Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

Portekiz’in Yahudi açılımı ve Türkiye Yahudilerini Portekiz’e kim gönderiyor!

PAŞİNYANIN BİZƏ QARŞI ARTAN TƏXRİBATLARINA NƏ ZAMAN CAVAB VERİLƏCƏK?

İran’la İsrail mi Anlaştı ?

İran’da Yaşanan Gösterilere Dair

Gündem, İran 7 Ocak 2018
113

İran’da Muhafazakarlar Ruhani’yi yıpratmaya kalktı. Bunu kendilerine yakın “kredi kuruluşlarının kapatılması” sonrası oluşan toplumsal tepki dalgası ve Trump’ın Tahran’a yönelik olumsuz tutumu nedeniyle düzelmeyeceği anlaşılan ekonomik sıkıntıların oluşturduğu huzursuzluk ile birleştirmeye çalıştı ve en güçlü oldukları Meşhed’den başlattı. Ancak böyle bir hareketlilik doğal olarak toplumsal muhalefetin farklı kesimlerini de hareketlendirdi.

Farklı şehirlerde farklı talepler ve hayat anlayışlarıyla ama aynı tepki dalgası ekseninde gösteriler yapıldı. Etnik faktör, Kirmanşah’ta Kürtler ve Ahvaz’da Araplar özelinde çok az da olsa belirdi ancak Türkler ve Tebriz’den destek çıkmadı. Olayların Meşhed’den başlamış olması ve muhafazakarların Ruhani karşıtlığının bilincinde olunması, her türlü toplumsal huzursuzluğu ülkenin Farslardan sonra en büyük toplumsal grubu olan Türklerin üzerine yüklemeye dünden razı olan bir rejimin içerisinde yaşandığı gerçeğini çok iyi bilen İran Türklerinin protesto gösterilerini yalnızca izlemesini beraberinde getirdi. Geçen günler içerisinde gösterilere müdahalenin olabildiğince kontrollü olması, devlet yöneticilerinin (özellikle de Ruhani’nin müspet tavrı) yaklaşımları ve pek tabi ki Devrim Muhafızları ile Besic’in gösterilere müdahale etmemesi sonrasında toplumsal hararet düştü. Batı Basını’nda olaylara ilişkin haberler belli oranda abartılsa da (evet ölümler yaşandı ve belki daha da olacak), yaşanan gelişmeler 2009’daki protesto gösterilerinin gerisinde kaldı. Açık konuşmak gerekirse, protesto gösterilerinin kontrolden tamamıyla çıkmasını ve toplumsal/siyasal muhalefetin bütün katmanlarıyla sürece müdahil olmasını engelleyen ve protestonun şiddetini düşüren en önemli husus ise ABD Başkanı Donald Trump ile avanesiyle, Suudi Arabistan ve Körfez’deki ortaklarının İran’daki gelişmelere etki etmeye çalışması oldu. Nitekim İran halkı, her ne kadar yönetimi altında olduğu rejimden hiç hoşnut değilse de, yıllardan bu yana kendilerini çeşitli ekonomik, teknolojik ve siyasal kısıtlamalar ile baskılayan ve hatta İran halkına “terörist” yaftasını dahi yapıştırmaya kalkan bir lider tarafından yönlendirilme görüntüsüne destek vermeyecekti. Dış müdahale, yalnızca söylem bazında da olsa, çok köklü bir devlet geleneği olan İran çapında ters tepti ve olayların yatışmasında ya da etkisinin azalmasında önemli bir rol oynadı.

İran halkı, ileride böyle bir harekete tekrar kalkışabilir. Ancak unutulmaması gereken husus, aynı halkın, kendi huzursuzluğunu ve çaresizliğini kendilerine “düşman” gözüyle bakan bir dış aktörün bölgesel stratejilerine entegre etme anlayışına destek vermeyeceğini göstermiş olmasıdır. Gelecekte belki devrim olacak ve “Molla Rejimi” yıkılacaktır. Ancak, bu devrim ya da değişim, dışsal aktörler istediği için değil, İran halkı öyle öngördüğü için gerçekleşecektir.
Göktürk Tüysüzoğlu

Yorumlar