Fuad Safarov: İran “Pers NATO’su” mu kuruyor? Tahran’dan Türkiye’ye yeni hamle: Rusya için tehdit mi?

İran’ın Farsça konuşan ülkeler ve bölgeler arasında bir birlik kurulması yönündeki önerisi, Avrasya’daki güç dengelerini değiştirme potansiyeli taşıyan yeni bir jeopolitik girişim olarak değerlendiriliyor. Henüz siyasi bir taslak niteliğinde olan proje, Tahran’ın Orta Asya’da Türkiye’nin artan etkisine karşı kendi nüfuz alanını oluşturma ve aynı zamanda Moskova ile doğrudan karşı karşıya gelmeden bölgede kalıcı bir konum elde etme arayışına işaret ediyor.

İran Birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, Tacikistan Enerji Bakanı Daler Cuma ile görüşmesinde Farsça konuşulan ülke ve bölgelerin bir araya getirilmesi fikrini gündeme getirdi. Henüz bir tüzük, kesinleşmiş üye listesi veya yol haritası bulunmayan girişim, şimdilik siyasi deklarasyon niteliğinde.

Runees24 haber sitesinde
Analist Nika Balakina, İran’ın bu girişiminin yalnızca ortak kültür ve dil bağlarıyla açıklanamayacağını belirterek, Tahran’ın asıl hedefinin Orta Asya’da bağımsız bir güç merkezi oluşturmak olduğunu ifade ediyor.

İran-Tacikistan ekseni öne çıkıyor

Olası yapılanmanın temelinde İran-Tacikistan ilişkilerinin bulunması bekleniyor. İki ülke arasında binlerce kilometrelik mesafe olsa da ortak dil, edebiyat ve tarihsel miras önemli bir bağ oluşturuyor.

Balakina’ya göre Tacikistan açısından İran’la daha yakın ilişkiler, Rusya, Çin ve Türkiye’nin bölgedeki etkileri arasında denge kurma ve ulusal kimliği güçlendirme imkanı sağlayabilir.

İran açısından ise Tacikistan, Tahran’ın Orta Asya’ya açılmasını sağlayabilecek önemli bir köprü niteliğinde.

Afganistan ve Özbekistan da denklemde

Potansiyel oluşumun Afganistan’ı ve Özbekistan’daki Farsça konuşan toplulukları da kapsayabileceği belirtiliyor.

Afganistan’da Darice’nin yaygın şekilde kullanılması, Özbekistan’ın Semerkant ve Buhara gibi kentlerinde ise Farsça kültürel mirasın güçlü olması, Tahran’ın “ülkeler ve bölgeler” şeklindeki tanımını dikkat çekici hale getiriyor.

Ancak bu yaklaşım aynı zamanda ciddi riskler taşıyor. Özbekistan’ın tarihi şehirlerinin “Farsça konuşulan bölgeler” şeklinde tanımlanması Taşkent’te rahatsızlık yaratabilir. Afganistan’da ise girişim, İran’ın Peştun olmayan bölgelerde nüfuzunu artırma çabası olarak değerlendirilebilir.

Türkiye ile rekabet dikkat çekiyor

İran’ın hamlesi, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya’daki etkisini artırdığı bir döneme denk geliyor.

Ankara’nın son yıllarda eğitim, medya, ulaştırma, ticaret ve savunma alanlarında bölge ülkeleriyle ilişkilerini genişlettiğine dikkat çeken Balakina, İran’ın girişiminin ilk bakışta Türkiye’nin bölgesel açılımına karşı bir cevap olarak görülebileceğini belirtiyor.

Ancak analiste göre Tahran’ın hedefi yalnızca Ankara ile rekabet etmek değil.

Balakina, “Tahran’ın daha iddialı hedefi, Ortadoğu’daki sıkışmış konumunun dışına çıkarak Orta Asya’da bağımsız bir güç merkezi haline gelmek” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu çerçevede Farsça, ideolojik bir hedef olmaktan ziyade bölgesel nüfuz oluşturmak için kullanılabilecek bir araç olarak öne çıkıyor.

Rusya açısından tehditten çok fırsat

İran’ın Farsça konuşan ülkeleri bir araya getirme projesinin Moskova açısından ilk aşamada tehditten çok fırsat oluşturabileceği belirtiliyor.

Rusya ile İran arasında Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrasya Ekonomik Birliği ile ticari ilişkiler ve Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru gibi önemli işbirliği mekanizmaları bulunuyor.

Balakina’ya göre yeni oluşum enerji, ulaştırma ve yatırım gibi alanlarda somut bir yapıya kavuşursa Moskova bu projeleri mevcut entegrasyon mekanizmalarıyla birleştirebilir.

Bu durumda Farsça konuşulan ülkeler etrafında oluşacak yeni yapı, Rusya’nın karşısında bir rakip olmaktan ziyade çok kutuplu Avrasya düzeninin tamamlayıcı unsurlarından biri haline gelebilir.

Ancak Afganistan ve Özbekistan risk taşıyor

Girişimin sorun yaratabileceği başlıca alanların Afganistan ve Özbekistan olduğu belirtiliyor.

Taliban yönetimindeki Afganistan’da Darice geniş bir kesim tarafından konuşulsa da ülkenin siyasi ve toplumsal yapısında Peştun unsurlar belirleyici konumda.

Bu nedenle dışarıdan dil temelinde kurulacak herhangi bir siyasi yapılanmanın Afganistan’daki iç dengeler açısından hassasiyet oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Özbekistan açısından ise Semerkant ve Buhara’nın “Farsça konuşulan bölgeler” kapsamında değerlendirilmesi, İran’ın resmi olarak herhangi bir toprak talebi bulunmasa bile kültürel egemenlik ve toprak bütünlüğü tartışmalarına yol açabilir.

Moskova’nın arabulucu rolü güçlenebilir

Avrasya’da Türkiye, İran ve Çin gibi farklı güç merkezlerinin aynı anda etkilerini artırmasının Rusya açısından hem fırsatlar hem de yeni sorumluluklar yaratabileceğine dikkat çekiliyor.

Balakina, yeni oluşabilecek küçük ittifakların zamanla ekonomik ve siyasi çıkarlarının kesişmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, Moskova’nın bölgede arabulucu rolünü daha fazla üstlenmek zorunda kalabileceğini ifade ediyor.

Rusya açısından temel hedefin, bölgesel rekabetin yıkıcı bir çatışmaya dönüşmesini engellemek ve mevcut entegrasyon platformlarının önemini korumak olduğu belirtiliyor.

Girişimin geleceği nasıl şekillenecek?

İran’ın projesinin Rusya açısından yaratacağı etkinin, oluşumun hangi yönde gelişeceğine bağlı olacağı vurgulanıyor.

Birlik kültür, eğitim, medya ve turizm alanlarıyla sınırlı kalırsa mevcut ilişkilerin tamamlayıcısı olarak kalabilir. Ancak Tahran’ın projeye siyasi ve askeri boyut kazandırması, ticaret güzergahlarını yeniden şekillendirmeye veya bölgedeki askeri varlığını artırmaya çalışması halinde Moskova’nın stratejisini yeniden değerlendirmesi gerekebilir.

Balakina’ya göre şu aşamada Farsça konuşulan ülkeler birliği yalnızca “harita üzerindeki bir taslak” niteliğinde. Ancak bu taslak, İran’ın Orta Asya’ya yönelik stratejisi ve Türkiye’nin bölgede artan etkisi nedeniyle gelecekte Avrasya’nın yeni güç mimarisinin önemli unsurlarından biri haline gelebilir.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.