Şimdi yükleniyor

Fuad Gahramanlı: İran İHA’ları Nahçıvan’ı Neden Vurdu? Üç Değil, Otuz İHA Gelseydi Ne Olurdu?

Fuad gahramanlı

İran İHA’ları Nahçıvan’ı Neden Vurdu? Üç Değil, Otuz İHA Gelseydi Ne Olurdu?
Peki, Azerbaycan’ın Hava Savunma Sistemleri neden bu İHA’lara ateş açmadı?
Dün İran İHA’ları ile Nahçıvan’ın hedef alınmasının amacı neydi; bu provokasyonu planlayanlar neyi başarmak istiyordu? Bu saldırının arkasında duran güçlerin, savaşı İran sınırlarının dışına çıkarıp gerginliğin ölçeğini büyütmeye çalıştıkları açıktır. Bu nedenle, bazı insanların “İran neden Azerbaycan’ı hedef alsın?” sorusu, İran’ın Körfez ülkelerine indirdiği darbeler göz önüne alındığında biraz safça bir yaklaşım gibi görünebilir.
Doğrudur, Azerbaycan Körfez ülkelerinden farklı olarak bu savaşta kimseye destek vermiyor ve ilk günden itibaren kendi topraklarından İran’a karşı askeri amaçlarla yararlanılmasına izin vermeyeceğini bildirdi. Hatta İlham Aliyev’in Hamaney’in ölümüyle ilgili taziye mesajıyla yetinmeyip İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyaretine gitmesi de, açıktır ki kederden ziyade muhtemel tehlikeleri önleme amacı güdüyordu.
Ancak tüm bunlara rağmen, İran İHA’larının Nahçıvan’da görülmesi gerçeği, meselenin arkasındaki asıl sebebi aydınlatmak için tek başına yeterli değil. Çünkü bu tür saldırılardan sonra genellikle askeri-siyasi yönetim, karşı tarafa İHA ya da füzelerin ardından bir uyarı mesajı da iletir. Ancak gördük ki İran ordusu ve Dışişleri Bakanlığı olayı tamamen inkar etmeye çalıştı. Onların sorumluluktan kaçmaya yönelik bu tutumu, İHA’ların Nahçıvan’a İran topraklarından fırlatıldığı gerçeğini reddetmek için bir dayanak oluşturmaz. Peki, o halde İran yönetiminin bu inkarcı tutumu neyi gösteriyor?
Hatırlarsanız üç gün önce Pezeşkiyan, ağır bombardımanlar nedeniyle merkezi yönetimin koordinasyon zorluğu yaşadığını, bu yüzden yerel mülki idarelere bağımsız karar verme yetkisi verildiğini belirtmişti. Aynı şekilde şu anda koordinasyon zorlukları yaşayan İran ordusu da tam anlamıyla merkezi bir şekilde yönetilmiyor. Bu nedenle, uzun yıllar boyunca Azerbaycan’ı “Siyonizmin Kafkasya’daki ana dayanağı” olarak tanıtan SEPAH (Devrim Muhafızları) merkezli propagandanın etkisiyle, herhangi bir generalin veya ayrı bir askeri birliğin, önceden hazırlanmış bir operasyon planındaki “B planı” uyarınca hareket etmiş olması mümkündür. Yani, siyasi yönetimden habersiz, bir öz yönetim (inisiyatif) esasında, alt düzeydeki bir askeri birlik seviyesinde bu iş yapılmış olabilir. Bu sebeple İran devlet yönetimi, başlangıçta haberdar olmadığı bu konuya dair bir açıklama getiremedi.
Şayet bu saldırılar tekrar ederse, o zaman durum değişir ve bunun İran yönetiminin kasıtlı olarak gerçekleştirdiği bir provokasyon olduğu netleşir. Bu nedenle aceleci sonuçlar çıkarmadan, İran’ın Azerbaycan’ın protestolarına vereceği tepkiyi ve önümüzdeki günlerdeki tutumunu beklemek daha doğru olacaktır.
Azerbaycan yönetiminin tepkisine gelince; Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nın tepkileri makul düzeydeydi. Ancak ne yazık ki İlham Aliyev’in tepkisi üslup bakımından doğru ve yeterli sayılamaz. Çünkü mevcut savaş durumunda bile İsrail ve İran yönetimi birbirleri hakkında “şerefsiz”, “alçak”, “nakişi” (mert olmayan) gibi kaba ifadeler kullanmazken, İlham Aliyev’in bu tür ifadelerle meseleye yaklaşması devlet adamlığına ve adabına yakışan bir üslup değildir. Unutmamak gerekir ki, İran ile ilgili savaşın kaderini Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın kullandığı bu ifadeler değil, İsrail ve ABD’nin indirdiği darbeler belirleyecektir.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın temel görevi ise ülkenin toprak bütünlüğünü ve insanların güvenliğini koruyacak kararlı bir duruş sergilemenin yanı sıra, ülkeyi bu çatışmanın dışında tutmaya çalışmak olmalıdır. Zaten İran’da SEPAH yönetiminde kök salmış birçok kişi ve İran’a karşı savaş yürütenlerin bazıları, Azerbaycan’ı bu savaşa dahil etmekte çıkarları olan taraflardır. Böylesine hassas ve tehlikeli bir noktada İlham Aliyev’in bu tür ağır ifadeler üzerine kurduğu konuşması, Azerbaycan’ı savaştan uzak tutmaktan ziyade, zaten gergin olan ortamı daha da kızıştırmaya ve duyguları körüklemeye yönelik görünmektedir. Bu doğru değildir; şu anda temkinli olmak ve zaman kazanmaya çalışmak gerekmektedir.
Son olarak, Nahçıvan’a gelen üç İran İHA’sına ateş açıldığı görülmedi. Azerbaycan yönetimi bunun cevabını vermelidir: Ülkenin hava savunma sistemleri neredeydi, o İHA’lar nasıl havaalanına kadar ulaşabildi? Mesele sadece İran tehlikesi değil, aynı zamanda komşumuzda savaşın sürdüğü bir dönemde hava sahamızın savunmasında böylesine tehlikeli bir açığın ortaya çıkmış olmasıdır. Şimdi hayal edin; 3 değil de 30 İHA gelseydi, o zaman durum nasıl olurdu?

Yorum gönder