Metehan Türkmen: TRANS-CASPIAN FORUM 2026’NIN ARDINDAN — WASHINGTON’IN “TRIP” TUZAĞI, DIJITAL SÖMÜRGECILIK VE HAZAR’IN YENI JEOPOLITIK DENKLEMI

Washington’da gerçekleşen 10. Uluslararası Trans-Caspian Forumu nihayet son buldu. Caspian Policy Center (CPC) kürsüsünden akan diplomatik nağmeler, “barış”, “entegrasyon” ve “refah” kelimeleriyle süslenmiş olsa da, forumun satır aralarını titizlikle incelediğimizde, karşımıza Orta Asya ve Kafkasya’yı Atlantik eksenine kalıcı olarak zincirleme planının nihai aşaması çıkıyor.

Daha önce kaleme aldığımız analizin devamı niteliğindeki bu yazıda; foruma online ve fiziki katılan Amerikan elitlerinin, bölge bürokratlarının ve “pazarlamacıların” gerçek ajandalarını, foruma ait somut konuşmalar ve stratejiler ışığında inceleyelim.

“TRIP” Maskesi Altında Jeo-Ekonomik Kuşatma

Trump Rotaları ve Missing Link (Kayıp Halka) Oyunu

Forumun açılışını yapan ve adeta bir yatırım komitesi sunumu edasıyla konuşan Amerikan Yumuşak Güç Aklı, en çok “TRIP” (Trump Route for International Peace and Prosperity / Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası) kavramını parlattı. Kıdemli Danışman Ari Lightstone ve Dışişleri Bakanlığı Barış Misyonları Ofisi Direktörü Venet Chavel’in konuşmalarında itiraf ettikleri üzere; Washington, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasını (8 Ağustos Ortak Deklarasyonu) insani bir gayretle değil, tamamen Zengezur Koridoru’nu (“TRIP” adıyla) ele geçirerek Orta Koridor’un kilit choke-point (boğaz) noktasını kontrol etmek için dizayn etmiş.

Venet Chavel’in ağzından kaçırdığı kilit bir itiraf var: “Eğer linki (bağlantıyı) doğru kurar ama sistemi (yazılımı/kontrolü) yanlış kurgularsak, koridor bir koridor değil, darboğaz (bottleneck) haline gelir.”

Bu ne anlama geliyor? ABD, sadece fiziksel olarak ray döşemek istemiyor. Amerikan Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kuruluşu (DFC) eliyle kurulan “Trip Plus Enterprise Fund” (Trip Plus Girişim Fonu) vasıtasıyla, Ermenistan topraklarındaki 42.5 kilometrelik o kritik demiryolu hattına doğrudan öz sermaye (equity) ortağı oluyor. Yani kuyu başlarına, ray kodlarına ve gümrük yazılımlarına “ortaklık” adı altında el koyuyorlar.

Kritik Mineral Sömürgeciliği

“Tungsten” Operasyonu ve Finansal Kamulaştırma

Forumun öğleden sonraki oturumunda sahne alan Covid-19 ve kritik maden fonlarının gediklisi, Covid-19 Capital Group Küresel Katılım Başkanı Ashley Batty’nin açıklamaları, Hazar’ın doğu yakasına (Kazakistan sahası) yönelik iştahı gözler önüne serdi.

Geçtiğimiz Kasım ayında C5+1 zirvesinde duyurulan ve piyasalarda bomba etkisi yaratan 1.1 milyar dolarlık Tungsten (Volfram) anlaşmasının perde arkası netleşti.

Çin’in küresel üretimde %80 tekel sahibi olduğu Tungsten, Amerikan savunma sanayisinin, füzelerin, mühimmatların ve mikroçip üretim hatlarının can damarı. Kazakistan ise dünyada ikinci büyük rezerve sahip. Ashley Batty, Samruk-Kazyna (Kazakistan Ulusal Madencilik Şirketi) ile yürütülen %70-%30 ortaklıktaki bu devasa operasyonu gururla anlatırken, şirketin çok yakında NASDAQ borsasında “KAZR” (CAS Resources) koduyla halka arz edileceğini müjdeledi.

Madenleri çıkaracak teknik ekibin Vietnam’da (Nui Phao) tecrübe kazanmış bir klik olması tesadüf değildir. Amerika, Kazak toprağındaki volframı alıp doğrudan kendi Ulusal Savunma Stokuna (National Defense Stockpile) ve Pentagon şemsiyeli “Project Vault” deposuna taşımayı hedefliyor. Bunu yaparken de Kazakistan’ın tahkim hukukunu Avustralya modeline (AIFC / İngiliz Ticaret Hukuku) entegre etmesini bir “güvence” olarak kullanıyor.

Dijital Egemenlik mi, Siber Gözetim mi?

Azerbaycan Dijital Gelişim ve Ulaştırma Bakanlığı Danışmanı İda Badalova ve Strategist Network Başkanı Anatoli Modkin’in katıldığı “Dijital Egemenlik ve Endüstriyel Yapay Zeka” paneli, yazılım dünyasındaki Truva atını ifşa etti. Pace Group’tan Luca Kervalesi gibi lojistik aktörler, “Hâlâ 2026 yılındayız ama Orta Asya’da evraklar elle dolduruluyor, Sovyet dönemi mühürleri (stamps) ve orijinal kağıtlar ülkeden ülkeye postayla gönderiliyor, bu da bizi yavaşlatıyor” diyerek sızlanırken, Amerikan aklı hemen reçeteyi uzatıyor: “Amerikan AI ve Teknoloji Yığınını (Tech Stack) entegre edin.”

Nvidia CEO’sunun sözlerine atıfta bulunan Anatoli Modkin, bölgedeki genç nüfusun (Tacikistan ve Özbekistan’ın genç yazılımcıları) sadece “kod yazan ırgatlar” olmaması gerektiğini savunurken, aslında bölge devletlerine siber bir decoupling (dijital kopuş) dayatıyor. Çin’in Huawei ve ZTE şebekeleri üzerinden sağladığı kredili donanımların ülkeleri “yatırım yapılamaz” hale getirdiğini (Dünya Bankası raporlarına dayanarak) iddia eden Washington stratejisi, bölgeye kendi siber güvenlik çerçevelerini (Cybersecurity frameworks) ve veri elçiliklerini (Data Embassies) dikte ediyor. Amaç, Alat Limanı’ndan (Azerbaycan) Kurık Limanı’na (Kazakistan) kadar kurulacak olan Hazar Geçişli Fiber Optik Kablo Hattı’nın veri akışını Amerikan istihbarat filtrelerinden (NSA uyumlu sistemlerden) geçirmek.

Nükleer Dönüşüm ve Hazar’ın Kuruyan Suları

Eski ABD Enerji Bakan Yardımcısı Mark Menezes ve Kazatomprom Temsilcisi Mirus Kereygazaliyev’in yürüttüğü enerji panelinde, hydrocarbons (petrol/gaz) dünyası ile nükleer dünya aynı masada eritilmeye çalışıldı.

Eski Bakü Liman Müdürü Tali Ziyadov, Hazar Denizi’nin su seviyesinin son 5 yılda dramatik şekilde düştüğünü (Volga Nehri sularının Rusya tarafından tarım için kesilmesi ve Pasifik rüzgarlarının yön değiştirmesiyle Türkmenistan’dan gelen sıcak hava dalgasının buharlaşmayı artırması yüzünden) belirtti. Limanların derinliği 7 metreden 6 metreye düşmüş durumda. Gemiler karaya oturmasın diye çılgınca bir tarama (dredging) faaliyeti yürütülüyor. Lojistik aksarken, Amerika bölgeye SMR (Küçük Modüler Reaktörler) ve hatta “Füzyon Teknolojisi” satmaya çalışıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Shauna Wilson, “FIRST” (Foundational Infrastructure for Responsible Use of SMR Technology) programı kapsamında Ermenistan (2036 hedefli), Kazakistan ve Özbekistan ile nükleer fizibilite anlaşmaları imzaladıklarını, Almatı’da bir SMR simülatör eğitim merkezi kuracaklarını açıkladı. Dünyanın uranyum ihtiyacının %40’ını tek başına karşılayan Kazakistan’ın nükleer referandumu onaylaması, Washington’da iştahla karşılandı. Amerika, uranyumu kütük olarak alıp, SMR teknolojisiyle zenginleştirerek elektrona çevirmek ve siber/fiziki ağları tamamen kendine bağımlı kılmak istiyor.

“Aynı Pastayı Paylaşan Rakipler Değil, Yoldaşlar Olmak” yalanı!

Forumun kapanışında kürsüye çıkan Senatör Steve Danes, Zbigniew Brzezinski’nin o meşhur teorisini hatırlattı:

“Orta Asya bir şarap şişesiyse, Kafkasya onun mantarıdır (cork). Biz bugün o mantarı çıkardık!”

Danes, Orta Asya’yı bir denizaltıya (submarine) benzeterek, Rusya ve Çin arasında sıkışmış bu coğrafyanın tek kurtuluşunun “Amerikan Güveni” (Trust) olduğunu iddia etti. Hatta daha da ileri giderek Soğuk Savaş kalıntısı olan ve bölge ticaretini engelleyen Jackson-Vanik yasasını Amerikan Kongresi’nde tamamen iptal etmek için iki partili (bipartisan) bir çalışma yürüttüklerini müjdeledi.

Şimdi soruyorum: Amerika bu kadar “bonkör” ve “cömert” olmayı neye borçlu?

Ari Lightstone kapanışta ne demişti?

“Amacımız sınırlı bir pastadan büyük pay almak değil, pastayı büyütmek. Rakipler değil, yoldaşlar (companions) olmalıyız.”

Washington’ın pastayı büyütmekten kastı, TDT (Türk Devletleri Teşkilatı) coğrafyasının öz kaynaklarını kendi tekelinde eriterek Çin’e ve Rusya’ya karşı asimetrik bir cephe açmaktır.

Daha önce defaatle savunduğumuz Reçete Aynen Geçerlidir ve Elzemdir:

DFC’nin ve “Trip Plus” fonlarının getirdiği sıcak parayı almalıyız, ama stratejik altyapıların, demiryollarının (Trip rotasının) ve limanların mülkiyet çoğunluğunu (en az %51) TDT ortak fonlarında ve yerel devletlerde tutmalıyız. Amerikalıları sisteme sadece kâr payı alan pasif aktör (limited partner) olarak yazmalıyız.

Luca Kervalesi’nin bahsettiği “kağıt ve mühür” gümrük bürokrasisini kesinlikle dijitalleştirmeliyiz. Ancak bu yazılımı Nvidia’nın ya da Perplexity AI’ın (Tacikistan’ın imzaladığı MOU gibi) insafına bırakmamalıyız. Dijital gümrük koridorunu HAVELSAN, TÜBİTAK ve yerel siber akılla inşa edilen yerli algoritmalarla örmeliyiz. Veriyi Washington bulutunda (cloud) değil, Aşkabat, Taşkent ve Bakü’deki izole sunucularda saklamalıyız.

Hazar’ın kurumasına karşı Rusya’nın Volga politikasına ortak bir TDT diplomatik vetosu koymalıyız.

Gürcistan’ın Poti ve Anaklia limanlarındaki Amerikan/Mars grubu (APM Terminals) mülkiyet hamlelerine karşı, Hazar’daki gemi inşa şantiyelerini (Türkmenbaşı ve Bakü tersanelerini) aktif hale getirerek kendi milli konteyner ve feribot filomuzu (Vessel leasing şebekesini) kurmalıyız.

Özbekistan’ın double-landlocked (çifte karasal) esaretini kıracak olan şey Amerikan SMR reaktörleri değil, TDT’nin ortak lojistik tarifeleridir.

Unutulmasın ki; Washington’da düzenlenen bu 10. yıl forumu, bir barış şarkısı değil, Hazar Havzası’nın kodlarını ele geçirme operasyonunun deklarasyonudur. Sahnede Amerikan elitlerinin sıcak kucaklaşmalarına (Danes’in tabiriyle ‘warm embrace’) aldanmamak gerekir.

Devletlerin dostları yoktur, çıkarları vardır. Ve bizim çıkarımız, Hazar’ın egemenliğini ne Moskova’ya, ne Pekin’e, ne de TRIP maskesi takmış Washington’a teslim etmektir!

Metehan Türkmen

Kafkassam / Aşkabat

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.