CIAnın FETÖ projesine küresel darbe!

12 ADALAR VE M.BARDAKÇI’NIN İDDİASI ÜZERİNE…

Derdimiz Türkiye

Lavrov Planı Azərbaycan qarşı təxribatdır

CORONA VİRÜS SALGINI SONRASI-2

Gündem 27 Nisan 2020
65

Virüs salgını sonrası dünyada insanların, insan haklarını savunan, demokratikleşmeye özen gösteren, kamu ekonomisine dönüşü, sosyal devleti savunan ve kamu güvencesinin ön planda olduğu eğimler, düşünceler ve fikirlerden yana tavır alabileceğini; liberalizmin sıkıntılarına çare olarak bu tür yaklaşımları çare olarak göreceğini ve bunlara yöneleceğini söylemiştik.

Toplumlarda bu eğilimi, bu ihtiyacı siyasi yelpazede, eski tanımlama ile “sağ” denilen milliyetçi akımlar da toplayabilir, milli devlet düşüncesinden hareketle; sosyal demokrat eya sosyalist tabanlı yine eski tabirle “sol” akımlar da toplayabilir, sosyal devlet düşüncesinden hareketle.
Bu bağlamda komünizm gibi otoriter ve denenmiş siyasi akımlar da güç kazanabilir diyenler var. Olabilir de. Ama bizce bu süreçte ortada bir sınıf mücadelesi, bir sınıf ayrımı yok ideolojik olarak. Hemen hemen herkes evlere kapandı. Herkes bu salgından mağdur oldu. Bunu bir sınıfa mal ederek bir siyasi mücadele yürütmek çok anlamlı ve etkili olmaz. Sonuç da almaz.

Bizce bu virüs salgınından daha çok çevreciler güç kazanacaktır. Artık şehir, şehircilik, iklim, biyoloji, ekoloji daha ön plana geçecek ve bunların yönlendirmesi salgın sonrası hayatımızda etkili olacaktır bizce.

Bu düşüncelerden hangisinin hayata geçeceği ise siyasi yelpazedeki partilerin yapı ve çalışmalarına, liderlerin niteliklerine, virüs salgını süresince mevcut siyasi iradenin çalışmalarına ve de halkların ferasetine bağlı olarak değişiklik gösterecektir elbette.

Bizce virüs salgını sonrası Avrupa Birliği’nin (AB) durumu da önemli ölçüde sarsılmıştır. AB çok tartışmalı bir durumdadır şu anda. Süreç sonrasında da tartışmalar yaşanacak ve bundan AB zayıflayarak çıkacaktır diyebiliriz.
Yani beklenti AB’de zaten başlamış olan parçalanmanın hızlanacağı yönündedir. AB üyeleri adeta iç içe tek bir ülke gibi yaşıyorlardı sosyal ve ekonomik olarak. Bazı Avrupalıların işleri bir yerde, evleri, işleri bir başka yerde, bir başka bir ülkedeydi. Virüs salgını bu birliğin ortak bir sağlık sistemi bile kuramadığını ortaya koydu. Bizce bu virüs salgınından en çok etkilenenlerden biri AB’dir.
AB bu süreçte birbirleriyle yardımlaşma konusunda ciddi sıkıntılar yaşadı, yaşıyor. Kanaatimizce bu durum Avrupa Birliği’nin dağılmasına etki yapan bir yeni unsur olacaktır. Bu etki belki yavaş olacaktır ama mutlaka bu durumun AB’ye olumsuz etkisi olacak ve AB’nin dağılmasını çabuklaştıran bir unsur olarak karşımıza çıkacaktır.

Virüs salgını sonrasında insanların tüketim alışkanlıkları da değişecektir kanaatimizce. insanlar çevreye daha duyarlı olacaklardır. İnsanlar, toplumlar arasında yardımlaşma ön plana çıkacaktır. Zira insanlar elele vermeden bazı sorunlarla baş edemeyeceklerini net bir şekilde gördüler.
Herkes hala aşı ve ilaç beklemiyor mu? Salgın sonrasında bu tür sıkıntıları aşabilmek için insanlığın ortak hareket etmesi gerektiği çok net olarak anlaşılmıştır. Bu bir zihniyet değişikliği de yartacaktır..

Ayrıca yaşanan bu süreç, bu tür felaketlerle mücadelede, paradan daha çok organizasyon yeteneğinin önemli olduğunu bir kez daha bütün dünyada kendini gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri‘nde, İtalya’da, İngiltere’de bu süreçte çok iyi bir yönetim, iyi bir organizasyon olmadığı görüldü. Nitekim bu ülkeler salgından en çok etkilenen ülkeler arasında oldular. Dünyanın zengin ülkelerinde bu salgın gittikçe arttı ve yayıldı. Buralarda sağlık kurumları ve yönetimler salgını önlemede, salgının etkisini azaltmada yetersiz kaldılar.
Görüldü ki yönetim sadece bir para meselesi değil, organizasyon yeteneği meselesidir.

Yarın da devam edeceğiz…
Cemalettin Taşkıran

Yorumlar