Şimdi yükleniyor

İran’a yönelik askeri müdahale neden Trump’ın sonu olur?

İran'a yönelik askeri müdahale neden Trump'ın sonu olur?

ABD’de yapılan anketler, halkın büyük çoğunluğunun İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğunu ortaya koydu.

ABD Başkanı Donald Trump, 2024’teki seçim kampanyasında “bitmeyen savaşları” sona erdireceğini söyledi. ABD’yi Irak ve Afganistan bataklığına sürükleyen eski politikacıları eleştiren Trump savaşın insani ve mali maliyetlerinden bıkmış ABD’li seçmenlere önceliğinin yabancı maceralar değil ABD’nin ulusal çıkarları olacağına söz verdi. Şimdi aynı sosyal tabana sahip Trump, İran’ı askeri bir saldırı ile tehdit ediyor. Bu durumda Trump’ın savaş ekibinin taleplerinin Amerikan kamuoyunun temel taleplerinin aksine olması dikkat çekiyor. ABD’deki son anketler, ülke halkının İran’a karşı savaş seçeneğine şiddetle karşı çıktığını gösteriyor.

Amerikan halkının İran’a karşı savaşa muhalefetinin derinliğini anlamak için geriye bakmak yeterli. Gallup tarafından yapılan bir ankete göre, eski başkan George W. Bush 2003’te Irak’ı işgal ettiğinde, Amerikalıların yüzde 72’si savaşı destekledi. Bush yönetiminin kitle imha silahları ve Saddam’ın tehdidi hakkındaki yaygın propagandası kamuoyunu da beraberinde getirmeyi başardı. Trump şu anda İran’la savaşa girerse ülkesinde çok çalkantılı bir durumla karşı karşya kalabilir. SSRS ve Maryland Üniversitesi tarafından 5-9 Şubat 2026 tarihleri arasında yapılan ankette, Amerikalıların yalnızca yüzde 21’inin İran’a yönelik askeri müdahaleyi desteklediğini ve yüzde 49’unun buna karşı çıktığını gösteriyor. Yüzde 30’unun net bir görüşü yok. Irak Savaşı’nın desteğinin yüzde 72’sine kıyasla, bu rakamlar Amerikan kamuoyunda eşi görülmemiş bir düşüş gösteriyor ve bu da geçmiş savaşların acı hatırasının henüz halkın zihninden silinmediğini gösteriyor.

Son haftalarda yayımlanan kamuoyu yoklamaları, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun İran’a yönelik olası askeri müdahaleyi desteklemediğini ortaya koydu.

Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçiler arasında bile savaş konusunda fikir birliği yok. Aynı ankete göre Cumhuriyetçilerin sadece yüzde 40’ı İran’a yönelik askeri saldırıyı desteklerken, yüzde 25’i karşı çıkıyor ve yüzde 35’i tereddütlü. Bu, Trump tabanının derinden bölünmüş olduğu anlamına geliyor. Cumhuriyetçiler arasında savaşma konusundaki bu isteksizlik, Trump’ın en sadık destekçilerinin bile yeni bir askeri macera için ödeme yapmak istemediklerini gösteriyor.

AP-NORC Kamu Araştırmaları Merkezi’nin 19–23 Şubat 2026 tarihleri arasında yaptığı anket, ABD’li yetişkinlerin yaklaşık yarısının (%48) İran’ın nükleer programını ciddi bir tehdit olarak gördüğünü; ancak yalnızca yüzde 30’unun Donald Trump’ın askeri güç kullanma konusundaki yargısına “güvendiğini” bildiriyor. Katılımcıların yarısından fazlası ise Trump’a bu konuda “çok az” ya da “hiç” güvenmediğini belirtmiş durumda.

Parti içi eğilimlerde de dikkat çekici bir bölünme görülüyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 40’ı İran’a askeri müdahaleyi desteklerken, yüzde 25’i karşı çıkıyor, yüzde 35’i kararsız kalıyor. Özellikle 45 yaş altı genç Cumhuriyetçiler arasında güven oranı yalnızca yarıya yakın —bu da partinin geleneksel savaş yanlısı tutumunda kuşaksal bir kırılmayı işaret ediyor. Ekonomist-YouGov araştırmasına göre 30 Ocak–2 Şubat tarihleri arasında ankete katılan Amerikalıların yüzde 48’i İran’a askeri müdahaleye karşı, sadece yüzde 28’i destek veriyor. Böylece ABD toplumunun yüzde 72’si ya karşı ya da kararsız kalarak müdahaleye mesafeli bir duruş sergiliyor.

Quinnipiac Üniversitesi’nin 8–12 Ocak tarihli anketi de benzer tabloyu teyit etti: Katılımcıların yüzde 70’i “ABD, İran işlerine karışmamalı” görüşünde birleşirken, sadece yüzde 18’i açıkça müdahaleden yana tavır aldı.

Siyaset gözlemcilerine göre bu veriler, Amerikan kamuoyunun Ortadoğu’daki askeri müdahalelerden “yorgun” olduğunu ve Trump’ın tabanında bile yeni bir savaş girişimine karşı isteksizlik bulunduğunu gösteriyor. Kamuoyu, İran’ın nükleer faaliyetlerinden endişe duysa da, askeri çözümden ziyade diplomatik yolları tercih ediyor.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti içindeki savaş karşıtı eğilim giderek güçlenirken, “Trump tabanı” olarak bilinen MAGA hareketinin önde gelen isimleri de İran’a yönelik olası bir askeri müdahaleyi açık biçimde reddediyor.

MAGA hareketinin ideologu olarak bilinen Steve Bannon, bu hareketin temel ilkelerinden birinin “bitmeyen savaşlara karşı durmak” olduğunu vurguladı.

Cumhuriyetçi Temsilci Taylor Greene sosyal platform X  üzerinden yaptığı açıklamada,  “Dış savaşlar Amerika’yı sona sürüklüyor, masumları öldürüyor ve ülkeyi iflasa sürüklüyor. Bu bizim savaşımız değil” ifadelerini kullandı.

Turning Point USA’nın kurucusu Charlie Kirk ise Trump’a oy veren gençlerin, onun “yeni bir savaş başlatmayan ilk başkan” olduğuna inandıkları için destek verdiklerini, Amerikan halkının son isteyeceği şeyin yeni bir çatışma olduğunu dile getirdi.

Trump yönetimi iç politikada da ciddi sarsıntılar yaşıyor. ABD Yüksek Mahkemesi, 21 Şubat 2026 tarihli kararla “karşılıklı tarifeler” olarak bilinen geniş korumacı vergileri yasadışı ilan etti. Baş Yargıç John Roberts, Başkan Trump’ın böyle tek taraflı ekonomik önlemler almaya yetkisi olmadığını belirtti.

Bu karar, Trump’ın “sanayiyi tarifelerle canlandırma” vaadini büyük ölçüde geçersiz kıldı ve Kasım 2026’da yapılacak ara seçimler öncesinde ekonomik programına ciddi darbe vurdu.

Economist–YouGov anketine göre 9 Şubat itibarıyla seçmenlerin yüzde 39’u Demokratlara, yalnızca yüzde 31’i Cumhuriyetçilere oy verme eğiliminde.

Polymarket platformu da Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanma şansını yüzde 83 olarak tahmin etti. Trump, Cumhuriyetçileri, partinin Kongre’nin kontrolünü kaybetmesi durumunda görevden alınmasının muhtemel olacağı konusunda uyardı.  Diğer bir ankete göre, Trump’ın genel oranı yüzde 42 seviyesinde.

Analistler, Trump’ın kamuoyu direncine rağmen İran’a askeri operasyon başlatması hâlinde bunun dönüşü olmayan bir kriz yaratacağı konusunda hemfikir. Irak ve Afganistan savaşları örneğinde olduğu gibi, Amerikan kamuoyunun askeri kayıplara tepkisi yüksek.

“Evlerine dönen tabutlar” görüntüleri, geçmişte hükümetleri sarsmıştı. Benzer bir durumun yaşanması hâlinde ara seçimlerde Cumhuriyetçiler ağır yenilgi alabilir, Trump ise kalan iki yılını Demokrat çoğunluklu bir Kongre ve bitmek bilmeyen soruşturma oturumlarıyla geçirebilir.
Tahran yetkilileri son açıklamalarında, herhangi bir saldırının bölgesel savaşa dönüşeceğini ve cevaplarının “hızlı ve caydırıcı” olacağını bildirdi. İran’ın savunma stratejisi, “karşılık verme ve pişman ettirme” ilkesine dayanıyor.

Diplomatik çevreler, Trump’ın bu koşullarda İran’a askeri müdahalesinin hem kendi siyasi geleceğini hem Cumhuriyetçi Parti’nin konumunu riske atacağını belirtiyor.

Yorum gönder