Metehan Türkmen: Raşit Övezgeldiyeviç Meredov – Tarihsel Paradigmalar, Kadim Hikmet ve Türk Devlet Aklı Işığında Portre

Meredov’un dış politika mimarisinin merkezinde yer alan Çin ve Rusya arasındaki hassas denge politikası, kökleri Hunlardan Göktürklere kadar uzanan kadim Türk Devlet Aklının en bariz refleksidir. Meredov, Galkınış Sahası’nın devasa gaz rezervlerini Pekin’e açarken Moskova’yı ürkütmemek adına eş zamanlı olarak Rusya ile stratejik programları yürürlükte tutmaktadır. Bu hamle, İslam düşünce dünyasının ve sosyolojinin dehası İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” tespitiyle doğrudan örtüşür. Meredov, coğrafyanın getirdiği bu zorlu kaderi bir prangaya değil, devasa komşuların güçlerini birbirine kırdıran esnek bir diplomasi kalkanına dönüştürmüştür.

Tarihte Bizans ve Pers imparatorlukları arasında sıkışan ama her iki gücü de diplomatik deha ile idare eden tampon devletlerin refleksleri, Meredov’un bu pragmatik arayışının tarihsel bir ikizidir.

Genç stratejistlerin bu hamleden çıkarması gereken en büyük ders şudur: Zorlu koşullardan şikayet etmek acizlerin harcıdır; asıl maharet, mevcut coğrafyanın risklerini büyük güçlerin ihtirasları arasında birer denge unsuruna çevirebilmektir. Kardinal Richelieu’nün

“Devlet söz konusu olduğunda, kalıcı dostluklar değil, kalıcı çıkarlar vardır”

sözü, bu coğrafi kaderi yönetme sanatının seküler formülüdür.

Daimi Tarafsızlık Doktrini, Sır Tutma ve Temkin Sanatı

Türkmenistan’ın Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edilen Daimi Tarafsızlık statüsünü statik bir içe kapanmadan, dinamik bir diplomasi enstrümanına dönüştüren Meredov, aslen Türk Devlet Aklının “ihtiyat ve vakit kollama” düsturunu işletmektedir. Ülkeyi askeri blokların dışında tutan bu strateji, insanlık tarihinde İsviçre Konfederasyonu’nun Napolyon Savaşları sonrasında kazandığı ve Avrupa’nın ortasında bir barış adası olarak kalmasını sağlayan tarafsızlık zırhıyla büyük bir paralellik gösterir. Bu köklü temkinlilik ve devlet sırrına sadakat, Hz. Muhammed’in (s.a.v.)

“İşlerinizin başarıya ulaşması için sırlarınızı saklayarak yardım isteyin”

hadis-i şerifindeki ilahi tavsiyenin, modern uluslararası ilişkiler sahnesindeki diplomatik bir izdüşümüdür.

Meredov’un çeyrek asırlık tasfiyeler çağında hayatta kalması, diline hakim olması ve devletin mahremiyetini ketumiyetle koruması sayesindedir. Siyasi ikbal peşinde koşan gençlerin kulaklarına küpe yapması gereken yegane hakikat, fevri çıkışların ve erken açılan kartların sahibini yok edeceği, sabrın ve vakur bir ketumiyetin ise en sarsılmaz kale olduğudur.

Prusya’yı birleştiren Otto von Bismarck’ın

“Jeopolitikte en büyük deha, büyük güçlerin ihtirasları arasında kendi güvenli limanını inşa edebilmektir”

sözü, bu muazzam ketumiyetin ve tarafsızlık zırhının rasyonel karşılığıdır.

TAPI Projesi ve İpekyolu’nun Jeo-Ekonomik Hafızası

Meredov’un Afganistan, Pakistan ve Hindistan’ı kapsayan TAPI Boru Hattı projesindeki kararlılığı ve istikrarsız coğrafyalardaki tüm yerel aktörlerle yürüttüğü mekik diplomasisi, Türk Devlet Aklının ticari yolları güvence altına alma ve bölgesel huzuru tesis etme vizyonunun modern bir kopyasıdır. Kadim Türk devletleri, İpekyolu’nun güvenliğini sağlamak için ideolojik ayrımları bir kenara bırakarak güzergah üzerindeki her güçle rasyonel anlaşmalar yapmıştır. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında bu hamle, Roma İmparatorluğu’nun Akdeniz’deki ticari entegrasyonu sağlamak adına attığı adımlara ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkık Avrupa’yı sisteme dahil etmek için devreye soktuğu Marshall Planı’nın bölgesel bir versiyonuna benzetilebilir. Winston Churchill’in

“Uzak görüşlü bir siyasetçi, gelecekteki tehlikeleri bugünden birer fırsata dönüştürebilendir”

düsturu Meredov’un bu vizyonunu tamamlar. Devlet yönetiminde ve hayatta büyük iddiaları olan genç nesillere bu hamlenin fısıldadığı öğüt; kriz alanlarından kaçmak yerine, krizin aktörlerini ortak bir ekonomik çıkarda buluşturabilecek vizyoner projeler üretebilmektir.

Türk Devletleri Teşkilatı Karşısındaki İhtiyat

Türkiye açısından en kritik gözlem alanı, Meredov’un Ankara ve Türk Dünyası kurumsal entegrasyonuna karşı mesafeli ve aşamalı yaklaşımıdır. Türkmenistan’ı Türk Devletleri Teşkilatı’na tam üye yapmak yerine gözlemci statüsünde tutması, bir kopukluk değil, bilakis Türk Devlet Aklının “ihtiyat ve realiteye göre hareket etme” stratejisidir. Aktör, Moskova ve Pekin’in hassasiyetlerini doğrudan kaşımadan, Ankara ile ikili düzeyde en derin stratejik ve ticari ortaklıkları sürdürmektedir. Bu durum, antik Yunan dünyasında Atina ile Sparta arasındaki hassas dengeleri ya da erken dönem İslam devletlerinin askeri bir çatışmaya girmeden önce çevre imparatorluklarla imzaladığı geçici barış ve hazırlık dönemlerini anımsatır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikadaki o sarsılmaz düsturu bu duruşu en iyi şekilde anlamlandırır:

“Dış siyaset, iç teşkilat ile mütenasip olmalıdır; hayali ve gücümüzü aşan hedefler peşinde koşmak, devleti felakete sürükler.”

Meredov da devletin mevcut askeri ve ekonomik kapasitesini bilerek, hayali adımlardan kaçınmakta ve realizmin sınırları içinde kalmaktadır. Genç lider adayları için buradan alınacak ders şudur: Hamasetle devlet yönetilmez; idealist hedeflere ulaşmanın yolu, mevcut imkan ve kabiliyetleri rasyonel bir şekilde ölçüp adımları zamana yayarak atmaktan geçer.

Raşit Meredov’un hamleleri analiz edildiğinde, onun Doğu’nun sabrı ile Batı’nın metodolojisini bünyesinde birleştirmiş, tarihsel tecrübeyi modern uluslararası ilişkiler teorileriyle harmanlamış nev-i şahsına münhasır bir aktör olduğu görülür. Türk Devlet Aklının esneklik, sır tutma, dengeleme ve zamana yayma kabiliyetlerini şahsında somutlaştıran bu figür, önümüzdeki süreçte de Orta Asya’nın en kritik virajlarında Türk Devletleri Teşkilatı için hem dikkatle izlenmesi gereken çetin bir müzakereci hem de bölgesel istikrarın sürdürülmesinde vazgeçilmez bir stratejik ortak olmaya devam edecektir. Geleceğin Türk Dünyasını inşa edecek olan genç beyinler için Meredov’un portresi; coğrafyanın sınırlarını akılla genişletmenin, ketumiyetle güç biriktirmenin ve rasyonel diplomasiyle devleti ebed kılmanın canlı bir ders kitabı niteliğindedir.

Metehan Türkmen

Kafkassam/Aşkabat

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.