlerle özetliyor:
“Trump, uzun süren ve yıpratıcı bir harekât istemez. Irak ya da Afganistan benzeri bir süreci kesinlikle kabul etmez. Hızlı ilerleyen ve zaferle sonuçlanan bir operasyon talep eder. Böylece kamuoyuna kayda değer bir zafer sunabilir. Ancak ordunun bu senaryodan nasıl çıkacağı belirsiz.”

Krutikhin, halihazırda bir ABD uçak gemisi grubunun Basra Körfezi’nde bulunduğunu, medya haberlerine göre ikinci bir grubun da bölgeye doğru ilerlediğini vurguluyor. Ayrıca Washington’un, radyasyon tespiti yapabilen özel uçaklar konuşlandırarak İran’ın nükleer tesislerine yönelik ilgisini açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor.

Olası bir İran saldırısına hazırlık sürerken, bölgesel dengelerde de kayda değer değişimler yaşanıyor. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında üçlü bir ittifak kurulduğuna dair haberler kısa sürede gündemden düştü. Riyad, Ankara’nın bu yapıya dâhil olmadığını açıklayarak yalnızca Pakistan ile işbirliğini sürdüreceğini duyurdu. Daha önce Washington’u İran devlet sistemini çökertmemesi konusunda uyaran Suudi Arabistan’ın, şimdi Tahran’a karşı acil bir saldırı çağrısı yapması dikkat çekiyor.

Krutikhin’e göre bu ani politika değişimi, bölgedeki belirsizliğin ve yaklaşan bir askeri operasyon beklentisinin yansıması. İran’daki patlamalar ise kamuoyunu bu ihtimale alıştırmaya yönelik bir “ısınma süreci” izlenimi veriyor.

İran cephesinde ise savunma hazırlıkları hız kazanmış durumda. Tahran, Rusya ve Çin ile planlanan ortak tatbikatları iptal ederek kendi savunma yapılanmasını güçlendirmeye yöneldi. Geçen yıl yaşanan 12 günlük savaşın ardından İran, çok kademeli bir komuta sistemi kurarak lider kadronun hedef alınmasına dayalı “başsız bırakma” stratejilerini büyük ölçüde etkisiz hale getirdi.

Krutikhin, “İran’ı liderliğinden yoksun bırakmak teorik olarak mümkün olabilir, ancak pratikte son derece zordur,” değerlendirmesinde bulunuyor.

Artan gerilim ortamında, balistik füze rampalarından ve depolarından nükleer tesislere kadar olası hedeflere ilişkin çelişkili senaryolar gündeme geliyor. Ancak Krutikhin’e göre Washington, İran’ın yönetim ve komuta sistemini kısa sürede felç edecek net ve etkili bir saldırı planı henüz oluşturabilmiş değil.

“Durum kelimenin tam anlamıyla saat başı değişiyor,” diyen Krutikhin, şu tespitle sözlerini tamamlıyor:
“Şu ana kadar gördüğümüz şey, hem İran içinde hem de uluslararası alanda kamuoyunu kışkırtmaya ve bir çatışmaya psikolojik zemin hazırlamaya yönelik girişimlerdir.”

Yorum gönder