İsrail’in eski bakanı İran ajanı suçuyla yakalandı

Çin’in Türkiye, ABD’nin Rusya sevdası

Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

Portekiz’in Yahudi açılımı ve Türkiye Yahudilerini Portekiz’e kim gönderiyor!

KERİMOV SONRASI TÜRK DÜNYASI!

Gündem 3 Eylül 2016
1.355

Ölen Özbekistan Cumhurbaşkanına rahmet dileyen Türkçüler görüyorum.

`Neden bu haldeyiz?` daha iyi anlıyorum.

Her ölünün ardından rahmet dilenmek zalime dua, mazluma ihanettir…

1991`de Türkiye’yi ziyaret eden İslam Kerimov “Eğer Türkiye bize destek olursa, Özbekleri bundan sonra kimse boyunduruk altına alamaz. Atatürk ilkeleri bizim Özbekistan’da yapmak istediklerimizle paraleldir, ben Atatürk’e hayranım ve O’nun Türkiye’de başardıklarını Orta Asya halklarının da başaracağını ümit ediyorum” demişti. Hatta Kerimov’un Türk dünyasına dair vizyonu da oldukça cesaret vericiydi. Zira Özbek liderin perspektifi “Ben Türk Halklarının birliği düşüncesini savunuyorum. Bu birlik mutlaka gerçekleşmelidir. Politik bir birlikten ziyade ekonomik bir birlik kurulabilir. Bunun adına Türk Ortak Pazar’ı da diyebilirsiniz” diyebilecek kadar ilham vericiydi.

Ne var ki Türkiye-Özbekistan ilişkileri, Kerimov’un 1991’de ortaya koyduğu vizyonu hiç yakalayamadı.

Bilirsiniz Türkiye`nin Türk Dünyası vizyonu konusunda hep yetersiz kaldığını savunanlardanım, ama Özbekistan`la o vizyonu yakalama konusunda Türkiye`nin hiç suçu yoktu…

Çünkü Kerimov o cümleleri samimiyetinde kurmamıştı, bir önceki SSCB devletinden en üst görevlerde bulunmuş, SSCB`nin dağılmaması için elinden geleni yapmış ve hatta adı yolsuzluklara karışmış bir devlet adamı olmasına rağmen Özbekistan`ın bağımsızlığı sonrası devlet başkanı olmuştur.

SSCB`nin dağılmasını istemeyen birinin bağımsızlık sonrası lider olması çok ilginçtir.

Bu karanlık ve karmaşık durumda göreve gelen Kerimov`un ozaman Türkiye`ye ihtiyaç durması normaldi ve oda kısaca onu yapmıştı.

Samimi olmadığını ise daha sonraki icraatlarından anlıyoruz.

Örneğin: Türk dünyası ya da son dönemde söylendiği gibi “Türkçe konuşan devletler” arasındaki organizasyonların hiç birisinde Özbekistan yer almıyor.
Kerimov Türkiye’nin bulunduğu uluslararası organizasyonlarda bulunmaktan hep kaçındı.

Sadece Türkiye`yen mi Azerbaycan`a da aynı tavrı takındı hep.

Oysa Özbekistan sadece Türkiye için değil tüm Türk Dünyası için oldukça önemli bir ülkeydi…

İlk olarak, Ankara için bir bütün olarak Türkistan’ın önemi, öteden beri bu coğrafyanın, Türk halkı için taşıdığı manevi değerden kaynaklanıyordu.

Bu yüzden Türkiye’nin bölgeyi “Ata Yurdu” olarak görüyor ve her zaman maddi değil manevi yaklaşıyordu.

Özbekistan, Türkistan cumhuriyetleri içinde nüfus yönüyle en büyük ve en homojen; coğrafi olarak da üçüncü büyük ülkeydi…

Özbekistan’ın bazı şehirleri Türkiye için en az Konya, Bursa, Erzurum kadar bilinen kentlerdi.

Buhara, Semerkant, Hive gibi şehirler İmam Buharî, Şeyh Nakşibendî, İmam Tirmizî gibi İslam büyükleri, İbn-i Sina, Biruni, Harezmî ve Ali Kuşçu gibi bilim adamları, Emir Timur ve Uluğ Bey gibi büyük devlet adamları ile Ali Şir Nevaî gibi şairlere ev sahipliği yapmış şehirlerdir.

Tüm bunlara rağmen, günümüzde ikili ilişkilerde ciddi sorunlar hep yaşandı.
Türkiye`nin bu konuda eksik olmasına rağmen asıl sorun devleti idare eden İslam Kerimov`du.

Kerimov`un Türkiye`ye tepki almasının en önemli sebeplerinden biri başta Muhammed Salih olmak üzere, Özbek muhalefetine verilen destek; ikincisi Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov’a karşı bombalı eylemi gerçekleştirenler arasında yer alan, Özbek muhalefetinden Aybeg İbrahimov’un iki ülke arasında yapılan suçluların iadesi anlaşmasına rağmen Özbek yönetimine teslim edilmemesiydi.

Ayrıca en önemli sebeplerden biride Özbekistan`ın “insan hakları ihlalleri” nedeniyle AGİT’te yoğun eleştirilere maruz kalmasına karşın Türkiye tarafından savunulmamasıydı.

İyi de Kerimov`un savunulacak bir şeyi yoktu ki.

Adı ‘İSLAM’ olmasına rağmen en büyük zulmü Müslümanlara yapıyordu.

Peki ömrü boyu devlet yöneten, aile boyu rüşvete yolsuzluğa bulaşan bu devlet başkanının ülkesine karnesi nasıldır:

-Şu anda Özbekistan’da 5 milyon çocuk pamuk kölesi iken, 5 milyon işsiz vardır.

-Cezaevlerinde tutulan yaklaşık 20 bin siyasi düşünce suçlusu ve ülkesini terk etmek zorunda bırakılan 5 milyon mülteci bulunmaktadır.

-Başta İslam Kerimov olmak üzere, Andican’da 3000 kişinin alenen katledilmesi emrini veren diğer tüm sorumlular insanlığa karşı işlenen bu suçlardan dolayı yargılanmamıştır.

-Özbekistan açık hava cezaevi gibi yönetilmekte ve sonuç olarak Özbekistan Parlamentosu ve Yargıçları dâhil, ülkedeki 27 milyon insan esaret hayatı yaşamaktadır.

-Yüzlerce işadamı tutuklanarak tüm malvarlıkları gasp edilmiştir

-Evrensel ve uluslararası hukuktan kaynaklanan ‘temel yaşama hakkının ve insanî hak ve hürriyetlerin ihlali insanlığa karşı işlenen bir suçtur.

-Özbekistan anayasasına göre iki dönemden fazla cumhurbaşkanlığı yapılamaz. Ancak görev süresi dolmasına rağmen bu süreyi sürekli uzatan İslam Kerimov ölene kadar o koltukta kaldı.

– Rusya ve Çin ile anlaşarak İslam`a yönelik, Türklere yönelik her türlü katlamamı “muhalifler” diyerek yıllarca yaptı.

Şahsi servetinin 9 milyar dolar olduğu söylenen bu diktatörün Türk Dünyasının birleşmesine verdiği zararlar, binlerce insanı haksız yere katletmesi, Türk ve İslam düşmanı bütün unsurlarla anlaşma yapması dolayısı ile rahmetle anmak zalime hizmet, mazluma ihanettir.

Bu yüzden bazı ölümler hayırdır, bu adamın ölümü de Türk dünyası için bir hayrıdır, yeni bir adımdır.

Sonuç olarak:

Türkiye artık bu ölüden sonra Özbekistan politikasına yeniden ve daha kararlılıkla hız vermelidir.

Çünkü Özbekistan ile ilişkiler normalleşmeden Türkiye bölgede söz sahibi olamaz.

Bunun için ise; Türkiye’ye Özbekistan`ın bundan sonrasını iyi okumalı ve bölgede iktidara gelebilecek yeni oluşumlara katkıda bulunmalıdır…

Özelikle: TİKA ve Yunus Emre Merkezlerine bu konuda büyük görevler düşmektedir.

Özbekistan ile ilişkilerimiz de Azerbaycan ile yürüttüğümüz kardeşlik ve stratejik ortaklık prensiplerimiz referans alınmalıdır.

Zira Türkiye tüm Türk dünyasına açılırken Azerbaycan`la olan ilişkilerimizi referans almalıdır.

Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin özeti ise: karşılıklı sevgi ve saygıda da sınır tanımaz ikiz kardeşliktir.

Ayrıca Özbekistan gibi sorunlu kardeş devletlerimize açılırken mutlaka Azerbaycan ile beraber gitmelidir.

Ancak böyle ikiz-üçüz-dördüz oluruz ve devamı gelir…

Yoksa “bir millet, yedi devlet” anlayışı sadece slogan olarak kalacaktır.

Türkiye yeni dönemde Özbekistan`ı iyi okuyamasa Kerimov`un hem de OXFORT`ta okumuş kızları ile o coğrafyada zulüm ve Türk Dünyasındaki ayrılıklar devam edecektir.

Selçuk Düzgün/siyasetcafe

Yorumlar