Rusiya hərbiçiləri Qarabağda

`Turkish Stream to strengthen Russia-Turkey relations`

Bay yüzde beş yada namı deger Calouste Gulbenkian ( / k æ l u s t ɡ ʊ l b ɛ ŋ k i ə n)

Mesleklerin geleceği, yapay zeka ve üretim

Atatürk’ün Arap askerleri ve Libyalı mücahit Şeyh Senusi’nin Rüyası!

Gündem 25 Temmuz 2018
1.000

Türkiye imparatorluk bakiyesi bir ülke olduğundan farklı etnisitelere mensup vatandaşlarının olması şaşırtıcı değil. Özellikle Suriye ve Irak sınırına yakın bölgelerde hatırı sayılır bir Arap nüfusu mevcut. Özellikle Çukurova bölgesinde mukim bazı Arap toplulukların Libya kökenli olması söz konusu. Bunlara Toros Arapları da deniliyor. Ancak bunların bir kısmının 1896-1897 Girit Ayaklanmaları sırasında Libya’ya göç eden Müslüman ahali olduğu da bilinmeli. 40.000 Giritli Müslüman, o dönemde Osmanlı egemenliğinde olan başta Rodos olmak üzere On iki Ada’ya, Lübnan, Suriye ve Libya gibi Arap ülkelerine ve Anadolu’ya göç etmişlerdi. Trablusgarp yenilgisinden sonra bu Giritli göçmenlerin büyük bir kısmı yeniden yollara düştü bir kısmı Anadolu içlerine, bir kısmı da Çukurova bölgesine iskân edildi.(1) Girit göçmenlerinden öncede Libya’da Türk nüfus yaşamaktaydı. Trablus, Turgut Reis ve Kaptan-ı Derya Sinan Paşa tarafından 1551’de Osmanlı’ya bağlanırken Fizan bölgesi ise 1577’de Osmanlı Devleti’nin topraklarına katıldı. Tamamen Türk olan yeniçeri ve leventlerin yerli kadınlarla evlenmelerinden doğan erkek çocuklardan meydana gelen “Kuloğlu” adı verilen Türk-Arap karışımı nesil bugün Libya’da halen varlığını koruyor.(2) “Kuloğlu”, yerel Arap ağızlarında “Köroğlu” olarak yerleşmiş. Örneğin Urfa’da meskûn Bini İcil Aşireti mensuplarının büyük bir kısmı Köroğlu soyadını taşıyor. Arap kabilelere mensup hanımlarla evlenen Kuloğlular kuşaklar boyunca önemli askeri görevler üstlendiler. Sadece leventler değil, din hizmetleri ile diğer askeri ve idari görevler için gönderilen binlerce Osmanlı Türkü de 3 asır bu bölgede yaşayarak adeta kök saldılar.(3).
Benim asıl dikkat çekmek istediğim Türkiye’nin farklı bölgelerinde özellikle Çukurova’da yaşayan, Trablusgarp ve Bingazi bölgelerinden Anadolu’ya göç etmiş aileler. Bu göçün savaş yıllarından başlayıp 1928’e kadar devam ettiği görülüyor. Neden göç ettiler? Trablusgarp’ın İtalyanlar tarafından işgal edilmesinden sonra 1912’de bölgeden, çeşitli vilayetlere mülteciler göç ettirildi. Örneğin 1912’de Trablusgarp ile Bingazi’den, İşkodra ve İzmir’e gelen muhacirler için dönemin hükümeti bu muhacirlerin iskan ve iaşe giderleri için beş bin lira ödenek ayırmıştı. Trablusgarp ve Bingazi muhacirlerinin bir kısmı ilk etapta Suriye’ye göç ettirilmiştir. 1915’te Suriye’den Halep ve Adana’ya kaydırılan Türk göçmenlerinin yerlerine Trablusgarp göçmenleri yerleştirildi. Ocak 1916’da Suriye’de henüz iskân işlemi görmeyen Trablusgarp, Bingazi ve Cezayir mültecileri Sivas’a sevk edildi. 1916’da Suriye vilayetinden iskân edilmek üzere Halep’e gönderilmiş olan Trablusgarp ve Tunus muhacirlerinin Adana, Konya, Diyarbakır, Ankara ve Kayseri gibi vilayetlere dağıtılmaları uygun bulunmuştu.(4) İtalyan işgalini takip eden yıllarda Anadolu’ya ve Suriye’ye göç eden çok sayıda Libyalı üst rütbeli asker, âlim ve devlet adamı gittikleri yerlerde çeşitli görevlere getirildi. Trablusgarp’tan Anadolu’ya nüfus akışı neticesinde Çukurova havzasına yerleştirilen Libyalı muhacir aileler günümüzde farklı isimlerle tanınıyor. Türklerden ayrı olarak Toros Arapı denen Arap ahali Torosların eteklerinde yaşarlar. Kozandağı’nda ne zaman geldikleri bilinmeyen 45-50 ev Tunus Arapları vardır. Günümüzde, Tarsus, Karaisalı, Kozan, Adana ve Kadirli’de kendilerini “Cezayir Arabı, Tunus Arabı, Fellah, Arap” olarak gören aileler, aşiretler, köyler mevcut.(5) Böyle de olsa Türk kökenli Libya vatandaşlarının haddi hesabı yok. Adana’nın Kozan ilçesinde ve İzmir’in Eşrefpaşa semtinde de Libya kökenli Türk vatandaşları bulunuyor.(6) Trablusgarb Arapları haricinde bölgede yaşayan Nusayriler (Arap Alevileri) (al Nusayriya ya da al-‘Alawiya), Suriye’nin Lazkiye, Banyas ve Tartus illerinde ve Türkiye’de Hatay, Adana ve Mersin’de yerleşmiş dini etnik gruptur. Adana ve Mersin’de yaşayan yerel halk tarafından Fellah (çiftçi) olarak adlandırılan Arap halkıyla etnik köken ve dini inanç bakımından ilgileri yok.(7)
Mustafa Kemal Paşa’nın Şeyh Senusi ile tanışıklığı Trablusgarp savaşı yıllarına uzanır. İtalya, 19. yüzyılın sonlarında Kuzey Afrika’daki Trablusgarp ve Bingazi’yi ile geçirmeyi planlamış, o dönem İngiltere Mısır’a, Fransa da Tunus’a hakim olmuş, İtalya da gözünü Trablusgarp’a dikmişti. İtalya, İngiltere ve Fransa’yla yaptığı gizli ve açık anlaşmalarla Trablusgarp’ı işgal onayını aldıktan sonra, 29 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. 5 Ekim 1911’de Trablus’a asker çıkardı. 20 Ekime kadar peş peşe Tobruk, Derne ve Bingazi İtalyanların eline geçti. Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir bölümü Trablusgarp’ı savunmak için gönüllü olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbaşı Enver Bey, Kolağası Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker), Fethi Bey (Okyar), Albay Neşet Bey bu subaylar arasındaydı. Mustafa Kemal, 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak ordudaki görevine başladıktan sonra çeşitli hizmetlerde bulunmuş; 13 Eylül 1911’de İstanbul’da Genelkurmay’da bir göreve tayin edilmişti. Mustafa Kemal, Gazeteci Mustafa Şerif adıyla, sahte belge ve pasaportlarla İstanbul’dan 15 Ekim 1911’de Naci, Hakkı ve Yakup Cemil Beyler ile yola çıktı. Mustafa Kemal, Kasım ayı süresince Arap önderleriyle görüşmelerde bulundu.
3 Kasım 1911’de Harbiye Nazın Mahmut Şevket Paşa, Trablus Tümen Komutanı’na yazdığı bir mektupta, Mustafa Kemal’in bazı şeyhleri ve Senusîleri teşkilâtlandırmak için Calu’ya gittiğini, buradan topladığı yerli kuvvetleri Bingazi ve Trablus’a sevk edeceğini bildiriyordu. Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta şeyhler ve aşiret reisleriyle toplantılar yapıyor ve düzensiz kalabalığı teşkilâtlandırmaya çalışıyordu. Bunların bir kısmına din kardeşim diye hitap ediyor ve kâfirlere karşı savaşmaya çağırıyordu.(8) Senusiler İtalya’nın 1911 Trablusgarp (Libya) işgaline karşı direndiler. Mustafa Kemal ile Şeyh Ahmet Senusi cephede tanıştı. Şeyh Senusi Birinci Dünya Savaşı boyunca Teşkilatı Mahsusa’da vazife aldı. Mondros mütârekesi imzalanınca, maiyetiyle birlikte Bursa’ya yerleşti. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da milli mücadeleyi başlattığında Bursa’da bulunan Şeyh Senusi rüyasında peygamber efendimiz Hz. Muhammedi görür. Hz. Muhammed’in yanına yaklaşarak elini öpmek için ona yönelir. Hz Muhammed Senusi’ye sol elini veriri ve şeyh onun sol elini öper. Daha önce rüyasında peygamberin sağ elini öpmüş olan Ahmet Senusi; Hz. Muhammed’e, “Ey Allah’ın Resulü, neden sağ elini uzatmadın?” diye sorar. Hz. Muhammed, bu soruya “Sağ elimi Anadolu’da Mustafa Kemal’e uzattım onun üzerinde” diye cevap verir. Bunun üzerine Şeyh Senusi Mustafa Kemal’in başlattığı cihat hareketine katılmak için Ankara’ya gider.(9)
Mustafa Kemal Paşa; Şeyh Senusi’yi Doğudaki Kürt ve Arap aşiret reisleriyle Milli Mücadeleye destek vermeleri için görevlendirir. Bu vazifesini başarıyla tamamlar. Yeni vazifesi için Anadolu’dan ayrılırken şu açıklamada bulunur. “Bugün İslâm milletleri arasında en kuvvetli ve haşmetlisi ve dînî vahdet ve idâre yönünden en ümit vericisi Türk Milleti’dir. Binâenaleyh, bütün İslâmî harekât ve dayanışmanın kuvvet merkezi Türkiye olmalıdır. Kahraman Türk Milletini bu yakın alâka ve yardıma, dayanışmaya ve bu çok mühim vazîfeye ehil kılan birçok târihî ve stratejik imtiyazlar vardır. Hilâfeti temsil etmiş olması, bütün İslâm âleminin kalbgâhı olan Haremeyn ve civârının hâdim ve hâmisi olmak şerefine sâhip bulunması ve bütün emânât-ı mukaddeseyi hâlâ uhdesinde mahfûz bulundurması, asırlar boyunca İslâm’ın alemdârlığını yapması ve onu, İlâhî bir lütufla her türlü tehlike ve saldırıdan koruması ve nihâyet hâli hazırdaki tutumun hâlâ ümid verici olması gibi sebepler, bu büyük milleti bugün de İslâmî hareket ve dayanışmanın ve İslâm âlemi için, düşünüp çırpındığımız topyekün bir kurtuluşun yegâne kuvveti, rehberi ve lideri olmaya sevk etmektedir. Türkiye’nin ve İslâm Âleminin kurtuluşu Allahü teâlânın izniyle, ancak Müslüman Türk Milleti sâyesinde mümkün olabilir ve böyle olacaktır.” Şeyh Ahmed es-Senûsî Türkiye’den ayrıldıktan sonra Şam’a gitti. Yaygın şöhreti ve ziyaretçilerinin çokluğu yüzünden kendisinden korkan Fransızlar, onu Şam’ı terke zorladılar. Buradan Filistin’e geçti. Orada da İngilizler kendisinden çekinip, endişelendiler. Artan İngiliz baskısı yüzünden Mekke’ye geçti ise de vehhâbî inancında olan İbn-i Suûd’la anlaşamadı. Sonunda Yemen imamlığı ile Suûd krallığı arasında tampon bir devlet olan Asîr’e çekildi. Burada Senûsî şeyhlerinden İdris es-Senûsî’nin torunu olan başka bir İdris es-Senûsî hükümdârdı. Ancak Asîr’de lâyık olduğu hüsn-i kabûlü gören Ahmed es-Senûsî, 10 Mart 1933’te vefatına kadar burada kaldı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Trablusgarp’tan tanıdığı bir çok Arap savaşçı, Osmanlı Ordusunun geri çekilmesi üzerine aileleriyle birlikte Libya’dan ayrıldı. MHP’nin kurucu üyelerinden, İzmir’in nam-ı diğer ‘Muzaffer Abi’si Muzaffer Kayıhan’da bu ailelerden birine mensuptu. Alparslan Türkeş’in hayattayken en yakın arkadaşlarından olan Kayıhan, Libya kökenli olması nedeniyle, siyahi teniyle ‘Arap Muzaffer’ olarak da biliniyordu. Muzaffer Kayıhan’ın Türkeş’e “Bize ırkçı diyenlere beni gösterin’ sözleri hafızalara kazınmıştı. Kayıhan gazeteci yazar Yaşar Aksoy’a hayatından kesitleri şöyle anlatmıştı: “Fatma anam Libyalı Arap’tır. Aydın’da doğmuş, ama anası Bingazili’dir, yani atalarım Trablus kökenlidir. Babam Ömer, Çankırı Ilgaz kazasının Kayı köyünden, halis Türk’tür. Oğuzlar’ın Kayı boyundandır. Ben 1928’de Aydın Germencik’e bağlı Hıdırbeyli köyünde doğdum. Kundakta Göztepe’ye getirilmişim. Eşim rahmetli Nuriye Hanım da Libyalı Arap’tır. Atatürk ile Trablus’tan kabilesiyle kaçıp İzmir’e gelen Eşrefpaşa Beştepeler’e yerleşen Hacı Barko Zubi’nin kızıdır. Hacı Barko, Afrika’nın Zubi kabilesindendi ve İzmirli Araplar’ın lideriydi. 90 yaşında öldü.”(10) Libyalı Türklerin şimdi bir dernekleri var. Atatürk’ün önderliğinde 1911 yılındaki Trablusgarp Savaşı’nın ardından İzmir’e gelerek Eşrefpaşa semtine yerleşen Libya kökenli Türkler, “Libya Kökenli Türkler Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği” adı altında örgütlendi.(11) Kimisi Libya doğumlu, kiminin annesi Libyalı, kiminin babası. Libyalı esmer vatandaşlarımız uzaktaki topraklara hizmet etmek istiyor. Libya kökenli Türklerin kendine özgü örf, adet, dil, tarih ve kültürlerini tanıtmak, bunlarla ilgili eğitim çalışmaları hazırlamak, hoşgörü, sevgi ve saygı, dostluk, karşılıklı anlayış bağlarını güçlendirmek, dayanışmayı sağlamak, Libya’daki akrabalarla işbirliğini sağlamak, Türkiye-Libya ilişkilerini sağlamlaştırmak amacıyla, “Libya Kökenli Türkler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” kuruldu.(12) Bir başka konu da Mustafa Kemal Paşa’nın yakın koruma ve muhafızlarını seçerken şeyh ya da alim çocukları olmasına dikkat etmesi. Bunlardan biri de 8 yıl Atatürk’ün koruma polisliğini yapan Ahmet Rasih Tayşi. (13)
Bakınız:
1- http://www.lozanmubadilleri.com/nufus-mubadelesi-s4.html
2- http://www.haksozhaber.net/halki-fakir-kendi-zengin-ulke-libya-94023h.htm
3- https://www.yenisafak.com/yazarlar/abdullahmuradoglu/kulogluunun-ahvlini-sorana-2024742
4- Mehmet Yüksel/ Osmanlı Son Döneminde Trablusgarp Vilayetinin Sosyal Ve Ekonomik Yapısı (1872-1911)/ http://cdn.hitit.edu.tr/sbe/files/20328_1609071550277.pdf – http://ataum.gazi.edu.tr/posts/view/title/konya%E2%80%99ya-iskan-edilen-arap-multeciler-(1920-1928)-36563
5- http://cezmiyurtsever-1.blogspot.com/2010/10/cukurovadaki-arapusaklari.html
6- https://www.timeturk.com/tr/makale/hakan-albayrak/libya-ve-osmanli.html
7- http://www.dunyadinleri.com/nusayriler.html
8- http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-10/mustafa-kemalin-ilk-savasi – http://www.ataturk.net/imp/tra.html
9- https://www.cemhaber.com/seyh-ahmet-sunusi-ve-mustafa-kemal-ataturk.html – https://odatv.com/ataturkun-yanindaki-o-libyali-sizi-izliyor–2603111200.html
10- http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ulkucu-arap-muzaffer-yasamini-yitirdi-40567775
11- https://www.yeniasir.com.tr/izmir/2012/01/17/libya-kokenli-turkler-kultur-dernegi-kurdu
12- http://www.hurriyet.com.tr/libyali-turkler-izmir-de-derneklesti-19177518
13- https://www.yenisafak.com/yenisafakpazar/ataturk-korumalarini-seyh-cocuklarindan-seciyordu-651889 – http://www.hurriyet.com.tr/ataturk-un-koruma-polisi-naksibendi-ydi-13318421

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39

Yorumlar