Şimdi yükleniyor

Nesrin Sipahi Kıratlı: Bulgaristan Türkleri Neyi Kaybediyor?

İdeolojiler Değil, Cepokrasi Kazanıyor: Peki, ya Bulgaristan Türkleri Neyi Kaybediyor?

Bir toplum, yüzyılı aşkın bir süredir ideolojiler arasında yer değiştiriyorsa, mesele artık hangi fikrin doğru olduğu değildir. Mesele, “neyin kaybedildiğidir”
Bugün Bulgaristan Türkleri için sorulması gereken temel soru şudur:
İdeolojik bir çoğulluk mu yaşıyoruz, yoksa “ilkesiz bir dağılmanın” içinde mi savruluyoruz?

Henüz seçim tarihi bile açıklanmamışken, yaklaşan sürecin nasıl bir atmosfer yaratacağını öngörmek zor değildir. Çünkü yaşananlar bir sürpriz değil; uzun süredir biriken bir zihniyetin, her seçim döneminde yeniden sahneye çıkışıdır.

Tarihsel seyre bakacak olursak, İdeoloji mi, yoksa Hayatta Kalma Refleksi mi?

Bulgaristan Türklerinin siyasal ve ideolojik geçmişine bakıldığında, kesintisiz bir yön değişimi dikkat çeker. Ancak bu değişimler çoğu zaman özgür bir düşünsel evrimin değil, “baskıların, kırılmaların ve hayatta kalma reflekslerinin” sonucudur.

1878–1908: Padişahçı – İttihatçı
1908–1923: Avrupa yanlıları – Atatürkçüler – Bulgarcılar
1923–1944: Çiftçiler – Dinciler
1944–1972: Komünistler
1972–1989: Bulgarcılar – Türkçüler
1989–1999: Türkçüler – Hak ve özgürlük savunucuları
1999–2024: Liberalizm kılığında “cepokrasi”
2024–2026: On Türkte on farklı ideoloji… ve yine de en başta “cepokrasi”

Bu tablo, ideolojik zenginlikten çok, “ortak bir ilke ve hedef zemininden kopuşu” göstermektedir.

Siyasal Tercihler Var, Ama…
Evet, Bulgaristan Türklerinin siyasal tercihleri vardır.
Bu toplum hiçbir zaman edilgen, düşünmeyen ya da yönelim üretmeyen bir kitle olmamıştır. Her dönemde farklı partiler, farklı fikirler ve farklı yollar arasında tercihler yapılmıştır.
Ancak sorun, bu tercihlerin zamanla anadili, kimlik, kültürel süreklilik ve kolektif haklar ile bağını yitirmesidir. Siyasal tercih vardır; fakat bu tercih artık toplumsal bir hedefe değil, “kısa vadeli kişisel kazançlara, geçici ittifaklara ve bireysel pozisyonlara” çıkarlara dayanmaktadır.

Tercih çoğalmış, fakat istikamet kaybolmuştur.
Cepokrasi: Dönemin Hakim Zihniyeti
Son çeyrek yüzyılın baskın ideolojisini tanımlamak için uzun tariflere gerek yoktur. Bu düzenin adı nettir: “cepokrasi”.
Cepokraside;
İlke değil, cüzdan belirleyicidir.Mücadele değil, makam değerlidir.
Hak savunusu değil, fon dili geçerlidir.
Bu sistemde ideolojiler araçsallaşır, kimlik pazarlık unsuruna dönüşür. Suskunluk “olgunluk”, uyum “başarı”, itiraz ise “marjinallik” olarak etiketlenir.
Kaybedilen Şey: Anadilin ve Kimliğin Merkezden Düşmesi

Bugün gelinen noktada en ağır kayıp şudur:
Anadili ve kimlik, siyasal merkezin dışına itilmiştir.
Anadili eğitimden sistemli biçimde çekilirken,
kimlik seçimden seçime hatırlanan bir slogana indirgenmiş,
toplumsal hafıza ise proje raporlarının dipnotlarında eritilmiştir.

Bu tablo ideolojik bir tartışma değil, “varoluşsal bir çözülmedir”.
Ve bu çözülme, sessizlikle derinleşmektedir.
Anadilin Yılda Bir Gün Hatırlanması:

Bugün Bulgaristan Türklerinin anadili, fiilen yılda bir güne sıkıştırılmıştır.
Anadili artık bir anayasal eğitim hakkı ya da kimliğin temel taşı olarak değil, 21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle yapılan sembolik açıklamaların konusu olarak hatırlanmaktadır.Ertesi gün ise anadili konusu çözüm sürecine varamaz…
Bu bir ihmal değil, normalleştirilmiş bir vazgeçiştir.
Anadili yılda bir gün hatırlanan bir toplum, aslında şunu kabullenmiştir:
Bu dil yaşasa da olur, yaşamasada.

Sonuç
Bulgaristan Türkleri bugün ideolojik bir metamorfozun içindedir; fakat bu bir degişim değil, “dağılmadır”.
On farklı ideolojinin varlığı çoğulculuk değil; “ortak paydanın kaybıdır”.

Siyasal tercihler elbette vardır.
Ama bu tercihler anadili, kimlik ve kolektif gelecekten kopuk kaldığı sürece, kazanan ideolojiler değil, “cepokrasi” olacaktır.

Bu bir kehanet değildir.
Bu, sahada görülen, yaşanan ve artık inkâr edilemeyen bir gerçektir.

Nesrin Sipahi Kıratlı (İspova)

Yorum gönder