HOLLANDA’DA IRKÇILIĞIN TEHLİKE ÇANLARINA İŞARETTİR

ZEYTİN DALI HAREKÂTI İLE İLGİLİ İRAN’IN TUTUMU

Rusiya Suriyada hansı maraqları güdür?..

Kırgız ressam çivi ve iple Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portresini yaptı

ZEYTİN DALI

Gündem 23 Ocak 2018
31

Zeytin dalı barış demektir, huzur demektir, adaletli paylaşım demektir. Tarih boyunca en mütevazı en anlamlı sembollerden biri olmuştur. Barış bir özlemdir.

Harekâtın adı güzel olmuş, algı yönetimi açısından iç ve dış kamuoyuna güzel bir mesaj verilmiş.

Öyle “bin yıllık meydan okumalar” falan yok.

Ayrıca zeytin ve zeytinyağı Afrin ekonomisi için çok önemli.

Ekonomide, sosyal yaşamda, siyasi şekillenmede barış özlemi ve ihtiyacı var.

Tüm Orta Doğu coğrafyasının ve ülkemizin barışa, huzura ve sakinliğe ihtiyacı var.

Çok karıştırdınız, insanları, toplumları birbirine fazlasıyla düşman ettiniz. Devletleri bölmeye kalktınız. Haritaları beğenmedik, yeniden çizeceğiz dediniz. Neyi başardınız? Sadece kan, gözyaşı, göç, kayıplar, uygarlığın zaiyatı…

Hiçbir ekonomik gerekçe bu kadar pervasız olamaz. Bu ihtiras kurbanı tutumlar uygarlığın kendini yok etmesine kadar gider.

Bölgedeki insanlar bir iki kuşaktır sıcak savaş yaşıyorlar. Yeter artık.

Makaleye yüreğimden gelen insani bir sesle başlamak istedim. Sanırım duygu ve düşüncelerimiz örtüşüyor.

Yaşananlara gelince:

Yaklaşık bir yılı aşkın süredir Afrin’e dikkat çektik. Suriye’nin kuzeyindeki sözde kantonların Doğu Akdeniz’e çıkışı için Afrin Suriye coğrafyasındaki son halka, sonra sıra Hatay’a gelir, İskenderun, Mersin ve Kıbrıs tehlike altında kalır; nihayetinde Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgemizde ve hatta Ege’de kayba uğrarız demiştik. Devlet aklı da böyle düşündü ki Afrin’e ilişkin kırmızı çizgi çizilmiş oldu.

20 Ocak 2018 saat 17.00’de harekât ‘Zeytin Dalı’ adıyla başladı.

Afrin, 2013 yılından başlayarak IŞİD’in ele geçirdiği Rakka, Menbic, El Bab ve Cerablus’tan kaçanlar için sığınak olmuştu. Yedi kasaba ve 365 köyden oluşan Afrin’in 400 bin civarındaki nüfusu göçlerle iki katına çıkmıştı. PKK Afrin’de 1980’li yıllardan bu yana varlığını sürdürmekteydi. 1990’daki oylamada PKK, Suriye Parlamentosuna 6 milletvekili göndermişti.[1]

Bölgede 15-20 bin civarı PKK/PYD unsuru olduğu ifade edilmekte.

PKK/PYD unsurları Suriye’nin kuzeyindeki sözde “Kobani”, “Cizire” kanton yapılarını Afrin’le birleştirmek için güneyde Menbic, El Bab’ın kuzeyi, Mare ve Tel Rıfat hattını, kuzeyde ise Cerablus ve Azez hattını kullanmak istiyorlardı. Bu plana birinci darbe Fırat Kalkanı Harekâtı ile vuruldu. Zeytin Dalı Harekâtı ile de ikinci darbe vuruluyor. Stratejiler çarpışıyor.

Harekâtın Türkiye açısından bir diğer önemli gerekçesi ise yeni bir olası göç dalgasının önlenmesidir. Şu anda 3,7 milyon Suriyeli kaçkına ev sahipliği yapan ve birçok zorlukla karşılaşan Türkiye’nin yeni bir göçe tahammülü yoktur.

Diğer bir gerekçe ise Astana Sürecinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile ilgilidir. Hatırlanacağı üzere 2017 yılı Mayıs ayında Rusya, Türkiye ve İran arasında Astana Süreci kapsamında sağlanan mutabakatla ‘Çatışmasızlık Bölgeleri’ kurulması kararlaştırılmıştı. İlk çatışmasızlık bölgesi 8 Temmuz 2017’de Ürdün sınırındaki Deraa ve Kuneytra eyaletlerinde oluşturuldu. Putin ve Trump Hamburg’da yapılan G-20 Zirvesi’nde yaptıkları görüşmede Deraa ve Kuneytra eyaletlerinin belli bölümlerinde ateşkes ilan edilmesi için mutabakata varmışlardı. Ürdün de sürecin içine alınmıştı. Bunu yine Temmuz ayının sonunda kararlaştırılan Şam’ın kuzeyindeki Doğu Guta bölgesindeki çatışmasızlık bölgesi izledi.

Üçüncü bölge ise Humus’un kuzeyinde 2017 yılı Ağustos ayı başında ilan edildi.

Dördüncü sıradaki bölge ise 2017 Eylül’ünün ortasında yapılan 6. Astana toplantısında ilan edildi. İdlib ve çevresini kapsayan bu bölgenin iç sorumluluğu Türkiye’ye verildi.

Türkiye kendisine tevdi edilen bu görevin ifası için İdlib’de gözlem noktaları tesis edecekti. Bölgedeki tehdit ve lojistik zorunluluklar nedeniyle henüz bunlardan ancak üçünü tesis edebildi. Söz konusu gözlem noktalarının sürdürülebilir olması askeri tabirle beka ve idamesi için ana ve tali ikmal yollarına ihtiyaç bulunmaktadır. İşte bunun için bölgeye giden güzergâhların emniyetinin sağlanması ve terör unsurlarının temizlenmesi gerekmektedir.

Afrin’in PYD unsurlarından temizlenmesi Suriye için de önemlidir. PYD aslında öncelikle Suriye için tehdittir. Öte yandan Suriye ve dolayısıyla Rusya için Halep-Şam Hattı’nın sağlama alınması maksadıyla İdlib’in muhalif terörist unsurlardan arındırılması ve kontrol edilmesi gerekmektedir.

Çatışmasızlık bölgeleri kurmaktaki amaç: terör unsurlarının etkisinin kırılması, çatışmaların önlenerek huzur ortamının tesis edilmesi, insani yardımın sağlanması ve Suriyeli savaş zedelerin yerleşim bölgelerine, evlerine geri döndürülmesiydi. Bu gerçekleştirilirse başta Suriye olmak üzere bölgede kargaşa istemeyen tüm devletler kazanacaktı.

Çatışmasızlık bölgeleri oluşturulurken ABD PYD’ye 4800 tır dolusu silah, mühimmat ve çeşitli malzeme yardımı yapıyordu. Maksat IŞİD ile mücadele olarak ifade ediliyordu. Ancak gerçek şu ki IŞİD bölgedeki misyonunu yitirmeye başlamıştı. Kazanımlarını da uygun şekillde PYD’ye devrediyordu. O halde PYD kime karşı silahlandırılıp takviye ediliyordu?

Yanıtını herkes biliyor artık. Bu silahlanmadan umulan hasıla bir özerk ve nihayetinde sözde bağımsız yapıya ait düzenli ordunun oluşturulmasıdır.

Birkaç gün önce ABD makamları bir “Sınır Güvenlik Gücü”nden bahsetti. Sayısı 30 bin. Hangi sınırın güvenliği?!

Sonra kısmi geri adımlar atıldı. Koalisyon Kuvvetleri ve Pentagon’dan yapılan açıklamaları hepimiz izledik:

ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyon sözcüsü Albay Ryan DİLLON Türkiye’nin Afrin’e muhtemel bir operasyonunda, koalisyonun oradaki PYD/PKK unsurlarını destekleyip desteklemeyeceği sorusuna “Afrin operasyon alanımız değil. Başta Ebu Kemal’in Kuzeyi ve Fırat Nehri’nin doğu yakasındaki alanlar olmak üzere, Orta Fırat Vadisi boyunca kalan ceplerde DEAŞ’ı yenmek üzere ortaklarımıza destek veriyoruz.” yanıtını vermişti.

Pentagon sözcülerinden Binbaşı Adrian Rankine GALLOWAY ise, Afrin’de bulunan PYD/PKK unsurlarına ilişkin, “Onları DEAŞ mücadele operasyonlarımızın parçası olarak kabul etmiyoruz. Onları desteklemiyoruz ve onlarla hiçbir işimiz yok.” ifadelerini kullandı.[2] Aynı sözcü Zeytin Dalı harekâtı başlayınca “Bütün taraflara gerilimi tırmandırmamaları ve en önemli görev olanIŞİD’i ortadan kaldırmaya yönelmeleri çağrısında bulunuyoruz” diyecekti.[3]

Bu geri adımlara rağmen ABD Dışişleri Bakanlğı sözcüsü Heather NAUERT ABD’nin görüşünü net olark ifade ediyordu: Türkiye’nin Afrin’e olası operasyonu ile ilgili olarak “Ankara Afrin’e saldırmak yerine IŞİD ile mücadeleye odaklanmalı” dedi.[4]

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson 17 Ocak 2018 günü Kaliforniya Stanford Üniversitesi’nde düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Suriye konusundaki kaygılarına kulak verdiklerini, bu kaygıları ciddiye aldıklarını söyledi. İran’dan stratejik bir tehdit olarak bahsederek, Washington’un İran’ın başta Suriye olmak üzere bölgedeki nüfuz artışını azaltmak için Suriye’de kalmaya devam edeceğini söyledi.

ABD cephesindeki farklı seslere rağmen aslında bir yeknesaklık var. Kısaca ‘Ben Fırat’ın Doğusu başta olmak üzere Suriye’de özellikle doğal kaynakların olduğu bölgede kalmaya devam edeceğim, bu bölgede İran’ın etkisini sınırlayacağım. PYD unsurlarını kendime müzahir ve yatırım yapılabilir görüyorum. Mümkün olduğunda bu yapıyı ırak’ın kuzeyindeki Kürtlerle birleştireceğim, bu maksatla onları eğitiyorum ve silahlandırıyorum. Onlara fazlaca dokunmayın diyor. ABD 1991’den bu yana Irak başta olmak üzere bölgedeki Kürtlerle ilgili yatırım yapıyor. Bu planlamasından kolay vazgeçmez. Ancak Türkiye’nin olmazsa olmazlarına kulak vermek zorunda. Üstelik olası devlet parçalanmalarının yaratacağı domino etkisini Türkiye, İran ve Rusya’nın yüksek tehdit algısıyla izlediğini görüyorlar. Üstelik Çin’in sakin adımlarla bölgeye gelişi ve İngiltere’nin politikasında hissedilen tutum değişikliği de işin cabası. Amerikalılar bu bölgeye yönelik planlarını gözden geçirseler kendileri ve herkes için iyi olacak.

Şimdi dönelim Zeytin Dalı’na.

TSK açıklamasında harekâtın ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları ve BM kararları (1624, 2170 ve 2178) ile BM’nin ilgili sözleşme maddesi (51)’ne dayandırılması, meşru müdafaa hakkına vurgu yapılması ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne atıfta bulunulması önemliydi. Uluslararası kamuoyunda haksız olarak nitelendirilmemiz imkânsız gibi.

Ülkemizin yüksek milli çıkarlarının geniş kesimlerce seslendirilmesi çok değerliydi.

Bölgedeki devletlerle harekât öncesinde gerekli koordinasyonların yapılması doğruydu.

Umarım olası kara harekâtı da harekât Fırat Kalkanı’ndan alınan dersler ışığında başarıyla sürer ve sona erir.

Bazı konulara özen göstermemiz gerekiyor.

Kara propagandaya dikkat edelim. Düşman unsurlar ve destekçileri tarafından mutlaka yapılacaktır. Harekâtın kamuoyundaki algısını sekteye uğratacak nitelikte olumsuz algı yönetimi çalışmalarına zekice engel olmak gerekir. İstihbarat ve psikolojik harekât çalışmaları fazlasıyla değerli olmalı.

Bilgisiz ilgiye dikkat edelim, Ekranlara çıkan yorumcular harekâtın safhalarını muğlak detaylarla anlatmamalılar. Eksik bilgi medyatik ilgiyle biraraya geldiğinde yanlış işler yapılabiliyor. Kamuoyu yanlış bilgilendirilebiliyor. Bu işi bizzat görevdeki ilgili askeri personel en doğru şekilde yapmalı. Doğrusu budur. Modern Devletlerde böyle yapılır,

Rica ediyoruz siyasetçiler harekâtın askeri boyutuyla ilgili gereksiz açıklamalar yapmasınlar. Harekâtın askeri hedefleri uygun şekilde ilgili makamlar tarafından belirtilmelidir (Fırat Kalkanı Harekâtından alınan dersler açısından önemli). Caydırıcılık az ve öz konuşmayla da sağlanabilir.

Medya kamuoyunu doğru ve zamanında bilgilendirmeli, ancak haber vermek adına Mehmetçiğin ve ülkenin güvenliğini tehlikeye atacak şekilde gafil muhbirlik de yapılmamalı. (Bu konuda BBC ve CNN örnek alınabilir.)

Harekât Türkiye Cumhuriyeti’nin harekâtıdır. Tüm risklerini göze almak ve akılcı olmak zorundayız. Devlet kurumlarıyla, siyasi partileriyle, sivil toplum örgütleriyle, medyasıyla soluyla, sağıyla bir bütünüz.

Zeytin Dalı’nın bölgeye huzur ve barış getirmesi dileğiyle.

(http://ankaenstitusu.com/zeytin-dali/)

[1] http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40489770

[2] http://aa.com.tr/tr/dunya/pentagondan-afrin-aciklamasi-/1032752

[3] https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-haberi-pentagondan-zeytin-dali-harekati-aciklamasi,OO9teRv8YEmGeAWQr545ew

[4] http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42741505

Rafet ASLANTAŞ
ANKA Enstitüsü Başkanı

Etiketler:
Yorumlar