İngiltere’nin Gazprom kararının perde arkası!

Հայաստանի տնտեսական ակտիվության ցուցանիշը հունվար-մայիսին աճել է 8.6 տոկոսով

İsrail-İran kəşfiyyat müharibəsinin yeni cəbhəsi-Afrika…

Olası ABD – İran çatışmasında Türkiye’nin izleyeceği strateji ne olur?

TERÖRLE MÜCADELEDE PSİKOLOJİK SAVAŞ: PKK VE EL BAB ÖRNEKLERİ

Gündem 23 Aralık 2016
500

Osmanlının son dönemlerinden beri çeşitli terör saldırılarına maruz kalan kadim Anadolu topraklarında on yıllardır değişmeyen oyunlar oynanmaya devam etmektedir. Bölgedeki en etkin güçlerden bir olan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Emniyet Teşkilatı bu sürece dayalı olarak kazandığı tecrübeler ile terör örgütlerine karşı koymaktadır. Ancak emperyalist devletler terörü bir araç olarak kullanmanın yanında çeşitli oyunlarla Türk Milletinin düşüncelerine şekil vermeye çalışmaktadır. Ne acıdır ki vatandaşlarımızın bir kısmı bu oyunlara alet olmaktadır. Özellikle siyasi karar alıcılara karşı muhalefet eden bir kısım insanlar artık Türkiye’nin çıkarlarını görmezden gelmektedir. Muhalefet etme noktasında bu grup dün dediklerini bu gün inkar noktasında hareket ederek hayati konularda ya hatalı eleştiri noktaları geliştirmekte ya da bu süreçteki psikolojik savaşa alet olmaktadırlar. Bu noktada özellikle neoliberalizmin yarattığı neosolcular etkin birer araçtır. Örnek olarak AB ve ABD’nin de yönlendirmesiyle AKP karşıtlığı bu kişilerde hat safhaya çıkmış ve bu noktada Türkiye’nin milli çıkarlarını savunmak yerine AKP’yi zor durumda bırakacak söylemler geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu kişiler geliştirdikleri söylemler artık AKP’ye zarar vermenin ötesinde Türk milletinin çıkarlarının ve Türk güvenlik güçlerinin terörle mücadele azminin zarar görmesine sebep olmaktadır.

PKK Örneği

PKK terör örgütünün İstanbul ve Kayseri saldırılarının ardından özellikle sosyal medyada bir grup “İnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir” cümlesini paylaşmaya başlamıştır. Normalde konu PKK’nın öldürdüğü insanlar olmasına rağmen altta psikolojik bir hedef yatmaktadır. TSK ve Emniyet güçleri bu gün Doğu ve Güneydoğu’da öldürdüğü teröristlere karşı “Tamam siz terörist öldürdüğünüzü düşünüyorsunuz ama insan öldürdüğünüz için davanız haklı değildir” algısı yaratılmaktadır. Türk emniyet güçleri bu gün Doğu ve Güneydoğu’da normal sivil vatandaşı öldürmemektedir. Kendisini yok etmeye, katletmeye, bölmeye gelen terör gruplarına karşı mücadele vermektedir. Kurtuluş Savaşı’nın temelinde yatan mantık “öldürmeye gelenlere karşı yaşama mücadelesi”dir. Aynı mücadele bugün Doğu ve Güneydoğu’da verilmektedir. Bu noktada diğer bir örnek ise yıllardır dile getirilen “TSK, 40 yıldır PKK’yı yenemedi” sözüdür. Bu Türk güvenlik güçlerinin terörle mücadele azmine vurulan en ağır darbedir. Bu noktada milli çıkarları düşünen biri “PKK, 40 yıldır Türkiye’den tek çakıl taş bile alamadı” demelidir. Terörle mücadele noktasında bilerek ya da bilmeyerek TSK karşıtı söylemler geliştiren kişiler kısaca terör örgütlerinin keleşine mermi olmaktan öte bir iş yapmamaktadır. Bu sözlerin özellikle terörizmi ve milli güvenlik teorilerini bilmeyenler tarafından dile getirilmesi nasıl birer araç olarak kullanıldıklarını da göstermektedir.

El Bab Örneği

Türkiye’nin Suriye’ye başlattığı operasyon devam ederken son dönemlerde ne yazık ki bölgeden gelen şehit sayısı her geçen gün artmaktadır. Son 16 şehit verdiğimiz dönemde bazı kesimler tarafından “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” soruları sorulmaya başlandı. Bu kesim Türkiye, IŞİD’e karşı ateş açmadığı dönemlerde AB ve ABD’ci bir ağızla Türkiye’yi IŞİD’i desteklemekle suçlamaktaydı. Ancak Türkiye’nin PKK/PYD ve IŞİD’e karşı başlattığı operasyona karşı bu seferde “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?” gibi sorular sorulmaya başlandı. Öncelikle Türkiye’nin Suriye’de bulunmasının nedeni 100 yıldan fazla bir süredir hayata geçirilmeye çalışılan haritalara karşı koymak, domino etkisiyle sadece birkaç sene sonra kendisini vurma ihtimali olan karışıklıklara karşı şimdiden önlem almak, sınırlarını çeşitli terör örgütlerinden temizlemek, Ortadoğu’da AB ve ABD tarafından parçalanmış Suriye yerine toprak bütünlüğünü sağlamış bir Suriye’nin tekrardan kurulmasına yardım etmektir. Bu kapsamda Türkiye aslında hem kendi çıkarları hem de bölgesel çıkarları için El Bab’tadır. Kilis’e roketlerin atıldığı dönemde Türkiye’yi bataklığa çekmeye çalışan grupların Türkiye-Rusya-İran anlaşması sağlandıktan sonra Türkiye’yi Suriye’de bulunmasından dolayı eleştirmesi işin psikolojik boyutunu gözler önüne serer niteliktedir. El Bab bölgesinin de bulunduğu 40X90 km’lik alanın yanı sıra bütün Türkiye-Suriye sınırının terörden temizlenmesinde Türkiye, Suriye ile birlikte aktif rol almalıdır. Bu süreçte verdiğimiz kayıpların telafisi mümkün değildir. Ancak şimdi atmadığımız adımların bedelini yaklaşık 10 yıl içinde daha ağır bir biçimde ödemek zorunda kalacağız. Ayrıca bugün AB ülkeleri ile ABD’nin Suriye’de bulunma nedenlerini sorgulamayanların Türkiye’yi eleştirmesi nereye hizmet ettiklerini gösterir niteliktedir.
Sonuç olarak Türkiye’de özellikle yaşanan gelişmeleri kıyısından köşesinden takip ederek, özellikle AB ve ABD’nin yeni oyuncakları olan neosolcuların söylemlerine dayanarak söylem geliştirmek en az PKK/PYD ve IŞİD kadar Türkiye’nin çıkarlarına ve Türk güvenlik güçlerinin terörle mücadeledeki azmine zarar vermektedir. Bu noktada yapılması gereken Türk Devletine, milletine ve güvenlik güçlerine sahip çıkmak onları korumaktadır. Bugün Türkiye’nin PKK/PYD’yi vurmasına ve Suriye’de koridor planını bozarak El Bab’a yönelmesi (sonra ise Menbiç’e yönelmesine) emperyalizmin merkezi AB ve ABD karşıdır. Bu süreçte Türkiye’de ve Suriye’de teröre karşı yürütülen operasyonlara karşı çıkanlar bulundukları safları kontrol etmelidir.

Amerika Araştırmaları ve Terör Uzmanı Emrah Kaya/ Kafkassam

Facebook- Twitter: @emrhky0407

Yorumlar