Azerbaycan medyasının (özellikle devlet destekli platformların) Büyükelçi Serdar Kılıç’a yönelik yaylım ateşi, aslında Güney Kafkasya’daki diplomasi trafiğinin ne kadar bıçak sırtı bir noktaya geldiğini gösteriyor. Türk diplomasisinin “yapıcı” ve “yumuşak” güç unsurlarını kullanarak açmaya çalıştığı kapılar, Bakü cephesinde birer “ulusal güvenlik zafiyeti” veya “ihanet” semantikasıyla okunuyor.
Bakü’nün bu sert tutumunu şu üç kritik katman üzerinden okumak mümkün:
1. Diplomatik Dil ve “Ev Sahibi” Metaforu
Diplomaside “kendini evinde hissetmek” ifadesi normal şartlarda ev sahibi ülkeye bir nezaket gösterisidir ve buzları eritmek için kullanılır. Ancak Oxu.az ve benzeri mecraların bunu bir *ç”aidiyet sapması” olarak sunması, Azerbaycan’ın Ermenistan ile olan barış sürecindeki psikolojik üstünlüğü kaybetmeme isteğinden kaynaklanıyor. Bakü, Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin, Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasından (özellikle Zengezur Koridoru gibi somut kazanımlardan) bağımsız veya ondan daha hızlı ilerlemesine tahammül edemiyor.
2. “Lobi Diplomasisi” vs. “Devlet Çıkarları”
Metinde Kılıç’ın Los Angeles ve Beyrut geçmişine (Ermeni diasporasının en güçlü olduğu merkezler) yapılan vurgu tesadüf değil. Azerbaycan medyası burada bir “Stockholm Sendromu” imasında bulunuyor:
İddia: “Ermenileri tanımak için onlarla yaşadı, ancak şimdi onların tezlerini savunur hale geldi.”
Amaç:Kılıç’ın şahsi itibarını zedeleyerek, onun Erivan ile kurduğu kişisel diyalog kanalının (Rubinyan ile olan iletişim) meşruiyetini Ankara nezdinde tartışmaya açmak.
3. Soykırım Anıtı ve Sembolizm Üzerinden Baskı
Yazıda sözde soykırım anıtına ve yakılan bayrak olayına yapılan atıf, rasyonel diplomasiden ziyade duygusal bir tetiklememekanizmasıdır. Ankara’ya şu mesaj veriliyor: “Siz nezaket gösteriyorsunuz ama karşı taraf sizin kutsallarınıza saldırıyor.” Bu, Türkiye’deki milliyetçi kamuoyunu da hareketlendirerek hükümetin normalleşme sürecindeki manevra alanını daraltmayı hedefleyen bir medya stratejisidir.
Analiz: Bakü Neden Bu Kadar Sert?
Bu kampanya, sadece bir diplomatın sözlerine duyulan tepki değil; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tek millet, iki devlet şiarının dış politika uygulamasındaki öncelik sıralaması çatışmasıdır.
Ankara’nın Bakışı: Bölgesel istikrar için Ermenistan ile ilişkileri rasyonel bir zemine oturtmak, Batı ile ilişkilerde Ermeni kartını zayıflatmak.
Bakü’nün Bakışı: Ermenistan tam anlamıyla teslim olmadan ve tüm şartlar (Zengezur dahil) kabul edilmeden “normalleşme” görüntüsü verilmemeli.
Özetle; Azerbaycan medyası Serdar Kılıç’ı “aşık olmakla” suçlarken aslında Ankara’ya “Erivan ile flört etme, masaya bizimle otur” uyarısı yapıyor. Türkiye’de bu derinlikte analizlerin azlığı düşünüldüğünde, Azerbaycan medyasının bu proaktif (ve yer yer agresif) tutumu, iki ülke arasındaki “koordinasyon” ihtiyacının sanılandan daha karmaşık olduğunu kanıtlıyor.
Lilit Lokmagözyan: Bakü Serdar Kılıç’a niye takıntı yaptın

