Şimdi yükleniyor

Asif Nerimanlı: İran-ABD Hattında Diplomasi Çıkmazı

 

ABD’nin müzakerelerden kaçınması Tahran’ın tutumundan kaynaklanıyor. İran; Türkiye’de yapılması planlanan ve Arap ülkelerinin de katılacağı görüşmenin yerini Umman olarak değiştirerek iki hedefe ulaşmak istiyor:

1. İkili Format: ABD ile müzakerelerin doğrudan ve baş başa yürütülmesi.

2. Sınırlı Gündem: Görüşmelerin daha önce Umman’da yapılan toplantının gündemine uygun şekilde devam etmesi, yani sadece nükleer programla sınırlandırılması.

Bu hamle; ABD ve İsrail’in talepleri olan nükleer ve füze programı ile vekil güçlere destek meselelerinin gündemden çıkarılması ve Tahran’ın şartlarını dikte etmesi anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında Washington’ın itirazı beklenen bir durumdu. ABD’nin reddi, İran meselesinin masada çözülme ihtimalini zorlaştırıyor; ancak Washington diplomatik kapıyı henüz tamamen kapatmış değil.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran karşısındaki şartları net bir şekilde açıkladı: Nükleer program, balistik füzeler, terör örgütlerine (vekil güçler) destek ve hükümetin halka yönelik tutumu. Rubio’nun açıklamalarından, ABD’nin görüşme yerinin değiştirilmesini tartışabileceği ancak gündemi değiştirmeye niyeti olmadığı anlaşılıyor.

Askeri Senaryo ve Diplomatik Baskı

Umman görüşmesinin iptal edildiği haberlerini yalanlayan Tahran ise Cuma günü Washington ile görüşmelerin yapılacağını vurguladı. ABD’nin “müzakerelerden çekilme” açıklamasının, İran’ı askeri bir senaryo ile caydırmak ve masada yapıcı tartışmalara zorlamak için yapılmış bir hamle olması muhtemeldir.

Yine de mevcut durumda Tahran’ın ABD’nin taleplerini kabul etme ihtimali sıfıra yakındır; çünkü böyle bir gündem İran rejimi için teslimiyet demektir. Washington da kendi gündeminden ödün vermeyecektir. Bu gerçeklik ışığında, Umman görüşmesi gerçekleşse bile diplomatik çözüm seçeneğinin güncelliği azalmaktadır.

Burada bir nokta özellikle dikkat çekiyor: Askeri müdahale riskiyle yüzleşen İran, neden diplomatik kanalları tehlikeye atıyor ve “şart koşan taraf” olarak öne çıkmaya çalışıyor?

• Bölgeye askeri yığınak yapan ABD’nin müdahale konusunda tereddüt yaşaması.

• Bölge ülkelerinin askeri müdahaleye karşı çıkması ve Washington’ın ciddi bir muhalefetle karşılaşması.

• Rusya ve Çin’in (özellikle Pekin’in) desteği; İran’ın bu ülkelerle ortak askeri tatbikat planı bu görüşü destekliyor.

Tahran’ın Stratejisi Gerçekçi mi?

Ancak İran’ın bu “dikte çabaları” mevcut durumla örtüşmüyor:

• a) Bölgeye geniş çaplı askeri güç toplayan ABD, eve eli boş dönmek niyetinde değil.

• b) İran’ın Türkiye ve Arap ülkelerinin arabuluculuk girişimlerini reddetmesi, bölge ülkelerinin askeri senaryoya bakışını değiştirebilir.

Ayrıca, ABD’nin müdahaleyi kolaylaştırmak adına Çin’in tutumunu etkilemeye çalışması (Ukrayna savaşı nedeniyle Moskova, Pekin’e kıyasla belirleyici rol oynamıyor) beklenen bir gelişmedir. Trump’ın bugün Şi Cinping ile yaptığı telefon görüşmesinde İran dahil jeopolitik meseleleri ele alması ve aynı gün Washington’ın Tahran ile görüşmeyi reddetmesi tesadüf değildir. ABD, masada uzlaşmaya yanaşmayan İran rejimine karşı olası bir müdahalenin yolunu temizliyor olabilir.
Asif Nerimanlı 

Yorum gönder