Bilderberg’i kuran Türk kim?

St. Petersburg görüşmesi ne anlama geliyor?

KEŞMİR SORUNUNA İLİŞKİN TARİHSEL SÜREÇ VE 370. MADDE

ABD: İran Almanya’dan 300 Milyon Avro transfer yapmak istiyor

AKDENİZ’İN DÜĞÜMÜ ,SURİYE’NİN ÇÖZÜMÜ

Gündem 9 Haziran 2020
404

Körfez krizi ile başlayan, Irak üzerinden Saddam Hüseyinin yıkılması , ABD’nin bölgeye daha açık olarak yerleşmesi ile ortaya çıkan ve bugünlere gelen tek kutuplu dünya gücü üzerinden, etkisine bölgede yerel unsurlar üzerinden destek veren terör örgütleri ile Ortadoğuda İsrail güvenliği için oluşturduğu kaos ve kriz stratejileri ile elde ettiklerinin dün müttefik olarak gördüğü ülkeleri tehdit etmeye başladığı, yeni dönemde pandemi ile durmadan çalışmalarına devam ettiğini görmekteyiz.
Ortadoğuda varlıksal kimliğini devam ettirmek isteyen, İsrail üzerinden bölgede korumacı ve kendine bağlı yönetimlerin devamlılığını sağlamak için her türlü oyunları planlayan,kendine karşı olan yapıları yıkmak için her türlü eylemleri planlayanların bölgede Osmanlı sonrası huzur arama eğilimlerine değil yaşamlarını sürdürme planlarının neler olduğunu iyi anlamak gerektiğidir.
İran üzerinden bölgede, devamlı kriz ve kaos ortamı devamlılığını sağlayanlar,terör örgütü üzerinden bölgedeki diğer önemli güç ve etki alanı olan Türkiye’ye karşı dün olduğu gibi bu günde terör örgütleri üzerinden tehdit etmeye , dün kapalı alanlarda yardım ve destek verirken bu gün daha net olarak açıktan destek vermeye ve hedef ülke olarak Türkiye’ye karşı cephe oluşturduklarını görmekteyiz.

ABD’nin bölgede 50 eyaleti + eyalet ülkeleri olarak değerlendirdiğimiz ülkelerin üzerinden neler yaptıklarını iyi görmek gerekliliğini hala anlamayanların olduğu görülmektedir.
Akdeniz’de oluşan düğümlerin çözüm noktası ve huzur noktası için Türkiye’ye duydukları ihtiyacın farkına vardıkları andan itibaren Türkiye karşıtı eylemlerini artırma ve Türkiye karşıtı terör örgütlerine desteklerini artırdıklarını görmekteyiz.
Suriye’de oluşturmak istedikleri bütün planlarını ters yüz eden Türkiye, bölgede anahtar ülke konumuna devam ederken bölgesel güç olmasına müsade etmezken bu gün Türkiye küresel güç olma yolunda kendi kararları ile emin adımlarla yoluna devam etme kararlılığını göstermeye hem Ortadoğu’da hemde yeni dünya düzenin yeni sahnesi olan Afrika kıtasında Libya ile başlayan ve Tunus,Cezayir,Fas ile yoluna devam ederken bu ülkelere karşı ABD,Fransa ve kürenin etrafındaki Mısır,S.Arabistan ve BAE ile karşı koymaya çalışmakta oldukları bölgeye huzurun Türkiye üzerinden geleceğini gördükçe rahatsızlıkları devam etmektedir.
ABD iç karışılıkların artarak devam ettiği bu günlerde bölgemizdeki emellerinden asla vazgeçmediği görülmekte ancak destek oranındaki zayıflama ile tekrar Türkiye’yi kazanma adına bir takım söylemlerde bulunsada bunu görebilmemiz için terör örgütlerine verdiği destekleri sahada uygulamasına bağlı olarak kestiğinde görebilmemizle mümkün olabilecektir.

Rusya’nın bölgemizdeki faaliyetleri ile birlikte Libya dahil olmak üzere Suriye’de Türkiye ile işbirliği yaparak oluşturlan yapının , Libya’da çıkar çatışmaları dahilinde karşı karşıya gelmelerine ve ikili ilişkilerde şehit edilen askerlerimizden sonra bir soğuma şekline girdiğini görmemiz gerekmektedir.
Suriye için iki Suriye’nin analiz edilemsi gerektiğidir.
İdlib ile;
Rejim ve Rusya ilişkilerini
Haseke ile;
ABD ve Terör Örgütleri (PKK/YPG)ilişkilerini
Türkiye değerlendirmek ve ona göre adımlar atmaya devam etmelidir.
İdlib’de Rusya ile beraber hareket eden Türkiye, Rusya emperyalizminin stratejilerini iyi okumalı ve Rusya’nın Suriye’de elde ettiği kazanımları, Doğu Akdenizde değil Akdenizin tamamında uygulamak isteyeciği bilinmelidir.
Yeni Dünya Düzeninin çekişme alanı olarak karşımıza çıkan AFRİKA kıtasında ve giriş anahtarı olan ülkesi Libya’da da bunu elde etmek isteyecektir.
Türkiye Akdeniz’in tamamında boy göstermesi ile dün bizi terör örgütü PKK üzerinde karaya hapis etmek isteyenlerin bütün planlarını hem karada, hemde Akdeniz hamleleri ile denizlerde de bozması ile kendisine dayatılan bütün planları alt üst ederek haklı davasında var olduğunu göstermesi ile dengeler değişmiş ,ancak emperyalizmin emellerinden asla

vazgeçmeyeceğini tarihinden aldığı derslerle de devamlı bileceği gerçeğidir.
Akdenizin tamamında hem enerji kaynakları arama işlemlerini, kendi imkanları ile yerine getirme gücüne erişirken, aynı zamanında denizlerdeki diğer tehlikelere karşıda güçlü yapısı ile cevap vermeye devam etmektedir.
Ortadoğu’daki sorunların temelinde İsrail ve Filistin toprakları ile Irak ve Suriye dahil olmak üzere demografik yapılar değiştirilerek oluşturmak istenen sınır değişimleri ve ilhaklar karşısında güçlü sesi ile duran Türkiye karşısında ,düne kadar ilhaklara karşı duran Mısır dahil bir çok ülkenin İsrail’in yanında yer alması ile yeni kaos ve krizlerin Akdeniz dışında yeniden ortaya çıktığı süreçlerin yeniden başladığı dönemdeyiz.
Türkiye’nin Arap ve İslam dünyası ile bağını kesmek isteyenlerin Suriye ve Akdenizle yaptıkları bütün kuşatmaların kırılması,
Libya ile yapılan MEB anlaşması ile Akdeniz’deki planlarının yok edilmesi,
Libya’da UMH destek verilmesi ve bunda başarılı olunması ile oluşan yeni dengelerin Türkiye lehine dönmesi,
Türkiye’nin açıkladığı Akdeniz’deki yeni lisanslama haritası ile bunu dünyaya ve BM deklare etmesi ve kararlı tutumu,
Kürenin etrafındaki ülkelerin ve Yunanistan ,GKRK,İtalya, İsrail dahil Türkiyenin kazanımlarının farkına varmaları ve Akdeniz’deki İtalya ve İsrail dahil Türkiye ile beraber

hareket etme isteklerinin en alt seviyeden başlayarak basınlarıda dahil olmak üzere gündeme getirmeleri,
Batı Şeria ve Ürdün Vadisi ilhakında kararlı gözüken İsrail yönetimine karşı, Kürenin etrafındaki Arap ülkelerinin aslında sıranın kendilerinde geleceğini görmeleri açısından neler beklediği, buna cevabı yönetimlerden daha çok sokakların vereceği, bununla beraber Arap dünyasını yeni kaos ve krizlerin beklediği,
İsrail’in son politikaları ile Türkiye desteğine ihtiyaç duyacağı ancak Türkiye’nin politikalarının dün olduğu gibi bu günde aynı olduğu,
İsrail Devletine karşı, Arap olmayan Müslüman Ülkelerin Pakistan,Endonezya,Singapur ve Türkiye dahil olmak üzere sert cevap verecekleri,
Türkiye’nin İdlib’deki varlığı, Suriye’nin toprak bütünülüğünün korunması için olduğu,
İsrail’in güvenliği için ,önce Arap Milliyetçiliği politikalarına karşı başarı sağlayan ABD , bu günkü yeni politikası ise İsrail için yeni tampon devletler oluşturma ve işgal planlarına destek verme,
İran’ın Suriye ve Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki etkisini kırma ve tehdit unsuru olmasının önüne geçmek için bölgeden çıkarma,
İsrail Devletini destekleyen Arap ülkelerinin, enerji fiyatlarının düşmesi ile %35-40 oranındaki bütçe kayıpları ve bekleyen ekonomik sorunlar,

Türkiye’ye karşı hem içeride hemde dışarıda kaos ve kriz çıkarma, dün olduğu gibi bu günde Yunanistan üzerinden Türkiye’ye karşı söylemlere girmeleri,
Libya petrollerini el altından satarak terörist Haftere destek veren BAE’nin Libya kazanımları ile önüne geçilmesi,
Ortadoğu’da sorun oluşturarak kazananların kazandığı dönemin sonuna gelinmekte olup, çözüm odaklı yapıların kazanmaya başladığı yeni dönemde, Türkiye olmadan bölgede atılacak her adımda hiç bir başarı kazanılmayacağı gerçeğini görmeleri gerektiğidir.
Dr.Mehmet BOZKUŞ
Siyaset Bilimci [email protected]

Yorumlar