Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde Türkler ve Kabardeyler Arasında Gerginlik

Поставка С-300 в Сирию повысит безопасность в регионе, считает эксперт

Siber Güvenilir Bir Türkiye Olmak Çok Mu Zor!

Rusya İsrail’i vurmaya hazırlanıyor!

Erbilli Esat Efendinin İngiliz casusu gayri Müslüm halifesi Carl Vett!

Gündem 11 Eylül 2018
613

Maalesef günümüzde Yunan İşgalini Milli Mücadeleye tercih edenlerin sayısı hiçte az değil. En kötüsü düşünme melekelerini dumura uğratan enformatik dezenformasyonun İngiliz kaynaklı olduğunu bilmemeleri. Çünkü akıl hocaları Kadir Mısıroğlu’nun 7 Eylül 1983 tarih ve 18158 numaralı kararla birlikte Türk Vatandaşlığından çıkarıldığında, İngiltere’den siyasi iltica talep etmesinden haberdar değiller. 12 Eylül askeri darbe sırasında yurt dışına çıkmak için İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğuna sığınan Kadir Mısıroğlu , “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” ifadelerini kullanmıştı.(1) Ahmet Mahmut Ünlü namı diğer Cübbeli Ahmet yeni yayımladığı ‘sohbet’inde İzmir’in işgalden kurtuluşuna dair çok tartışılacak açıklamalarda bulundu. Cübbeli Ahmet, Atatürk’ü ‘bilmem kim’ olarak andı ve “Millet zannediyor ki bilmem kim kurtardı ne bilmem kim kurtardı tefriciyyeyle kurtuldu” dedi. Ona göre; “Geçmiş kitaplarda İzmir Yunan işgalinden tefriciyyeyle kurtulmuş kaynak verdim. Millet de zannediyor ki bilmem kim kurtardı… Ne bilmem kim kurtardı tefriciyyeyle kurtuldu. Bundan sonra tefriciyye ateş gibidir. Yangını yaktın, anında… Tefriciyye okundu o işin olmaması mümkün değil”(2) Kurtuluş savaşı sırasında da Cübbeli gibi düşüneneler vardı ve Onlardan birinin hikayesini de Necip Fazıl Kısakürek aktarır; bu hususta şöyle der: “Nihayet Milli Mücadele bütün İstanbul, Türkün bu ölmemek irâdesi karşısında vecd ve heyecanların en keskinini yaşıyor. Bütün mü’min eller semalara açılmış, dua ve niyâz hâlinde. Esad Efendinin de elleri onların arasında.”(3) Birileri “Ezan susmasın bayrak inmesin mabedimin göğsüne na mahrem eli değmesin” diye canını verirken kanını dökerken şeyh efendiler sözde dualarıyla işgale karşı durmuşlar!

Türkiye’de İngilizlerin sömürgesi Hindistan kökenli tarikat hiyerarşisi anlaşılmadan özellikle İngilizlerin “espiyonaj/casusluk faaliyeti” anlaşılamaz. Dolayısıyla yabancı istihbarat servislerinin espiyonaj faaliyetlerine karşı koyma çalışmaları/ Kontrespiyonaj’da -Karşı İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma- başarılı olunamaz. Bu anlamda milli mücadele devam ederken İstanbul’da önemli sayılabilecek kuruluşlardan biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştu. Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halîfe-i Rûy-i Zemîn unvanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nâzırı olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Rahip Frew (Fru) gibi İngiliz milletinden bazı macera heveslileri de vardı. Derneğin başkanı tescilli İngiliz casusu Rahip Frew’di. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla, İngiliz casusu Rahip Frevv’le birlikte milli hareketi yok etmek için türlü entrikalar çevirdi. Rahip Frew, İngiliz Haber Alma Servisi’nin önemli bir üyesi olduğu gibi İngiltere’deki “British Red Crescent”ın (Britanya Kızılay Derneği’nin) İstanbul’daki temsilcisiydi. British Red Crescent/Britanya Kızılay Derneği Türkiye’deki İngiliz Muhipler Cemiyeti’yle sıkı ilişki içindedir.

Rahip Frew, Anadolu’daki milli hareketi bitirmek için Sait Molla aracılığıyla İngiliz Muhipler Cemiyeti’ne para yardımı dahil her türlü desteği sunmaktan kaçınmadı. Günümüzde özellikle Suriye’de faaliyet gösteren “Beyaz Miğferler” ve “Kızılhaç” gibi kuruluşlar aracılığıyla siyasi amaçların elde edilmesi için hem bölgede casusluk faaliyetleri nasıl yürütülüyor ve propaganda için kullanılıyorsa aynı misyonu Türk coğrafyasında British Red Crescent gerçekleştiriyordu. Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi; “Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” dünden bugüne değişen bir şey yok! Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’daki eylemleri yöneten İngiliz ajanı, rahip. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası İngiliz haberalma örgütü (Intelligence Service) hizmetinde İstanbul’daki eylemleri yönetti. Mustafa Kemal Paşa aleyhinde başlatılan kampanyanın genişletilmesinde etkin görev aldı. İngiltere yanlısı Türkler tarafından kurulan İngilizler Muhipleri Cemiyeti’ni parasal yönden destekledi. İşgalcilere karşı Anadolu’da başlatılan Kurtuluş Savaşı’na karşı cephe alan Sait Molla’ya yazdığı mektuplarda neler yapması gerektiğini harfiyen belirtti. Birinci rütbeden Osmanî nişanı aldı. Türkiye’den ayrıldıktan sonra Lahey’de ve Kopenhag’da rahiplik yaptı. 1931’den sonra İngiltere’ye yerleşti.(4)

Erbilli Esat Efendi ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurucusu ve İngiliz ajanı, 1880 İstanbul doğumlu Sait Molla İstanbul bürokrasisinden tanışıyordu. Sait Molla; Anadolu Kazaskeri Mustafa Neşet Molla’nın oğlu, II. Abdülhamit devri şeyhülislâmı Cemalettin Efendi’nin yeğeni olduğundan saray çevresinde oldukça geniş bir tanıdık arkadaş grubu vardı. Osmanlı devlet adamı, Şûra-i Devlet üyesi, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığında bulunmuştu. Erbilli Esat Efendi 1914’te Şeyhülislam emrinde tekkeleri yöneten, denetleyen Meclis-i Meşa-yıh [Şeyhler Meclisi] üyeliğine atandı ve kısa süre sonra reisliğe getirildiğinde Sait Molla Mahkeme-i Evkaf Kadı Muavinliği’nden Anadolu Kazaskerliği Müşavirliği’ne tayin edilmişti. Tanışıyorlar ve görüşüyorlardı. Bazı kaynaklarda Erbilli Şeyh Esat’ın İngiliz Muhibleri Cemiyeti üyesi olduğu belirtilir. Ancak kurucu üyeliği konusunda net bir bilgi yoktur. Cemiyette görev alan ve cemiyetle irtibatlı birçok dostu olduğu da gerçektir. Müritleri içerisinde bazılarının adı geçen cemiyetle aktif ilişki içinde olmaları onu da Cumhuriyet karşıtı hedefe dönüştürmüş olmalı. Örneğin; Eski Menemen Belediye Başkanı Şeyh Sükûti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesiydi. Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat’ın müridiydi. Şeyh Sükûti de Türkiye’den kaçtı. 1925 yılında Hüsnüyadis ile Yunanistan’da yolları kesişti. İşgal döneminin Menemen Belediye Başkanı Şeyh Sükuti ise Menemen’e 1901 yılında başçavuş olarak gelmiş. Kendisini “Sükuti”, “Şamlı Sükuti” ve “Süleyman Sırrı” olarak tanıtmıştır. Doğum yeri Erzurum olarak bilinmesine rağmen, Suriye’ Cebeil-i Düruz doğumluydu. İngiliz Muhipleri Cemiyet üyesi ve İstanbul Erenköy Şevki Paşa Köşkü’nde ikamet eden Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat’ın müridiydi. Şeyh Esat Menemen olaylarının tertipçisi olarak idama mahkûm edilir ama yaşı 65’ten büyük olduğundan Erbillli Esat’ın cezası 24 yıla indirilir. Şeyh Esat üre hastasıydı, hastaneye kaldırılmıştı. Cezası onaylanmadan önce 3-4 Mart 1931 gecesi hastanede vefat etti. Yani asılmadı.

Ölümünden önce Askeri Mahkeme Başkanı General Mustafa Muğlalı, Erbilli Nakşi Şeyhi Esat için, “hilafet komitesiyle alakasına dair bir itiraf hazırladığını, bu münasebet ile İngiliz casus Lawrens ile münasebetleri bulunduğuna” ilişkin açıklama yapmıştır. Askeri Mahkeme Başkanı General Mustafa Muğlalı, Şeyh Esat’ın yurt dışı bağlantısı ile ilgili olarak şunları söylemişti: “Şeyh Esat, hilafet komitesiyle alakasına dair bir itirafname hazırlıyordu. Bu münasebetle İngiliz casusu Lawrence ile münasebette bulunduğunu da doğrulamaktaydı. Fakat hastalığı bunu yazıp bitirmesine mani oldu.”(5) Nakşibendî Halidi şeyhi Esat Erbili bugünkü Irak’ın kuzeyinde yer alan Erbil’de 1842’de doğmuş, 1888’de İstanbul’a gelmiş, faaliyetlerinden dolayı Sultan II. Abdülhamit tarafından Erbil’e geri sürgün edilmiş ve 1900’da tekrar İstanbul’a dönmüştür. Esat Efendi Menemen isyanı davasında yargılandığı Mahkeme başkanının Sultan Hamid’in kendisini neden Sürgüne gönderdiği sorusuna “O vaktin uleması (âlimleri) bizden ders istedi. Muhyiddin-i Arabî’nin “Kenzü’l-İrfân” namında bir eseri vardır. O vakit Meşihât’ın emriyle bir sene müddetle İstanbul’da ulema sınıfına ders verdim. Sultan Hamid, evhamlı bir adamdı, bu dersten huylandı ve “Şeyh Efendi, sıla-i rahim etsin, ne vakit arzu ederse gelsin” dedi.” cevabını vermiş, Sultan Hamid tahtan ayrıldıktan sonra İstanbul’a geri döndüğünü belirtmişti.

Menemen hadisesinde yargılandığı sırada Erbil’de bulunduğu dönemde İngilizlerle irtibatı sorulmuş, İngilizlerin tekkelere karışmadığını, yalnız kendi menfaatini (esas) aldıklarını söylemişti.(6) Esat Efendi’nin bu cevabı ile Kadir Mısıroğlu ve Cübbeli Ahmet’in benzer konuşmaları arasında parallleik görülebilir. İngilizler tekkelere karışmadığı için vatan işgal edilmiş hiç önemli değil! Bu konuda Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’nun merhumu aklamak için Sultan Abdulhamid’in Erbile Irak’a İngilizlerin petrol oyunuyla mücadele etmek üzere gönderdiği gibi mesnetsiz yorumları söz konusu. Nitekim “1926’daki Doğu İsyanında İngiliz parmağının olduğunu bilen mahkeme reisi Muğlalı Paşa, aynı irtibatı, Es’ad-ı Erbilî Hazretleriyle irtibatlayıp kurgulamaya/bulmaya çalışıyor. Ve mahkeme reisi İngiliz işgali altında Kuzey Irak’ta 25 sene önce sürgün bulunuyordun; onlardan bir şekilde etkilendin, İngiliz ayarlı hale geldin ve oradan aldığın ayarla Menemen İsyanını çıkardın” tezini ileri sürmek istiyor. Ancak Meclis zabıtlarına göre Es’ad Efendinin verdiği cevaplar, bu tezin tam tersini gösteriyor. Bu durumda Es’ad Efendinin (ks) İngilizlerle irtibat değil, çatışma halinde olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü Es’ad Efendi o bölgeye sürgün kılıfı altında, İngiliz karşıtı bir görevi ifa etmek üzere gönderilmiştir.” yorumu da adı geçene ait.(6)

Şeyh Esat’ın dostları arasında bir isim var ki bahsetmeden geçmeyelim. Bu isim İsviçreli Carl Vett. Carl Vett, teoloji, antropoloji eğitimi almış psikoloji-parapsikoloji alanında çalışmalarıyla tanınan bir bilim adamı. Vett bazı kaynaklara göre Danimarkalıdır. Muhtelif kaynaklarda, Carl Vett’in İsviçre Caux’taki bir şatoda kurulan Amerikalı Evanjelist Hıristiyanlar adına çalıştığı öne sürülmektedir. Bu merkezin, Amerikalı Protestan Evanjelist gezici rahip Dr. Frank Buncman tarafından 1929’da Amerika’da kurduğu Moral Re Armement-Mr” (Manevi Cihazlanma Cemiyeti) ile paralel çalıştığı kaydediliyor. Nitekim dinlerarası diyalog çalışmalarının Türkiye ayağında yer alan Şeyh Ömer Fevzi Mardin 1949’da İsviçre Caux’taki şatoda düzenlenen toplantıda “İslamiyet ve Ehli Kitap Ailesi” konulu bir sunum yapıyor ve burada iki ay süren bir kursa katılıyor.(7) 1930’da Oxford’da toplanan Uluslararası VII. Felsefe Kongresi’nde Türkiye’yi temsil eden ve Esad Erbilî’nin bağlılarından Prof. Mehmet Ali Aynî ve Süleymaniye Medresesi Umumî Felsefe Tarihi müderrisi Ömer Ferid Kâm, Carl Vett’in görüştüğü ve kitabında zikrettiği isimlerden. Carl Vett’i dergâhında kalmak üzere Esad Efendi’ye götüren de Mahmut Muhtar Paşa’dır. 1925 Mayısında Carl Vett Kelâmî Dergâhına gelir, on beş gün misafir olur. Danimarkalı araştırmacı bunun öncesinde muhtelif tarikat erbabını, Mevlevî ve Rufâî tekkelerini ziyaret etmiş, zikir törenlerine katılmış, birçok olağan dışı tecrübeye şahit olmuştur. Ama asıl gözlemlerini ve tasavvufî tecrübeyi bir şeyh efendi (Esad Erbilî) ve dervişleri ile kısa da olsa bir süre birlikte yaşayarak edinir. Zaman zaman namazlara ve zikir halkalarına katılır, Esad Erbilî Efendi ile sohbet eder, karşılıklı soru-cevaplarla hem birbirlerini hem de birbirlerinin şahsında Doğu ve Batı’yı tanımaya çalışırlar. Gerek şeyh efendi, gerek dervişler, gerekse bu yabancı misafir birbirinin iyi niyetinden emindir ve gayet şeffaftırlar. Hatta Müslüman olmamasına rağmen Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğini kabul eden Vett, Esad Efendi tarafından Avrupa halifesi olarak tayin edilir. Vedalaşma esnasında Şeyh Esat Efendi parapsikolog Carl Vett’e şöyle der: “Şimdi buradan ayrılıp çok uzaklara gitsen de şunu bilmelisin ki ben her yerde sana eşlik edeceğim. Benim yardımıma ihtiyacın olursa sana onu seve seve veririm. Tehlikeler etrafını sardığında odaklanarak beni düşünmelisin. Allah izin verdiği sürece yanında olacağım ve seni destekleyeceğim.”(8)

Esad Erbilî’nin Müslüman olmadığı halde Avrupa’ya tarikatının halifesi tayin ettiği Carl Vett kimdir? 29 Eylül 1871 / Danimarka Århus doğumlu. Babası Emil Vett; Danimarka’da faaliyet gösteren tekstil mağazası “Magasin du Nord” un sahibidir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Carl Vett, ticaretle meşguldü. Dünya gezgini ve araştırmacı olarak dünyayı dolaştı. Mahatma Gandhi ile mektuplaştı. Carl Vett, psişik güçler doğa ötesi olaylar ile ilgili bilgi edinmek maksadıyla Hindistan’da tanıştığı bir imamın(!) tavsiyesi ile İslam tasavvufunu araştırmaya karar verir, 1925 baharında bu amaçla İstanbul’a gelir. Burada bir çok falcı büyücü, sihirbazların yanı sıra bir çok dergahı ziyaret etmiş ve doğa üstü bir takım olaylara şahit olmak için ayinlere zikirlere katılmıştır. Fakat ne hazindir ki mösyö Vett islamla şereflenememiştir. 1 Şubat 1956’da İtalya Roma’da öldüğünde cesedi yakılmış ve küllerinin yarısı Danimarka denizine yarısı da bir vazo içinde İsviçre Dornach ta bulunan Anthroposophist’s Memorial Garden’a gömülmüştür.(9) I. Dünya Savaşı sırasında diplomatik bir kurye olarak ve daha sonra Danimarka Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kraliyet Kütüphanesi ve Danimarka müzeleri için satın alma konusunda kültür danışmanı olarak görev yaptı. Yakın Doğu, Hindistan, Afrika ve Güney Amerika’da yaygın bir şekilde seyahat etti ve Derviş Günlüğü kitaplarının yazarıydı. Parapsikolog Carl Chrıstıan Vett; bu gezileri sırasında özellikle İslam ülkelerinde tasavvufi ekolleri, tarikatları inceledi ve onların kodlarını çözdü.(10) O nedenle bugün kolaylıkla nüfuz edebiliyorlar.

Parapsikolog Carl Vett, Menemen isyanı patlak verdiğinde İstanbul’daydı, sözde Bizans kalıntıları üzerinde bazı arkeolojik kazılar yürütüyordu.(11) Carl Vett’i finans eden Danimarka Kraliyeti İngiliz kraliyet ailesiyle akrabaydı. 1853 İntikal Yasası’na göre taht, kraliyet evinden direkt erkek soyundan gelen akrabası Glücksborglu Prens Christian’a kaldı. Christian, VII. Frederick’in ölümünden sonra, IX. Christian adıyla kral oldu ve Danimarka tahtındayken şimdiki Glücksborg Evi’ni kurdu. Christian “Avrupa’nın üvey babası” takma adını almıştı çünkü kızı Alexandra İngiltere’den VII. Edward ile evlendi, diğer bir kızı Dagmar Rusya’dan III. Alexander ile evlendi ve başka bir kızı Thyra ise Cumberland’dan Dük Ernst August ile evlendi. 1863’te, oğlu Vilhelm I. George adıyla Yunan Kralı oldu ve 1905’te de torunu Carl, VII. Haakon adıyla Norveç Kralı oldu. Bu sayede Danimarka kraliyet ailesi, Avrupa’da saltanat süren birçok sarayla doğrudan ilişkiliydi.(12) Danimarkalı Parapsikolog Carl Vett’i Avrupa’ya Kelami dergahının halifesi atayan Erbilli Esat Efendi’nin yolundan gidenler günümüzde Türkiye’nin para trafiğini kontrol ettikleri gibi, özel okulları, dergileri, turizm şirketleri aracılığıyla da bürokraside çok önemli konumdalar. Nerede olduklarını, kimler olduklarını bilenler biliyor! Demem o ki fesli meczup ile Cübbeli onlardan aldıkları cesaretle bu kadar saldırgan olabiliyor. Ya Rabbi sen bu milleti ve devleti, İngiliz muhiplerinin ve envai çeşit dalalet erbabının şerrinden muhafaza buyur!

Bakınız:
1- https://www.mynet.com/kadir-misiroglu-keske-yunan-galip-gelseydi-ne-hilafet-yikilirdi-ne-seriat-110102672067
2- https://odatv.com/millet-de-zannediyor-ki-izmiri-bilmem-kim-kurtardi-2411161200.html -https://www.youtube.com/watch?v=nOfLyEznRf4
3- http://esaderbili.com/hakkinda/hayati/ – http://www.tevhidhaber.com/seyh-esad-erbili-1847-1931-16824h.htm
4- http://www.boyutpedia.com/1447/63328/ingiliz-ajani-rahip-frew
5- http://www.dunya48.com/muyesser-yildiz/3210-muyesser-yildiz-celladin-kanunu
6- https://www.altinoluk.com/yeni/bir-sehadetin-hikayesi-esad-erbili-hazretleri-k-s-8/
7- http://www.gundeminiz.com/haber.php?id=1464
8- https://www.dunyabizim.com/kitap/erbil-hz-avrupa-halifesi-tayin-etmisti-carl-vetti-h22918.html – https://www.altinoluk.com/yeni/esad-i-erbili-hazretlerinin-vefati-ve-hayat-kronolojisi/
9- http://saracsami.blogspot.com/2013/12/carl-vett.html – https://1000kitap.com/yazar/carl-vett
10- http://www.pflyceum.org/420.html – https://www.encyclopedia.com/science/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/vett-carl-christian-1871-1956 – https://www.myheritage.com.tr/names/carl_vett#col_a_1
11- https://academicworks.cuny.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=3254&context=gc_etds
12- http://www.danimarkakultur.com/danimarka-1/danimarka-kralligi/danimarka-hukumdarlari/

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar