Yuri MAVAŞEV: ABD, Hindistan’ın Rusya Ufuklarını Daraltmaya Nasıl Çalışıyor?
Çabahar Limanı meselesi, ABD’nin Yeni Delhi’yi stratejik perspektifinden ve özne olma vasfından mahrum bırakmaya yönelik uzun soluklu girişimlerinin yalnızca bir halkasıdır. ABD; Hindistan, İran ve Rusya arasındaki bağları koparmak için yoğun çaba sarfıyor.
ABD, Küresel Güney’i Rusya’dan koparma girişimlerinden vazgeçmiyor. Bu durum en belirgin şekilde Hindistan örneğinde görülüyor. Yeni Delhi ile yapılan yeni ticaret anlaşması kapsamında Washington, Hindistan mallarına uygulanan misilleme gümrük vergilerini %25’ten %18’e düşürecek. Ayrıca Trump, 2025 yılında Hindistan’ın Rus petrolü satın almasına tepki olarak getirilen %25’lik ek vergileri de iptal etti.
Bu “eşi benzeri görülmemiş cömertlik”, Hindistan’ın üzerine sebepsiz yere yağmadı; Yeni Delhi’nin Rus petrolü alımını durdurmaya yönelik “sözde” hazırlığına bir yanıt olarak geldi. Amerikan medyası, Başbakan Narendra Modi’ye, Moskova ile enerji alanındaki iş birliğinden bilinçli olarak vazgeçtiği yakıştırmasını yapmakta acele etti. Muhtemelen hayal güçlerini ateşleyen şey, Modi yönetiminin sosyal medyadaki bir paylaşımıydı; orada Modi, ABD ile ortaklığı “benzeri görülmemiş bir yüksekliğe” taşımak için Trump ile yakın çalışmayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etmişti. Amerikan medyası, bu mesajın tam olarak neresinde Rusya ile iş birliğinden vazgeçildiğine dair bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Yeni Delhi’den Rus petrol sevkiyatının durdurulacağına dair herhangi bir sinyal gelmediğini vurguladı. Dahası Moskova, ABD-Hindistan diyaloğunu Rusya-Hindistan stratejik iş birliğinden bağımsız, ayrı bir süreç olarak değerlendiriyor.
Şu bir gerçek ki, ABD-Hindistan anlaşması her halükarda, ABD’nin Hindistan karşıtı tarifeleri ve siyasi sürtüşmeler nedeniyle soğuyan ilişkilerde bir “reset” (yeniden başlatma) anlamına geliyor. Bu sürtüşmelere, Trump’ın geçen yıl Hindistan ve Pakistan arasındaki ateşkesin sağlanmasında kendisine pay çıkardığı açıklamaları da eklenebilir.
Amerikan medyası ve uzmanları, Hindistan’ın Rus sevkiyatından vazgeçme “sözünü” tutması halinde, Basra Körfezi ülkelerinden ihracatçıların dünyanın en hızlı büyüyen enerji pazarlarından birindeki paylarını artırabileceğini iddia ediyor. Onlara göre bu adım, Moskova ile iş birliği yapan diğer Güney ve Doğu ülkeleri için de “daha geniş sonuçlar” doğurabilir. Amerikalılar, bu tür bir yaklaşımın “Dünya Çoğunluğunu” temsil eden ülkelere yönelik açık bir tehdit gibi göründüğünden rahatsız olmuyorlar. Ancak bir konuda haklı olabilirler: Görünüşe bakılırsa anlaşma, gerçekten de tam olarak o “daha geniş sonuçlar” uğruna planlanmış.
Anlaşma, petrolün yanı sıra “Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru” (IMEC) projesini de canlandırabilir. İlk kez 2023’te Yeni Delhi’deki G20 zirvesinde sunulan proje, ABD destekli bir alternatif olarak Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimine karşı konumlandırılmıştı. Koridorun Hindistan’ı; Körfez limanları, demiryolu ağları ve İsrail üzerinden Avrupa’ya bağlaması öngörülüyordu. Gazze’deki savaşın başlamasıyla projenin uygulanması büyük ölçüde yavaşladı. 2025’teki ABD-Hindistan ticaret gerginliği projeye bir engel daha ekledi.
Bu gerginliğin yumuşaması bir engeli ortadan kaldırıyor ancak çözülmemiş temel sorunlar baki kalıyor: Arap-İsrail çatışması ve BAE ile Suudi Arabistan arasında büyüyen çatlak. Yine de Washington ve Yeni Delhi arasındaki ilişkilerin ısınması, teorik olarak koridora yönelik diplomatik ve ticari ilgiyi yeniden canlandırabilir. Her halükarda, Amerikalıların stratejik niyetinin tam olarak bu olduğu anlaşılıyor.
Daha etkili projelere karşı koyma konusuna gelince; ABD, “Kuşak ve Yol”un yanı sıra Rusya, Hindistan, İran ve diğer bölgesel oyuncuların dahil olduğu bir başka mega projeyi de durdurmaya çalışıyor: Uluslararası Kuzey-Güney Taşıma Koridoru (INSTC).
Bu, kolektif Batı’nın tüm Orta Doğu’nun ticaret rotaları haritasını yeniden çizme girişimidir. Hindistan’ın 2026-2027 mali yılı bütçesinde İran’ın Çabahar Limanı’nın geliştirilmesi için bir finansman öngörülmediğini öğrendiğinizde, bu konudaki son şüpheler de ortadan kalkıyor. NDTV’nin belirttiğine göre bu karar, İran ile ABD arasındaki artan çelişkiler ve Batı’nın Tahran üzerindeki devam eden yaptırım baskısı ışığında alındı.
Oysa Umman Körfezi kıyısında yer alan Çabahar Limanı, Kuzey-Güney Koridoru’nun en kritik unsurudur. Başlangıçta bağımsız bir proje olsa da, artık Mumbai’yi İran’ın Bender Abbas limanına ve oradan da Orta Asya’ya bağlayan büyük bir deniz düğüm noktası olarak INSTC’ye entegre edilmiştir. Mecazi bir tabirle bu liman; Hindistan için Pakistan’ı baypas ederek Orta Asya, Afganistan ve Rusya’ya doğrudan ulaşım sağlayan kara-deniz rotasının kapısıdır. Hindistan tarafından inşa edilen ve işletilen bu derin deniz limanı, transit süresini kısalttığı ve ticari bağların ufkunu genişlettiği için Yeni Delhi için stratejik öneme sahiptir. Ve anlaşılan o ki ABD, bu ufukları daraltmaya karar vermiştir.
Eğer bu endişeler doğrulanırsa, Hindistan ve İran arasında Mayıs 2024’te imzalanan Çabahar Limanı’nın geliştirilmesi ve işletilmesine ilişkin on yıllık anlaşma tam olarak hayata geçmemiş olacak. Oysa Yeni Delhi için bu, bölgesel ticaretin anahtar unsuru olabilecek ilk denizaşırı liman yönetimi projesiydi. Yine de, Çabahar gibi önemli bir lojistik merkezinden geçici ve zorunlu olarak vazgeçse bile, Hindistan’ın genel olarak Kuzey-Güney Koridoru’ndaki katılımını sürdüreceğine dair bir umut var. Projenin katılımcısı olarak Hindistan, yüklerini koridorun ayrılmaz bir parçası olarak görülen komşu Bender Abbas limanına ulaştırabilir. Çok şey, ABD ve İran arasında topyekûn bir savaştan kaçınılıp kaçınılamayacağına bağlı olacak.
Yuri MAVAŞEV Şarkiyatçı, Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü



Yorum gönder