ABD İran Güç Gösterisi ve Pazarlık
Ortadoğu Güvenlik Mimarisi: Çok Kanallı Diplomasi, Tek Eşik – Savaş ya da Yeniden Tasarım
Ortadoğu’nun güvenlik yapısı, eşi benzeri görülmemiş bir uçurumun eşiğinde bulunuyor. Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD, ya kapsamlı bir anlaşmayı dayatmak ya da Haziran 2025 savaşındakilerden bile daha yıkıcı saldırılara yönelmek amacıyla, USS Abraham Lincoln uçak gemisi öncülüğünde Körfez’e büyük bir askeri yığınak yaptı. Buna karşılık İran rejimi, eşzamanlı iki varoluşsal krizle karşı karşıya: karşı koyamayacağı ölçekte bir askeri tehdit ve ekonomik hoşnutsuzluktan beslenen iç ayaklanmanın sert biçimde bastırılması.
Bu tabloda, Katar’ın da dahil olduğu İsviçre merkezli çeşitli arabuluculuk girişimleri devreye girerken, Umman en azından geçici olarak patlamayı kontrol altına alabilecek müzakereler için güvenilir bir arka kanal işlevini sürdürüyor.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir İranlı kaynağa göre, tehditlerin en yoğun olduğu anlarda dahi birkaç müzakere hattı sessizce işlemeye devam etti. Kaynak, sahada açık çatışmaya gidildiği izlenimi oluşsa bile Washington’la temasın hiçbir zaman tamamen kesilmediğini vurguluyor.
İsrail–ABD Ayrışması
İsrail cephesinde tablo daha farklı. Son iki yılda Tel Aviv, potansiyel tehditleri erken safhada ortadan kaldırmaya dayalı bir “silahlı bekleme” stratejisi benimsedi. Haziran 2025’te İran’ın askeri kapasitesinin önemli bir bölümünün imha edilmesinin ardından, Kudüs’teki Arap bir kaynağa göre İsrail, Tahran’ın müzakereleri yalnızca zaman kazanmak için kullandığı kanaatinde.
İsrail açısından İran’daki ekonomik çöküş ve protestolar, en büyük tehdit olarak görülen balistik füze programının hızla tasfiye edilmesi için bir fırsat olarak okunuyor. Bu yaklaşım, Trump yönetiminin görüşüyle örtüşmüyor. Washington’a göre yaptırımların etkisi, protestolar ve kontrollü diyalogla birleştiğinde, bu aşamada doğrudan askeri saldırıdan daha rasyonel bir baskı aracıdır.
İranlı kaynak ise müzakerelerin bir manevra değil, gerçek bir süreç olduğunu savunuyor. ABD’nin askeri tehditlerinin esasen bir baskı taktiği olduğunu; Trump’ın açık tehditlerden sonra geri adım atmasının da bunun kanıtı sayılması gerektiğini belirtiyor.
Çok Katmanlı Arabuluculuk Mekanizması
Bu süreçte en işlevsel kanal, Tahran’da ABD’nin diplomatik çıkarlarını temsil eden İsviçre Büyükelçiliği olarak öne çıkıyor. Tavsiyelerin, tekliflerin ve acil mesajların önemli bölümü bu hat üzerinden iletiliyor. Buna ek olarak Birleşmiş Milletler ve karşılıklı çıkar ofisleri gibi ikincil kanallar da mevcut.
Ortaya çıkan tablo, esasen İsviçre’nin merkezde olduğu, ayrıntılarda Katar’ın aktif rol oynadığı ve stratejik arka planda Umman’ın dengeleyici çerçeve sunduğu çok kanallı bir “karşılıklı niyet testi”ni yansıtıyor.
İranlı kaynağa göre, şu an en görünür arabuluculuk rolü, düğümlerin çözülemediği noktalarda devreye giren Katar tarafından yürütülüyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman’ın Tahran ziyareti de, belirli teknik ve siyasi tıkanıklıkları aşma amacı taşıyordu.
Umman’ın rolü ise farklı bir karaktere sahip. Maskat, günlük ve ayrıntılı müzakere yürütmekten ziyade, tansiyon yükselmesi hâlinde devreye girecek uzun vadeli bir stratejik çerçeve sunuyor. Bu rol, Umman’ın geçmişte hassas nükleer müzakerelere ev sahipliği yapmış olmasından kaynaklanan bir mirasa dayanıyor.
Körfez’in Hesabı: Savaşın Bedeli
Körfez ülkelerinin aktifliği, doğrudan arabuluculuktan ziyade, savaşın yıkıcı sonuçlarına dair uyarılar üzerinden şekilleniyor. Temel kaygı küresel ekonomi: geniş çaplı bir çatışma petrol fiyatlarını rekor seviyelere çıkarabilir, deniz ticaretini durma noktasına getirebilir ve enerji ile lojistiği felç edebilir. Bu senaryo, ABD’den Çin’e, Avrupa’dan İran’a kadar herkes için ağır sonuçlar doğuracaktır.
Trump’ın savaşı uzun vadede kazançlı bir seçenek olarak görmediği açık. Elindeki yaptırım kartını daha düşük maliyetli ve daha sürdürülebilir bir baskı aracı olarak değerlendiriyor. Buna karşın askeri çatışma, yanlış bir hesaplamayla kontrolsüz bölgesel savaşı tetikleyebilir.
İranlı kaynak, Washington’un İran’da hızlı bir iç çöküş beklentisinin gerçekçi olmadığını fark ettiğini belirtiyor. Tahran, güvenlik ve siber kontrol kapasitesini artırmış; protestoları koordine etmek için kullanılan uydu iletişim ekipmanlarının büyük bölümünü ele geçirmiş durumda.
Masadaki Asıl Dosyalar
Görüşmeler hâlâ çerçevenin çizildiği aşamada. Katar Dışişleri Bakanı’nın ziyareti, İran’ı nükleer programdan zenginleştirilmiş uranyuma, balistik füzelerden bölgesel vekil güçlere kadar tüm ihtilaflı başlıkları kapsayan çoklu müzakere formatını kabul etmeye ikna etmeyi amaçladı.
Trump’ın önerdiği anlaşma, İran rejimine iki sert seçenek sunuyor: ya savaş ya da milisler aracılığıyla “devrim ihracatını” durdurmak, zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmek ve balistik füze ile İHA üretimini sona erdirerek rejimi savunmasız bırakmak.
İranlı kaynağa göre alternatif senaryoda, İran’ın zenginleştirme hakkının ABD tarafından tanınması, buna karşılık belirli bir süre için geçici dondurma ve güven artırıcı önlemler gündemde. Füze dosyası ise tam söküm değil, denetim ve güvence çerçevesinde ele alınıyor.
Kudüs’teki Arap kaynak ise, İsrail’in büyük saldırılardan sonra zenginleştirme meselesini ikincil gördüğünü; Washington’un İran’ın elindeki yaklaşık 400 kilogram zenginleştirilmiş uranyumu satın almayı teklif ettiğini doğruluyor.
Güç Gösterisi ve Pazarlık
Trump, İran’ın iç zayıflığını fırsat bilerek, elektronik harp ve Tomahawk füzeleriyle donatılmış geniş bir filoyu Hint Okyanusu’ndan Akdeniz’e uzanan hatta konuşlandırdı. Bu yığınak, Trump tarafından “Venezuela’ya gönderilenden daha büyük” olarak tanımlandı. Amaç, rejimi devirecek topyekûn bir saldırıdan ziyade, kapsamlı bir anlaşmayı zorlamak.
Bu gerilimin zirvesinde Umman diplomasisi devreye girdi. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin 10 Ocak 2026’da Tahran’a yaptığı ziyaret, “kurtarma misyonu” olarak nitelendirildi. Washington’dan İran liderliğine iletilen mesaj netti: protestoculara yönelik infazları durdurun ve bizim şartlarımızla masaya dönün; aksi hâlde ölümcül bir saldırı kaçınılmaz olur.
Bu mesajın ardından Trump, İran’ın yüzlerce infazı durdurduğunu açıklayarak askeri müdahale tehdidini yumuşattı ve baskıyı kapsamlı anlaşmaya yöneltti. Aynı süreçte Trump’ın, İsrail saldırısını ertelemeyi Tahran’a karşı pazarlık kozu olarak kullandığı da anlaşılıyor.
İran İçinde Bölünme
İran’da Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin temsil ettiği reformist kanat, yaptırımların kaldırılması ve ekonominin kurtarılması karşılığında tavizlerin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Sertlik yanlısı kanat ise bu talepleri “stratejik intihar” olarak görüyor.
Devrim Muhafızları ve Dini Lider Ali Hamaney’e yakın çevreler, vekil güçlerden vazgeçilmesinin “ileri savunma” doktrininin çöküşü anlamına geleceğini, bunun da İran’ı gelecekteki savaşlara açık hâle getireceğini ileri sürüyor. Bu görüş, Keyhan gazetesinde açık biçimde dile getiriliyor: Tavizler rejimin caydırıcılığını değil, doğrudan varlığını aşındırır.



Yorum gönder