Rus askeri istihbaratının (GRU) yeni kuşak silahları Systema ve Nooscope!

Черкесское политическое движение продолжает усиливаться. Это сравнительно недавний феномен, последних пары десятилетий.

Նիկոլ Փաշինյանի պատմական այցը. բարձր նոտա Թբիլիսիում

DR. BABEK CAVANŞİR: “TÜRKİYE’DEN SONRA EN FAZLA TÜRK NÜFUSUNA SAHİP OLAN ÜLKE İRAN’DIR.”

Membiç öncesi Afrin’de NATO kendi içinde savaşıyor!

Gündem 22 Ocak 2018
233

TSK ‘nın yeni askeri harekâtı adlandırdığı ‘Zeytin Dalı’, ‘Erik Dalı’ gibi gevrek midir? basınca kırılır mı? Bunu Afrin operasyonu sonlanınca anlayacağız. Ancak dikkatimi çeken Arap, İran, Rus ve Avrupa basınında yer alan yorumlara bakıldığında bu askeri hareketlilikle birlikte NATO içindeki bir çatışma riskini göz ardı edilmemesi gerektiğine dair güçlü bir kanaatin yer aldığıdır. Özellikle NATO müttefikimiz Fransa’nın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e yönelik başlattığı Zeytin Dalı harekâtını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne götürme kararı hiçte müttefiklik hukuku ile bağdaşmıyor.(1)

Hiç şüphesiz Fransızların bu tutumların tarihsel arka planında 1. Dünya Savaşı sonrası sömürgeleştirdikleri Suriye’yi kollama refleksi var. Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian’ın BM Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdıklarını açıklaması, NATO üyesi Türkiye’nin NATO üyesi bir başka ülke tarafından kösteklenmesi değil mi? Fransızlar NATO içinde kendi çıkarlarını birlik çıkarlarından önceleyen yaptırımları ile tanınıyor. Örneğin NATO-AB işbirliği, Türkiye ve Güney Kıbrıs’ın çifte vetosu ve Fransa gibi bazı Avrupacı müttefiklerin uzlaşmaz tutumu nedeni ile bloke edildi.

Nedeni gelince NATO içinde, ittifak kurulduğundan bugüne süregelen ve Avrupa’nın NATO’dan bağımsız olarak kendi savunma kabiliyetlerini oluşturmasını öngören Avrupalı Müttefiklerin yarattığı bir Avrupacı ayrışmanın yaşanmasıdır. Bu ayrışmada Fransa hep başı çeker. Fransa, askeri bütünleşme/tam entegrasyon karşılığında NATO’dan ve ABD’den Avrupa savunma sisteminin geliştirilmesini gündem getirmişti. Bir diğer sorun da Fransa’nın NATO yönetiminde ve karar mekanizmasında Amerikalılar ve İngilizler gibi eşit şartlarda etkin olmasını istemesidir. Fransızlar, NATO’yu etkili bir askeri örgüt olarak, ancak bir siyasal karara dayalı hareket eden bir icra örgütü olarak değerlendirirler. Fransa NATO’nun yeni görevlerini kabul etmesine karşın, ittifakın bu görevleri almasını ve bu durumun bir Amerikan hegemonyasına varmasını istemez. Fransa’ya göre, NATO’nun rolü sadece kolektif savunma ile sınırlandırılmalıdır. Ama Fransızların unuttukları bir şey var; o da NATO yüzde 70 oranında ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ediyor ve artık uzun zamandır Avrupa’yı koruma görevini yerine getirmiyor. Ancak Türkiye’nin ‘Fırat Kalkanı’ ve ‘Zeytin Dalı’ operasyonları NATO askeri harekat planlanması dışında.

Bazı değerlendirmelerde Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin, Türkiye için Sovyetlere karşı koruyucu kalkan görevinde olduğu belirtilse de Türkiye’nin NATO’ya girme istek ve çabası, sadece Sovyet tehdidine karşı güvenlik sağlamak açısından değildir. NATO’ya girme kararı alan Türk yetkililer Türkiye’nin NATO üyeliğinin, ekonomik, siyasal ve askeri gelişme amaçlarına önemli ölçüde katkısı olacağını öngörmüştü. Bu çerçevede Türkiye’nin NATO’ya girişinde öncelik sırasının, askeri ve güvenlik ihtiyaçlarından çok, ekonomik ihtiyaçlara yönelik olduğu söylenebilir. Nitekim Türkiye NATO’ya girmekle; ordusunun modernizasyonunu büyük ölçüde gerçekleştirdi ve NATO savaş konseptini kendi güvenliği açısından yeniden düzenledi. ABD ve diğer NATO üyesi Avrupa ülkeleriyle aynı şemsiye altında, Batı sınırlarının güvenliğini büyük ölçüde korudu. Türkiye S-400 hava savunma sistemi alacağını açıklamasıyla NATO içindeki gruplaşmayı belirginleştirdi, çatlağı derinleştirdi ve özellikle ABD’nin restleşmesini test etti.
Türkiye NATO veto yetkisi olan önemli bir güç. Yeni yetme İslamcıların ve trollerin bilmediği bir şey var; Türkiye’nin en güçlü olduğu uluslararası kuruluş; “veto” hakkının bulunmasından dolayı NATO’dur. NATO’nun asli görevi, üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini korumak. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün askeri kanadından 1966 yılında çıktığı için pişman olan Fransa 2009’da Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’in girişimleriyle NATO’nun askeri kanadına ancak dönebilmişti. Fransa; kendine yakın olan; Sırbistan, Hırvatistan ve diğer Orta Avrupa ülkelerine yönelik; olası NATO harekâtlarını engellemek amacıyla NATO’da görmek istemediği ülkeler için de “veto” hakkına sahip olmayı istiyordu.
Fransa; BM’de ağırlığını kullanarak Bosna Hersek savaşında birliğin, Sırbistan yanlısı tutum takınmasını sağlamıştı. NATO’nun müdahalesini Sırbistan’a olan yakınlığı nedeniyle istememişken; Türkiye’nin tam üyeliği sayesinde ve ısrarlı çabaları neticesinde NATO; Bosna Hersek’e askeri kanadını sokmuştur. Bununla birlikte Türkiye’nin; güç dengelerinin birlik ve kuruluşlar tarafından yönetildiği bir dünyada; “veto” hakkının bulunduğu tek oluşumdan çıkması, zaten sıcak olan bu coğrafyada Türkiye’nin lehinden çok aleyhine olmayacak mı? Lütfen akıllı olalım!(2) Eğer trollerin ve yeni yetme İslamcıların aklına uyup Türkiye NATO’dan çıksaydı, Suriye’deki de facto durum, tamamen aleyhimize sonuçlanabilirdi. NATO üyesi ABD, diğer üyeleri aleyhimize karar almaya zorlayabilirdi. Ellerindeki örtülü ödenek kiriyle bu işlere müdahil olmasalar daha iyi olacak!
Türkiye, 28 üye ülke içinde ABD’den sonra en fazla askere sahip ülke konumunda. Türkiye, 1 milyon 369 bin askere sahip Amerika’nın ardından, 620 bin aktif asker sayısıyla ikinci sırada yer alıyor. Türkiye, askeri gücü itibariyle NATO üyesi ülkeler içinde ikinci sırada bulunuyor, hava gücü olarak da en önemli ülkeler arasında. Pentagon NATO müttefiki Türkiye’ye rağmen “YPG ile işbirliğini sürdüreceğiz” açıklaması yapmış, YPG’li Kürtleri stratejik ortak diye nitelendirmişti.(3) 15.11.2017’de ABD liderliğindeki DEAŞ’a Karşı Uluslararası Koalisyonun Sözcüsü Albay Ryan Dillon, açıkça Türkiye’ye karşı terör örgütü PKK’nın yanında olduklarını, teorik olarak koalisyonun sahadaki ortaklarını DEAŞ dışındaki saldırılara karşı koruma yükümlülüğü olduğunu söylemişti.(4) Şimdi birileri kalkıp Dillon dallamasına ‘büyük lokma ye büyük laf etme’ demeli. Türkiye’nin Afrin harekâtı; NATO askeri ittifakında ABD, Kanada, Avrupalı güçler ve Türkiye arasında parçalamakta olan derin iç gerilimleri su yüzüne çıkardı. Türkiye, NATO ittifakının bir üyesi olmakla birlikte, ittifakın başlıca hedefi olan ülkeden (Rusya), Suriye’de uzun süredir ABD ve onun Avrupalı müttefikleri tarafından desteklenen Kürt güçlerine karşı destek istiyor.

Afrin’e yönelik Türk askeri harekâtı, hiç kuşkusuz, Türk askerlerini yalnızca ABD destekli Kürt milislerle ya da ülkenin kuzeyine doğru ilerlemeyi sürdüren Suriye askerleriyle çatışma içine sokmakla kalmayacak; NATO içindeki gerilimleri daha da tırmandıracaktır. Türk askerleri, aynı zamanda, PYD/YPG kontrolündeki topraklarda bulunan 2.000 dolayında Amerikan askeriyle çatışma riskini de alıyorlar.(5) Kim ne derse desin, Afrin’in düşmesi, ABD’nin Kürtleri savunmak istemediği ya da savunacak durumda olmadığı algısını özellikle Kürtler arasında güçlendirecektir. Ayrıca Suriye’de görülen tablo net olarak şöyledir; NATO üyesi Türkiye; bir başka NATO üyesi ABD tarafından palazlandırılan ve yıllardır Türkiye’ye karşı terör eylemlerini tırmandırarak Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini tehdit eden terörist bir yapılanmayı hedef tahtasına oturtmuştur. Aslında hedef tahtasına oturtulan sadece Pentagon beslemesi PYD/YPG değil onlarla birlikte Amerika’nın kendisidir. ABD, Türkiye’nin milli çıkarlarını umursamamanın bedelini Kürtler üzerinden ödeyecek gözüküyor.

TSK neden Afrin’e yöneldi? Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin Çayı’nın iki yakasında uzanan Afrin, stratejik bir bölge. Doğusunda Azez, güneyinde idari olarak bağlı olduğu Halep’in bulunduğu Afrin’in güneybatısında İdlib’e bağlı bölgeler var. Kuzey ve batı tarafı tamamen Türkiye sınırıyla çevrili. Yüzölçümü yaklaşık 3 bin 850 kilometrekare olan dağlık Afrin, YPG’nin Suriye’deki diğer kontrol alanlarından coğrafi olarak kopuk bir mevkide. Şam rejiminin 2012 yılı verilerine göre Afrin’in nüfusu 523 bin olarak belirtilirken Suriye’deki iç göç nedeniyle bölgenin nüfusunun son dönemde arttı. Afrin bölgesinde irili ufaklı 350 köy, kasaba ve belde bulunuyor. Bunların en önemlisi Afrin merkez, Cenderise, Bulbule, Veşiye, Racu ve Şara olarak biliniyor. Afrin bölgesinden, ayrıca, Türkiye sınırları içinden gelip Halep’e kadar uzanan bir de demiryolu geçiyor. Bölgenin stratejik önemi, Fırat Kalkanı bölgesi olarak bilinen Carablus-Bab-Azez bölgesinin, muhaliflerin kontrolündeki İdlib bölgesinden ayırması nedeniyle bir kat daha artıyor. Türkiye, Afrin’i kontrol altına alarak Fırat’ın batısındaki Carablus’tan Akdeniz’e kadar uzanan sınır hattını güvenliğe almayı hedefliyor. Bu da Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesinin birleştirilmesi planlarının sonu anlamına gelecek. Rusya, YPG ile iyi ilişkiler kurarken ABD ise Afrin’de bulunmamasına rağmen DEAŞ terör örgütüne karşı mücadelede ön safta olması nedeniyle YPG militanlarını destekliyor. Operasyon başarıya ulaştığında Kürt Koridoru’nun Akdeniz’e uzanma ihtimali ortadan kalkacak.(6)
Haberlerde izlemişsinizdir, operasyona katılan bir askere muhabir soruyor, hedef neresi cevap çok net, Kızılelma! Türkiye’nin Afrin sonrası hedefi Mümbiç (Membiç). Askeri operasyonların Afrin’le sınırlanmayacağı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ifade edildi. Afrin operasyonunun sahada fiilen başladığını bunu Münbiç’in takip edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Madem Münbiç’te bize verilen sözler şu ana kadar yerine getirilmedi, bunun gereğini yapmamıza kimsenin söyleyecek sözü olamaz, Irak sınırına kadar ülkemizi kuşatmaya çalışan bu terör pisliğini temizleyeceğiz.” demişti. Anadolu Ajansı Arapça Servisi, Suriye Muhalefeti Ulusal Ordusu’nun Menbiç kırsalında operasyon başlattığını resmen duyurdu. İlker Başbuğ’un “Afrin’e operasyon zor bir harekât. Siyasi açıdan, Menbiç’e yapılacak bir harekât, Afrin’e yapılan harekâttan daha karmaşık ve zor olur. Orada, ABD, Rus ve Suriye askeri var.” Sözleri de Membic harekâtının planlandığını gösteriyor.(7) Nitekim AK Parti’nin kurucu isimlerinden ve eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın, Afrin harekâtını Menbiç ve Fırat’ın doğusunda düzenlenecek harekâtların izlemesi halinde Türkiye ve ABD ordularının çatışabileceğini gündeme taşıması, harekâtın yeni rotasını net şekilde ortaya koyuyor.(8) ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Joseph Votel, Türkiye’nin El Bab’dan sonra ilerleme olasılığı bulunan Menbic’i bu tür bir ‘saldırıya karşı’ koruma sözü vermiş, YPG’nin ana parçasını oluşturduğu SDG’ye de Rakka için ağır silah vaat etmişti.(9) Bekleyelim ve görelim. Membiç’te ABD, Rus ve Suriye askeri varsa Amerika’nın işi daha zor. Afrin’de olduğu gibi Rus tarafı endişelerini dile getirir ve “provokasyonu engellemek” adına Membiç’ten birliklerini çektiğini duyurur. Türkiye Afrin öncesi gibi Rusya (Suriye) ve İran’la mutabakata vararak, Suriye Hava sahasının savaş uçaklarımıza açılmasını sağlar. Suriye ve Rusya’ya ait hava savunma sistemleri devre dışı bırakılır. Sahada ki taraflar askeri operasyon öncesi bilgilendirilir. NATO müttefiki Türkiye ile ABD arasında doğrudan bir çatışma yaşanır mı işte o zaman görürüz.

Bakınız:
1- http://www.dw.com/tr/bm-g%C3%BCvenlik-konseyi-afrin-g%C3%BCndemiyle-toplan%C4%B1yor/a-42248540
2- http://kafkassam.com/nato-krizinin-perde-arkasinda-pesco.html
3- http://www.karar.com/dunya-haberleri/pentagondan-ypg-aciklamasi-isbirligini-surdurecegiz-672654
4- http://www.haber7.com/dunya/haber/2472460-abdli-komutan-turkiye-afrini-vurursa
5- http://www.wsws.org/tr/articles/2018/01/20/turk-j20.htm
6- https://turkish.aawsat.com/2018/01/article55373265/turkiyenin-afrine-mudahale-sebebi-ypg
7- https://www.cnnturk.com/turkiye/ilker-basbugdan-zeytin-dali-operasyonu-yorumu-agir-silahlar-var-afrine-operasyon-cok-zor-bir-harekat
8- https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201801211031901734-yasar-yakis-turkiye-suriye-abd-catisma/
9- https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2017/02/25/abd-menbici-tskye-karsi-koruyacak/

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar