ABD–Ermenistan Nükleer İşbirliği ve Rusya’nın Tepkisi
ABD–Ermenistan Nükleer İşbirliği ve Rusya’nın Tepkisi
Soğuk Savaş döneminde Kremlin, Amerikan nükleer füzelerinin yarattığı tehditten kaygı duyuyordu. Bugün ise Rus liderler, sınırlarının hemen yakınında bir Amerikan nükleer reaktörünün inşa edilmesi ihtimali karşısında benzer bir tedirginlik sergiliyor.
ABD ile Ermenistan’ın 9 Şubat’ta, Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Erivan ziyareti sırasında bir nükleer işbirliği anlaşması imzalamasının ardından Kremlin, Ermenistan topraklarında ABD tasarımı bir nükleer santral kurulmasını engellemek amacıyla yoğun bir diplomatik ve ekonomik girişim başlatmış görünüyor. Medyada ABD’nin güvenilirliğini zedelemeye yönelik eleştirilerin yanı sıra Moskova, Ermeni yönetimini Rus nükleer teknolojisini tercih etmeye yönlendirmek için çeşitli ekonomik teşvikler sunuyor.
Ermenistan hükümeti, eskiyen Metsamor Nükleer Santrali’nin yerine geçecek yeni tesis için henüz nihai bir sözleşme imzalamış değil. Ancak Başbakan Nikol Paşinyan yönetiminin, Rusya’nın Ermenistan üzerindeki ekonomik etkisini azaltmayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir dış politika yeniden konumlanması çerçevesinde Amerikan seçeneğine sıcak baktığı yönünde güçlü işaretler bulunuyor. Ermeni yetkililer, yeni santralin modüler tasarıma sahip olacağını daha önce açıklamıştı. ABD ise küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisinde küresel öncüler arasında gösteriliyor.
Bu gelişme yalnızca Ermenistan’ı ilgilendirmiyor. Washington yönetimi, geleneksel olarak Rusya’nın hâkim olduğu Avrasya nükleer pazarında etkinliğini artırma arayışında. Azerbaycan, 10 Şubat’ta imzalanan stratejik ortaklık anlaşması kapsamında nükleer enerji alanında işbirliği imkânlarını değerlendirme taahhüdünde bulundu. Kazakistan da geçtiğimiz Aralık ayında Amerikan modüler nükleer teknolojisine ilgi duyduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın ABD–Ermenistan nükleer anlaşmasına verdiği sert ve çok boyutlu tepki, Kremlin’in bölgedeki atom enerjisi pazarındaki konumunun zayıflayabileceği yönündeki kaygılarını yansıtıyor. Moskova’nın endişeleri yalnızca jeopolitik değil; ekonomik boyut da son derece önemli. Devlet kontrolündeki nükleer şirket Rosatom, Kremlin için önemli bir gelir kaynağı ve özellikle Ukrayna’daki savaşın mali yükü düşünüldüğünde bu gelir daha da kritik hâle geliyor.
Moskova çeşitli argümanlar ileri sürüyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD’li şirketlerin Avrasya’da nükleer santral inşa etme konusunda yeterli deneyime sahip olmadığını savunarak, Amerikan yapımı bir reaktörün Rosatom projelerine kıyasla daha uzun sürede ve daha yüksek maliyetle tamamlanacağını iddia etti. 11 Şubat’taki basın toplantısında Peskov, “Rusya daha düşük maliyetle ve uzun yıllar boyunca daha yüksek kalite sunabilir” ifadelerini kullandı.
Bir gün sonra Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Amerikan modüler nükleer teknolojisini eleştirdi. Zaharova, söz konusu teknolojinin yeterince test edilmediğini ve bu nedenle risk barındırdığını ima ederek, “Amerikan teknolojisinin seçimi soru işaretleri doğuruyor. Washington’ın önerdiği küçük nükleer santraller yalnızca ABD’de mevcut değil; hatta kâğıt üzerinde bile tam anlamıyla netleşmiş değil” dedi.
Zaharova ayrıca Ermenistan’ın “henüz kanıtlanmamış Amerikan teknolojileri için bir test alanına dönüşebileceğini” öne sürdü ve modüler reaktörlerin maliyetinin tanıtım materyallerinde belirtilenden daha yüksek olabileceğini savundu.
Bununla birlikte Moskova yalnızca eleştirmekle yetinmiyor; teşvik edici bir dil de kullanıyor. Zaharova, Rusya’nın Ermenistan’a tercihli finansman modelleri sunmaya hazır olduğunu belirterek, “Tüm teklifler masada” mesajını verdi.
Rusya, yeni nükleer santral için cazip finansman seçenekleri sunmanın yanı sıra Ermenistan’ın tarım sektörünün geliştirilmesi ve demiryolu altyapısının yenilenmesi için de destek teklif ediyor. Interfax ajansının Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksey Overçuk’tan aktardığına göre Moskova, Ermenistan demiryollarının iki bölümünün onarımı için müzakerelere başlamaya hazır. Bu hatların, Yeraskh yakınlarında Azerbaycan demiryollarına ve Akhuryan yakınlarında Türkiye demiryolu ağına bağlanması planlanıyor.
Tüm bu gelişmeler, nükleer enerji alanındaki rekabetin yalnızca teknik bir mesele olmadığını; aynı zamanda Avrasya’da jeopolitik nüfuz, ekonomik çıkar ve stratejik yönelim mücadelesinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Ermenistan’ın vereceği nihai karar, yalnızca enerji politikasını değil, bölgesel güç dengelerini de etkileme potansiyeline sahip.



Yorum gönder