Pekin “bir dövlət, iki sistem” konsepsiyasından imtina edir?

Misak-ı Milli ruhu canlanıyor mu?

Ukrayna’dan Rusya’ya diplomat misillemesi

Вот и закончилась благодатная ночь Бараат

Ermentay SULTANMURAT: Biz Göktürkler Göklerde Kaybolacak Mıyız?

Gündem 15 Mart 2021
96

“Biz, Türk Halkları, bir bütün ve ortak Türk Kökenlere sahip Süperetnosuz”
“Bizim adımız eskiden beri Türk’tür. Bu ad dünyanın hükümdarı olan halkın adı olup, kutsi anlam taşımaktadır. Bu ad değiştirilirse biz ruhumuzu kaybederiz. “Türki” ve “Türkdilli” anti-Türk kampanyasının bir parçası olarak oluşturulan takma adlardır .”

Eşsiz manevi ve maddi değerlerin sahibi, dünyaların hükümdarı, insanlığa uygarlığı bahşeden Türk Süperetnosu bugünlerde göklere gidiyorlar. Hem de maskaralıkla.
…Kıtaları birleştirerek halkları kalkındırmamız, onların bize düşman kesilmesine neden olmuştur. Adaletin savunucusu olan bizlere müslümanları kışkırtmışlar ve haçlı seferler düzenlemişlerdir. Bizleri de, şöhret, zenginlik, hakimiyet ve diğerlerinden üstün olma hırsı, ilkel egoizm içeriden kemirerek parçalamaktadır.
Biz de bizi Türk yapan ruhumuzu teslim ederek, tüm bu pisliklerin altında Çin seddinden Batıya kadar her geçen an kendimizi biraz daha kaybederek uzanmış yatıryoruz.
Bizim çöküşümüz Osmanlı kardeşlerimizin iç cepheyi unutarak ileriye doğru atıldığı zamanlarda başlamıştır. İç cephede kalanlar ise Avrasya’da “köy” sınırlarını aşamayan “büyük hayalleri” için mücadele vermiştir. Sonucunda Altınordalılar kendi celladını yüceltmiş ve onun kurbanlarına dönüşmüştür.
Büyük Atatürk’ün de öngördüğü gibi iç cephedekilere bağımsızlığına kavuştu. Ama bunu uyanıklar sahiplenerek, Türkleri birleştirmeye yönelik rengarenk oyunlarıyla Türkleri eğlendirerek, dikkatlerini başka yerlere yönlendirerek, sakinleştirerek TÜDEV, TDEV, DTA, DTGB ve diğer vatansever kuruluşların çalışmaların engellemiştir. Ama bunun bir blöf olduğu kardeş Azerbaycan’ın zafer kazandığı Vatan Savaşında ispatlanmıştır. Birçokları bunu anlayarak DTA başkanlığında Türk Devletleri Birliğinin kurulmasını da teklif etmişlerdi.
Biz otuz yılımızı böyle kaybettik. Ayı güç ve hıncını geri almış, Orta Asya ise sahip olduğu her şeyi kaybederek, çalışma yetisini unutarak Çin’in mal ve finans hakimiyetini kabul ederek ejderhanın ağzına kendisi atmıştır.
Belli ki, her iki yırtıcı da diğer halkların ve özellikle de Türkleri ruhsuzlandırmak niyetindedir. Amaçlarına ulaşmaları için de az kaldı. Bundan sonra da sınırlar kalkacak Eski ve Yeni dünyanın Çinleşmesi başlayacaktır. Ayı ise boşluk içinde kendi hırslarına avunarak ve Çin fırtınasının içinde yok olup gidecektir.
Böyle trajik sonu önlemek amacıyla Türklere, Rus ve Farsların da katılımıyla Çin tayfununa karşı savunma kemerinin oluşturması gerekmektedir. Maalesef, ayı kendi yatağından ötesini düşünemez olup, kendi Gumilev’inin öngörüsünden daha ziyade Ermeni süflörünün saçmalıkları daha tatlıdır onun için.
Bu, seferberlik edilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu işi sadace Türkler başlatabilir, tabi, eğer, birleştirici ruhu tamamen silinmemiş ise eğer. Sert saldırılar ve Beşinci Kolon kaçınılmaz. Kurbanlar da olabilir. Ama buna rağmen mücadele verilmelidir.
Aksi takdirde öleceğiz, ama omuz omuza verirsek, kendimizi de tüm Dünyayı da kurtarabiliriz.

ÖNERİLER:
1. Çin-Rus tandemi kendi çıkarlarına göre dünyanın yapısını tamamen değiştirmeyi amaçladığındaın, bu tehlikeye karşı bir Dünya Demokratik Cephesinin oluşturulmasını ÖNERİYORUM:

– Çin tayfununa karşı Batı Alyansının da katılımıyla Avrasya Kemeri oluşturulmalıdır;

– Rus ve Çin İmparatorluklarının diğer halkara asırlardır devam ettirdikleri soykırımı tanınmalı ve yargılanmalı, uluslararası kuruluşların vasıtasıyla halkların özgürlüğe kavuşması sağlanmalı;

– Üretim yerlerinde Ekonomik Özyönetimin Demokratik Sistemi ve ABD ESOP tipli Ekonominin Çift Faktörlü Modelinin her yerde desteklenmesiyle dünyayı Çin ürünlerine olan bağımlılığından kurtarmalı ve özellikle ilçe kapsamındaki sosyal ve ekonomik komplekslerde uygulanmalıdır. Bu, her yerde kaliteli ve ucuz ürünlerin üretilmesini sağlayacaktır.
Dünya Türkleri Asamblesi söz konusu önerinin uygulanması için bir çalışma yürütmüş ve somut sonuçları ortaya koymuş bulunmaktadır.
2. Avrasya İstikrar Kemerinin ekonomik temeli olarak AB örneğinde Türk Devletler Birliği kurulmalıdır. Bu demokratik dünya için Türkiye’yi daha cazibeli yapacaktır. Aynı zamanda DTA tarafından derlenerek hazırlanan Ortak Türk Dili kullanılmalıdır. Bu ise süreçte her Türk insanının entelektüel ve uzmanalık açısından gelişmesini sağlayacaktır.

3. Türkiye’nin başkanlığında Hazarın’ın doğu sahillerinde Türk Halklarının Özel Ekonomik Bölgesi oluşturulmalıdır. Bu, Türk halkların ekonomik birliğini, Osmanlıların Turana dönmesini, Ekonomik Öz Yönetim Demokratik Sistemi ve Ekonominin Çift Faktörlü Modelinin vasıtasıyla Türk toplumsal kalkınmanın ekonomik temelinin oluşmasını, Göktürkler ülkesinde toplumsal refahı – topyekun huzuru, gök ve toprak birliğini sağlayacaktır.

4. Türk mentalitesine ve Türk superetnosunun her halkına uygun Türk Toplumsal Kalkınma modeline geçiş yapılmalıdır.

4.1. Bu modelde ülke Ali ve Yerel Yönetim seviyelerindeki Kurultaylar vasıtasıyla yönetilir.
Batı Sisteminde iktidar, çoğunluğunun şahsi çıkarlarına üstünlük veren vatandaşlar tarafından seçilir. Çoğulun çıkarları ise çoğu zaman ulus milletin köklü çıkarlarıyla örtüşmemektedir. Bundan dolayı seçilen iktidar ülke yönetiminde ulus milletin çıkarlarına rağmen çoğulun istek ve taleplerine öncelik tanımak zorunda kalmaktadır. Bu durumda, iktidar ulus milletin çıkarlarına uygun “doğru hamleler” yapmak istese bile, yaklaşmakta olan seçimde oy kaybına uğramamak için bunu yapamamaktadır.
Bu ise gelişmeyi engelleyerek iktidar değişiminde zigzaklaşmaya ve bazen de birbirini ters tepmesine neden olmaktadır.
Böylelikle, ulus milletin kaderini çoğunluk belirlemekte, ulus milletin tüm potansiyelinin açılımını ve garantili geleceğin elde edilmesini engellemektedir. Bundan dolayı, ferasetli ve öngörülü insanlar, seçim sonuçlarına göre azınlık hale dönüşmektedirler. Devlet yönetiminde onların görüşleri dikkate alınmamaktadır. Zira, seçim sayıyla kazanılmaktadır, değersel nitelikle değil.
Yani, belirli bir topluluğun ulus milletin geleceğiyle ilgili önemli düşüncelerini altın olarak varsaydığımızda, seçim süreci sonuçlarında, aynı altın, sahip olduğu gerçek değeri üzerinden değil, çoğulcu oylar gibi, ağırlığı ve sayısıyla hesaplanır. Çoğulun oyları ise en iyi sonuçta sade metaldir, genelde ise paslanmış demir parçasıdır. Buna rağmen, bunların çoğunluğu görüşlerinin milli çıkarlara gerekebielceğine de samimiyetle inanmaktadırlar. Ancak, Batı sistemine göre, değersel açıdan altınla kıyaslanamaz olmasına rağmen toplumu “atık kağıtlar” yönetmektedir.
Bu ise, seçimlerde ortaya koydukları iradeleriyle birlikte çoğul seçmenlerin idare edilmesi, kendi pozisyonunu koruması için iktidarın da işine gelmektedir!? Bundan dolayı onlar Batı demokrasisini benimseyerek ithal etmektedir.
Dürüst insanlar, bu büyük yalanın farkına vararak diğerleri de aydınlatmalıdırlar. Toplumsal kalkınmanın toplumun her bireyini kapsayıcı olması, çoğul seçmenler dahil herkes için daha yararlı olduğuna vurgu yapılmalıdır.

Her ülke maksimum derecede gelişme sağlması için her vatandaşın akıl ve gücünden istifade etmelidir. Bu ise her Türk’e hayatta kalabilmesi ve geri kalmışlığı kapatması için bir zorunluluktur.

Kurultaylarda ise tüm ulus milletin çıkarı ve perspektifleri göz önünde bulunarak açık istişarelerle kalkınma istikametleri belirlenir ve takip edilir. Böylelikle, çoğulculuğun, kalabalığın ve art niyetli grupların etkisi minimuma indirilir.

Ülke iktidarı, halkın, tüm bölgelerin, gurupların, sınıfların temsilcilerinin katılımıyla teşekkül olunan Ali Kurultay’a ait olmalıdır. Ali Kurultayda yöneticiler, fraksiyonlar, gruplar yer almaz. Her toplantıyı kur ile belirlenen sunucu yönetir. Kurultay kararları konsensus sonucunda alınır. Halk uygun gördüğü vakitte temsilcilerini atar veya görevden alır.

Kurultay ülkenin, bölgenin işlerini yürütmesi için uzman uygulayıcıları işe alır. Zira, uçağı kaldırmak için, aynı partilinin veya akrabadan birinin değil, uzman pilotun bilgisinden istifade edilmiyor mu?

Kanunlar, daha sonra Ali Kurultay tarafından onaylanması üzere, tüm halkın da katılımıyla özel bilimsel kurumlarda hazırlanır.

Her vatandaş, yönetim organı ve icatçıların kendileri hukuki inisiyatif yapma hakkına sahiptir.

Böylelikle, her vatandaş, her gurup, her kesim her zaman ilgili Kurultaylarda kullanacakları oyla her birim, her bölge ve ülkenin yönetiminde katkıda bulunabilecektir.

4.2. Ekonomik baz çeşitli mülkiyet biçimlerine dayanmış olup, her türlü teşvik yoluyla her bireyin katkıda bulunmasına destek sağlanacaktır:

4.2.1. Ekonomik, bilimsel ve sosyal kurum, kuruluş ve üretim yerlerlerinde işveren ile çalışan arasındaki anlaşmazlıkları ortadan kaldırılmasını, her bireyin kendi kaynaklarını maksimum kullanmasını, entelektüel ve fiziksel olanaklarını maksimum seviyede kullanmasını sağlayacak olan Ekonomi Yönetimin Demokratik Sisteminin uygulanması gerekmektedir;

4.2.2. Çalışanın şirketin ortağına dönüşmesini öngören Çift Faktörlü Modelin, yani, Piyasa Ekonomisinin Çift Faktörlü Modeli oluşturulmalıdır.

Ekonomik Yönetimin Demokratik Sistem ve özellikle de Çift Faktörlü Sistemi, bilim ve teknolojinin son ürünlerini genişçe kullanılmasını gerektirir. Sistemin tüm katılımcıları da bu yönde uygulamalar yapar. Bu ise ekonominin ani yükselişini, devletin ekonomik açıdan güçlenmesini, halkın yaşam seviyesinin yükselmesini sağlar. Bu, Türkleri herhangi bir yabancı gücün mal ve finansal baskısından kurtaracaktır.
Böylece, “Hey, Türk, titre ve kendine gel!” vecizesine uygun olarak, Türk devletlerinin sosyal ve ekonomik kalkınması on yılda hızlı yükseliş yaparak ve bir bütün olarak dünyadaki saygın yerini alacaktır.
Aksi takdirde, Göklerin Türkleri olarak bizim yerimiz sadece gökler olacaktır. Ama orada Büyük Ecdadımızın ruhlarının yüzüne nasıl bakarız?

Ord.Ermentay SULTANMURAT
“Dünya Türk Halkları Asamblesi – DTHA”
Umumi Türk Uluslararası Toplumsal Organizasyonu
Genel Başkanı
13.03.2021

Yorumlar